Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna baksınlar? Onlar bunlardan daha çoktular, kuvvetçe daha güçlüydüler ve yeryüzünde daha derin izler bıraktılar. Kazandıkları şeyler onlara hiçbir fayda sağlamadı.
Diyanet Vakfı
Onlar yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur, görsünler! Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakımından da daha sağlam idiler. Fakat kazandıkları şeyler onlara asla fayda vermemiştir.
Kurtubi Tefsiri
Kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmaları için, yeryüzünde gezip, dolaşmadılar mı? Onlar bunlardan daha çok, kuvvetçe de, yerlerinde eserleri itibarı ile de daha güçlü ve daha çetin idiler. Ama kazanageldikleri şeyler onlara fayda vermedi.
“Kendilerinden öncekilerin” geçmiş ümmetlerin geriye bıraktıkları izlerini görsünler diye
“akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmaları için yeryüzünde gezip, dolaşmadılar mı? Onlar bunlardan” sayıca
“daha çok kuvvetçe de yerlerinde eserleri itibarı ile de daha güçlü ve daha çetin idiler; ama kazanageldikleri şeyler” inşa ettikleri yapılar, mallar, sahib oldukları çocuklar ve onlara tabi olan kimseler
“onlara fayda vermedi.”
Buna göre; “(……..): …me…” olumsuzluk edatı, red ve inkâr içindir. Yani bunların onlara hiçbir faydaları olmadı. Bu edatın istifham (soru edatı) olduğu da söylenmiştir. Yani helâk edildikleri vakit kazandıklarının kendilerine ne faydası oldu?
“Daha çok” lâfzı munsarıf değildir, çünkü: veznindedir. Kûfelilerin iddia ettiklerine göre munsarıf olmayan herbir lâfzın munsarıf olması mümkündür, ancak bundan daha üstün anlamını ifade eden kipin vezni olan: veznindeki lâfızlar eğer beraberinde; ” …den, dan” var ise şiirde olsun, başka yerde olsun hiçbir şekilde munsarıf gelemez.
Ebû’l-Abbas dedi ki: Eğer munsarıf gelmesinin engeli: “…den, dan” edatı olsa idi, o takdirde: “Senden daha iyisine ve senden ve Amr’dan daha kötüsüne yolum düştü” demlememesi icab ederdi.