Mükreh’in boşamasının geçerli olmayacağı noktasında İmam Ahmed’den ihtilaflı bir görüş gelmemiştir. Bunu, İmam Malik, Evzfi, İmam Şafiî, İshak, Ebu Sevr ve Ebu Ubeyd söylemiştir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah, ümmetinden hatayı, unutmayı ve zorla yaptırılan şeylerin (günahını) kaldırmıştır.” (Buhari)
Hz. Aişe’den aktarıldığına göre o, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “İğlak’ta talak ve köle azadı olmaz.” buyurduğunu işitmiştir. “İğlak” ise tehdit altında bulunmasıdır. Bir o kişi isteksiz olarak söylediği bu sözü, hak edilen yere gitmediği (haksız olduğu) için, bu sebeple boşama hükmü sabit de olmamaktadır. Bu, tıpkı ikrah altında küfür kelimesi söyleyenin durumuna benzer.
Sevri, Ebu Hanife ve iki sahibi olan (Ebu Yusuf ve Muhammed) ise bu boşamasının caiz olacağını söylemiştir. Çünkü bu, mükellef olması yanında bir de malik olduğu bir durumda baş gösteren bir boşama sayıldığı için, söz konusu olan boşama -ikrah altında değilmiş gibi- geçerlilik kazanır. Zorlama, haklı bir sebebe binaen olmuşsa, mesela, hakim’in, geri dönmekten imtina etmesi durumunda, bekleme sonrasında köleyi boşamaya zorlaması veyahut iki velisi bulunan bir kadınla evli olan iki erkeğin tehdit etmeleri sonucunda, hangisinin sonradan boş olduğu bilinmeyecek olursa, bu durumda talak vaki olur. Çünkü bu, hak üzere icra edilen bir boşama olur. Bu nedenledir ki mürted olan bir kimse, tehdit edildiğinde Müslümanlığı geçerli sayılır. Nitekim bu boşamaya dair tehdidin caiz olması, ancak boşama gerçekleşmesi içindir. O vakit boşama gerçekleşmeyecek olursa, maksat da elde edilmemiş olur.