"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

İkrah’ın Sınırı

Eğer darp, asma, işkence, hapis ve tehdit yanında suya sokma gibi şeylerle zorlama olursa, o vakit bunun ikrah olacağında şüphe yoktur. Ama sadece tehdit olursa, bu konuda İmam Ahmed’den iki görüş gelmiştir:

Birincisi: O zaman bu, ikrah olmaz. Çünkü geçen bu şeylerin, ikrah sebebiyle (kesin) yapılacağı anlamı çıkmaz.
İkincisi: Sadece tehdit bile başlı başına bir ikrah sayılır. Nitekim İbn Mansur rivayetine göre (İmam Ahmed): İkrah’ın sınırı, ölüm yahut şiddetli darp korkusudur, demiştir. Bu, fakihlerin çoğunluğunun görüşünü oluşturmaktadır. Şüphesiz zikri geçen cezalar, zorlama altındaki ameli geri çevirememesidir. Mübah olması ise ancak sonrasında bu cezalarla tehdit altına alınmasın diye, söz konusu olan bu cezayı geri çevirmek içindir.
O halde kendisi bu iki durumda da aynı konumda sayılır. Şu var ki, ne zamanki adamı ölümle tehdit edecek olur ve o da öldüreceğini anladığı halde bu durumda bu işi yapması mübah olmaz, denilirse, kuşkusuz bu onu ölüme sürüklemek demek olur. Ruhsatın ikrahla sabit olmasının bir faydası da olmaz. Çünkü o, bu halde iken boşayacak olursa, bu talakı geçerlilik arz eder. O vakit zorlayan kişi muradına nail olmuş ve zorlanan kimse de zarar görmüş olur. Söz konusu olan azap ve işkenceden bir şeye uğrayan kimse hakkında ikrahın sabit olması, bunun başkası hakkında sabit olmayacağı anlamına da gelmez. İkrah’ın şartları hakkında üç durum söz konusudur:

Zorlayan kişinin savurduğu tehditleri yapmaya gücü yeten birisi yahut katil gibi kafasına koyduğunu yapan birisi olması gerekir.
Zorlanan kimsenin zorlayan kimsenin yaptığı tehditleri gerçekleştireceğine inanması gerekir.
Karşıdakinin isteğini yerine getirmediği takdirde uğrayacağı zararın, ölüm, şiddetli dayak, uzun bir hapis gibi büyük bir zarar olması gerekir. Ama sövme, küfretme gibi şeyler -bir görüşe göre- ikrah sebebi olamaz. Aynı şekilde az bir malın alınması da böyledir. Az dövmeye gelince, eğer bu, saygın olmayan bir kimse hakkında söz konusu olmuşsa, bu ikrah kapsamına girmez. Fakat bu, arkadaşını yıkıp üzecek, onun için örnek oluşturacak ve kendi dalında meşhur olan mürüvvet sahibi saygın bir kimse hakkında olmuşsa, o zaman onun bu hükmü, başkası hakkında çokça dayak yiyen kimsenin hükmü gibi olur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/mukreh-tehdit-edilen-ile-bosama/,https://kutsalayet.de/talakin-acikca-soylenmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız