"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Müflisin yanında malının aynını bulan kimse

Müflis, hacr altında olur, geçen şartlarla beraber ona aynı ile satılan malı da bazı alacaklılar bulacak olurlarsa, o zaman satışın feshedilmesini sağlayabilir ve malını da alabilir. Bunu, İmam Malik, Evzai, İmam Şafii, İshak ve Ebu Sevr söylemiştir. Çünkü bu minvalde Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim, iflasa uğramış bir kimsenin yahut bir kişinin yanında malının aynına yetişmiş olursa, bunu almakta o başkasından daha hak sahibidir.” Buhari ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir. Zira bu akit, ikale sebebiyle feshedilmeye haiz bir durum içermektedir; dolayısıyla da feshedilmesi caizdir. Çünkü ivazını/değerini almak imkan dışı olacağından, sanki imkanı olmayanın satışta selem yapması gibi sayılır. Nitekim alışverişte rehini şart koşacak olur, teslim etmekten de aciz kalması durumunda bedeli güvence altına aldığı halde satışı feshetmeye hak sahibi olur. Bu durumda bizzat o bedeli teslim etmekten aciz olmak daha evla sayılır.

Ebu Hanife ise şöyle der: Bu, borcu alacak olanların daha ziyade hakkıdır. Çünkü satıcının, bedeli kabzetmesi için (akdi) elinde tutma hakkı vardır. Buna göre malı teslim edince artık (onu) yanında tutma hakkı sakıt olur ve bu noktada rücu da edemez. Tıpkı rehin alanın, bu rehin malını rehin veren şahsa teslim etmesi gibidir. Bir de istihkakı elde etme noktasında alacaklılara eşit olarak bu verildiğinden, başkalarında olduğu gibi hak etme noktasında da onlara bunu tesviye eder.

Bunun bir fark oluşturacağı şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü rehin malın elde tutulması sadece güvence yoluyla olur, bedel şeklinde ise olmaz. Buna ek olarak onların: “Bir de istihkakı elde etme noktasında . . . bunu tesviye eder.” sözlerine gelince, “Bir defa şart konusunda ihtilaf etmişlerdir.” denilir. Zira aynın kalması mülkün feshedilmesi için şarttır ve bu da metaı elinde bulunmayan kimse dışında, metaı bulunan kimsenin hakkında mevzu bahistir.

Bu sabit olduğuna göre, satıcı muhayyerdir, dilerse malı hakkında rücu eder, dilerse rücu etmez ve alıcıların bir payı olarak geride kalır. Şayet alıcılar bu malı, söz konusu mal sahibine -terk etmesi için- verecek olurlarsa, bunu kabul etmesi zorunlu değildir. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. İmam Şafii de bunu söylemiştir. Çünkü zikri geçen hadis-i şerif buna delil teşkil eder. Bir de bu -üzerinde olmaksızın- hakkın ortaya koyduğu teberrufü olup, o malı kabzetmeye hak sahibi olan şahıs mecbur tutulmaz. Tıpkı nafaka vermesine dair eşini zorlaması, ancak verenin başkası olması gibidir. Ve isterlerse onlara ait mallardan bunu versinler yahut da bedeli ile onu tahsis etsinler, fark etmez. Bunda bir zarar da söz konusu olmaktadır; zira başka bir borcun yeniden ortaya çıkmasından emin olunamaz ki ona rücu etmiş olsun.

İmam Malik ise bu durumda onun rücu etme hakkı yoktur, demiştir. Çünkü rücu etmek, ancak bedelinde bir eksikliğin söz konusu olduğu şeyi def etmek (ödemek) için caizdir. Dolayısıyla da bedelin hepsini verecek olursa, artık rücu etme hakkı kalkmaz. Sanki ayıp ve kusurlu malın o kişiden kalkması gibi kabul edilir. (Ama buna) geçen açıklamalarla cevap verilmiştir.

Müflise bedel ödeyecek olurlarsa ve o da satıcıya bunu verecek olursa, akdi feshetme hakkı doğmaz. Zira bedeli teslim etme acziyeti ortadan kalkmıştır; dolayısıyla da feshetme kudreti de ortadan kalkmış oldu. Tıpkı alacaklıların haklarını ondan düşürmüş ve bedelin eda edilmesine malik olmuş kimse gibi sayılır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/muflis-nedir/,https://kutsalayet.de/mal-konusunda-rucu-etmeye-hak-sahibi-olma-sartlari/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız