Mal sahibi ve kiracı yahut ikisinden birisi ölecek olursa bu durumda kira akdi hâlihazırda devam eder. Bu, İmam Malik, İmam Şafii, İshak ve Ebu Sevr’in görüşüdür. Çünkü bu, zorunlu bir akit sayıldığından, üzerinde icra edilen akdin selametiyle birlikte akdi kıyanın ölmüş olması bu akdi feshetmez.
Sevri, rey ashabı ve Leys ise şöyle demişlerdir: İkisinden birisinin ölümü sebebiyle kira akdi fesholur; çünkü menfaatin elde edilmesi ölüm sebebiyle imkansız hale gelir. Zira o, mal sahibinin mülkü bağlamında, söz konusu olan bu akitten dolayı birtakım faydalara hak sahibi olmuştur. Buna göre öldüğü vakit artık o mal onun mülkünden çıkmış olacak ve onun varislerine nakledilmiş olacaktır. Bu menfaatler, varisin mülkü üzere ortaya çıkacağından, artık kiracının bu menfaatleri elde etmesi söz konusu olmayacaktır. Çünkü varisle bir akit icra etmiş değildir. Kiracı ölecek olursa, onun terikesi üzerinde ücretin gerekli sayılması mümkün olmamaktadır.
Şöyle cevap verilmiştir:
Bir defa onların ileri sürdüğü ifadeler doğru değildir. İzahı geçtiğine göre kiracı, kimi zaman söz konusu olan bu faydalara gark olur, ücrete tam olarak akit süresi içerisinde malik de olur.
Sonra onlara, cariyesini evlendirip sonra kendisinin ölmesini de gerekli sayar. Şayet onların zikrettikleri doğru olursa, o takdirde buradaki ücretin vacip oluşu, kiracı tarafından bir sebep olurdu. O zaman da onun ölümü sonrasında yine onun terikesinden bunun verilmesi vacip olurdu. Tıpkı bir kuyu kazması ve ölümünden sonra o kuyuya bir şeyin düşmesi akabinde söz konusu tazminin onun kendi malından ödenmesine benzer. Çünkü buna sebep teşkil etmesi, ondan dolayı, o hayatta iken olmuştur. Buradaki durum da aynı böyledir.