“Eğer onları azaplandırırsan, şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer bağışlarsan, şüphesiz sen güçlü ve hikmet sahibisin.”
Diyanet Vakfı
Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin» dedi.
Kurtubi Tefsiri
“Eğer onları azaplandırırsan, şüphe yok ki onlar Senin kullarındır. Ve eğer onlara mağfiret edersen, yine şüphe yok ki Sen, Azizsin ve Hakîmsin.”
Yüce Allah’ın:
“Eğer onları azaplandırırsan, şüphe yok ki onlar senin kullarındır” âyeti, şart ve cevabını bir arada ihtiva etmektedir.
“Ve eğer onlara mağfiret edersen, yine şüphe yok ki sen Azizsin, Hakimsin” âyeti de onun gibidir.
Nesâî, Ebû-Zer’den şöyle dediğini rivâyet eder: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) sabahı edinceye kadar gece boyunca tek bir âyeti okuyarak namaz kıldı. Sözkonusu âyet ise:
“Eğer onları azaplandırırsan şüphe yok ki onlar Senin kullarındır. Ve eğer onlara mağfiret edersen, yine şüphe yok ki sen, Azizsin, Hakimsin” âyetidir. Nesâî, İftitah 79; İbn Mâce, İkametu’s -Salât, 179; Müsned, V, 156.
Bu âyetin tevili hususunda farklı görüşler ifade edilmiştir. Denildiğine göre, Hazret-i Îsa bu sözü Allah’ın onlara karşı şefkat ve merhamet etmesini dilemek sadedinde söylemiştir. Tıpkı, efendinin kölesine şefkat etmesi istendiği gibi, İşte bundan dolayı Hazret-i Îsa; onlar Sana isyan ettiler, dememiştir.
Bir diğer açıklamaya göre de, Hazret-i Îsa bu sözleri, -hiçbir kâfire mağfiret olunmayacağını bildiği halde- Allah’ın emrine teslimiyetini arzetmek ve azabından sığınmak üzere söyleyecektir.
“(İstetil): Onları azaplandırırsan” buyrugundaki
“onlar” anlamına gelen “lıe ve nün” harfinden ibaret zamir, aralarından küfür üzere ölen kimse aralarından tevbe eden kimseler içindir. Bu güzel bir açıklamadır.
Hazret-i Îsa, kâfire mağfiret olunmayacağını bilmiyordu, diyenlerin sözlerine gelince, bu yüce Allah’ın Kitabına karşı cüretkârca bir iddiadır. Çünkü, şanı yüce Allah tarafından verilen haberler nesh olmazlar.
Yine şöyle denilmiştir: Hazret-i Îsa’nın kanaatine göre, onlar bir takım masiyetler işlemişler ve ondan sonra Hazret-i Îsa’nın kendilerine emretmediği şeyleri yapmışlar, ama yine de dininin esası üzerine kalmaya devam etmişlerdi. O bakımdan: “Eğer benden sonra işledikleri masiyetlerini mağfiret edecek olursan” demiştir. Ve ayrıca: “Şüphe yok ki Sen, Azizsin, Hakimsin” diye eklemiş, ama olayın gerektirdiği ilahi emre teslimiyet ve işi hükmüne havale etmenin gerektirdiği ifadeler olan: “Muhakkak sen, bağışlayansın, Rahîmsin dememiştir. Şayet, Sen bağışlayansın, Rahîmsin demiş olsaydı, şirk üzere ölen kimseler için mağfiret olunma duasında bulunma gibi bir ihtimal verecekti ki, böyle bir şeye de imkân yoktur. O bakımdan ifadenin takdiri şöyledir: Eğer Sen onları ölene kadar küfürleri üzere bırakacak ve azaplandıracak olursan, şüphesiz ki onlar Senin kullarındır, şayet onları Seni tevhide ve Sana itaate iletecek ve onlara mağfiret edersen şüphesiz ki Sen, dilediğine karşı konulup engellenmeyen Aziz olansın, yaptıkları hikmetle dolu Hakim olansın. Dilediğini saptırırsın, dilediğini hidâyete erdirirsin.
Bir topluluk ise, âyetin sonunu: Şühhesiz ki sen Gafûrsun, Rahîmsin” diye okumuşlar ise de bu kıraatin mushafla bir ilgisi yoktur. Bunu da Kadı îyad “eş-Şifa” adlı eserinde zikretmiştir.
Ebû Sekr el-Anbârî de der ki: Yüce Allah’ın:
“Şüphe yok ki, Sen Azizsin, Hakimsin” âyeti, yüce Allah’ın:
“Ve eğer onlara mağfiret edersen” âyetine uygun düşmemektedir diyen kişi, Kur’ân-ı Kerîme karşı dil uzatmış olur. Güya bunları söyleyenler, mağfiretten söz edildiğine göre, Sen Gafûrsun, Rahîmsin diye sözün bitirilmesi gerektiğini ileri sürerler Buna cevap şöyledir: Burada Allah’ın indirdiği şekilden başka bir ifade kullanmaya ihtimal yoktur. Ne zaman bu itirazcının söylediği şekilde ifadeler sona erecek olsaydı, âyetin anlamı oldukça zayıflardı. Çünkü, Gafûr ve Rahîm, sadece ikinci şart ile alakalı olur. Birinci şartla hiçbir ilgisi olmaz. Oysa bu âyet, yüce Allah’ın indirdiği şekildedir. Müslümanlar da icma ile ilk ve ikinci şartların her ikisini de böylece okumuşlardır. Zira, bu âyetin hulasası söyledin Eğer onları azaplandıracak olursan, şüphesiz ki Sen Azizsin, Hakimsin, Ve eğer onlara mağfiret edecek olursan, yine şüphesiz ki Sen Azizsin, Hakimsin, Azap etmekte de, mağfiret etmekte de, her iki hususta da Sen Aziz ve Hakimsin. Buna göre âyetin umumiliği dolayısıyla bu yerde Aziz ve Hakim diye sona ermesi daha uygun düşmektedir. Çünkü böylelikle her iki şartla da alakalı olmaktadır. Fakat, Gafûr ve Rahîm isimleri buna uygun düşmemektedir. Zira, Aziz ve Hakim âyetlerinin ihtiva ettiği genel ifade bunlarda yoktur. Bütün âyet-i kerimede yüce Allah’ın tazim, adalet ve ona övgüye ait bütün âyetler ile, sözü geçen her iki şart bakımından hepsine uygun düşen ifadeler elbetteki sözün bir bölümüne elverişli, bir bölümüne elverişli olmayan ifadelerden daha bir yerinde ve mana itibariyle daha sağlamdır.
Müslim, birkaç yolla Abdullah b. el-Amr el-As’dan rivâyet ettiğine göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), yüce Allah’ın, Hazret-i İbrahim’den söylediğini naklettiği;
“Rabbim, çünkü onlar insanlardan bir çoğunu sapıklığa sürüklediler. Bundan sonra kim bana uyarsa işte o bendendir. Kim de bana isyan ederse gerçekten Sen Gafûrsun, Rahîmsin” (İbrahim, 14/36) âyeti ile Hazret-i Îsa’nın söylediğini naklettiği:
“Eğer onları azaplandırırsan şüphe yok ki onlar Senin kullarındır. Ve eğer onlara mağfiret edersen, yine şüphe yok ki Sen Azizsin, Hakimsin” âyetini okudu, sonra da ellerini kaldırıp: “Allah’ım, ümmetim” dedi ve ağladı. Yüce Allah da söyle buyurdu: “Ey Cebrâîl, Muhhammed’e git -Rabbin en iyi bilendir ya- ona sor: Seni ağlatan nedir, diye.” Cebrâîl (aleyhisselâm) ona gelerek sordu. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) da neler söylediğini -O daha iyi biliyor ya-O’na haber verdi.
Bunun üzerine yüce Allah şöyle buyurdu: “Ey Cebrâîl, Muhammed’e git ve ona de ki: Şüphesiz Biz, ümmetin hakkında seni razı edeceğiz ve seni hoşuna gitmeyecek bir durumla karşı karşıya bırakmayacağız.” Müslim, Îman 346.
Kimi ilim adamı şöyle demektedir: Âyet-i kerimede takdim ve tehir vardır ki, bunun anlamı şöyledir: Eğer Sen onları azaplandırırsan, şüphesiz ki sen Azizsin, Hakimsin. Eğer onlara mağfiret edecek olursan, şüphesiz ki onlar Senin kullarındır.
Ancak, âyetlerin asıl şekilleri ile anlaşılmaları -açıkladığımız sebepler dolayısıyla- daha uygundur. Başarı Allah’tandır.