Allah buyurdu ki: İşte bu, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlar için, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Kalallahu (Allah diyecek) haza yevmu yenfeus sadikine sidkuhum (bugun dogrulara dogruluklarinin fayda verecegi gundur) lehum cennatun tecri min tahtihel enhar (onlar icin altindan irmaklar akan cennetler vardir) halidine fiha ebeda (orada sonsuza dek kalicidirlar) radiyallahu anhum (Allah onlardan razi oldu) ve radu anhu (onlar da Ondan razi oldular) zalikel fevzul azim (iste buyuk kurtulus budur)
Mukatil Tefsiri
Allah’ın: Bu, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği gündür sözü, peygamberlerin dünyada söyledikleri hususlarda doğruluklarının kendilerine fayda vereceği anlamındadır. İsa da ahirette Rabbine söylediği: Ben onlara yalnızca bana emrettiğin şeyi söyledim, sözünde doğruydu. Allah onun dünyadaki sözünü tasdik ettiği gibi, ahirette insanların önünde konuştuğu sırada söylediklerini de tasdik etti. Daha sonra: Onlar için, yani doğrular için, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî olarak kalacakları cennetler vardır, buyurdu; orada ölmezler. Allah itaatlerinden dolayı onlardan razı olmuş, onlar da kendilerine verilen sevaptan dolayı Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu sevap büyük kurtuluştur, yani büyük bir selamete eriştir.
Taberi Tefsiri
Kıraat âlimleri, Allah’ın: İşte bu, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği gündür ayetindeki gün kelimesinin i‘rabı konusunda ihtilaf etmişlerdir. Hicaz ve Medine kıraat âlimlerinden bir kısmı “İşte bu, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği günü” şeklinde mansup olarak okumuştur. Hicaz ve Medine kıraat âlimlerinden diğer bir grup ile Irak kıraat âlimlerinin çoğunluğu ise “İşte bu, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği gündür” şeklinde merfu olarak okumuştur.
Merfu okuyanlar, gün kelimesini işaret isminden sonra gelen isim kabul etmişlerdir. Her ne kadar kendisinden sonraki fiile izafet tam olmasa da, sıfatlaşmış bir isim gibi değerlendirmişlerdir. Arap dili âlimlerinden bazıları, Arapların gün, gece ve benzeri zaman isimlerinin i‘rabını kendilerinden sonraki ifadeye göre yaptıklarını söylemiştir. Sonrasındaki ifade merfu ise onu da merfu yaparlar. Mesela: “Bu, emirin bineceği gündür.”, “Hacıların döneceği gecedir.” veya “Bu, kardeşinin yola çıkacağı gündür.” derler. Sonrasındaki ifade mansup ise zaman ismini de mansup yaparlar. Mesela: “Bu, ordunun çıktığı gündür.” veya “Bu, Zeyd’in öldürüldüğü gecedir.” derler. Her iki durumda da anlam bakımından o zaman veya olduğu vakit anlamı kastedilir.
Bu şekilde merfu okuyanların, ayeti Allah’ın kıyamet gününde söyleyeceği söz olarak değerlendirdikleri anlaşılmaktadır. Süddî de bu görüştedir.
Muhammed b. Hüseyin bize anlattı. Ahmed b. Mufaddal, Esbât’tan, o da Süddî’den rivayet ettiğine göre Süddî, Allah’ın: İşte bu, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği gündür sözü hakkında şöyle demiştir: “Bu, İsa’nın sözünün bittiği yerdir. Bundan sonrası kıyamet gününde Allah’ın söyleyeceği sözdür.” Süddî’nin kastettiği şudur: Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir sözü söylemem bana yakışmaz… sözünden, Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin sözüne kadar olan bölüm, Allah’ın İsa’dan naklettiği sözlerdir (Mâide 116-118). Bundan sonraki bölüm ise kıyamet gününde Allah’ın kullarına hitabıdır.
Mansup okuyuş ise iki şekilde açıklanabilir. Birincisi, gün kelimesinin isim dışında bir şeye izafeti tam olmadığı için mansup kabul edilmesidir. Aynı hüküm zaman, an ve benzeri zaman isimleri için de geçerlidir. İkincisi ise, ayetin anlamının: “İşte bu iş, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği gündeki durumdur.” şeklinde olmasıdır. Bu durumda gün kelimesi zaman zarfı olarak mansuptur.
Bana göre doğruya daha yakın olan kıraat, İşte bu, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği günü şeklinde mansup okumaktır. Çünkü anlam şudur: Allah Teâlâ, İsa’nın: Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir sözü söylemem bana yakışmaz… sözünden, Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin sözüne kadar söylediklerine cevap olarak: “İşte bu söz, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği günde fayda verecek olan sözdür.” buyurmuştur (Mâide 116-118). Dolayısıyla gün, fayda veren sözün gerçekleşeceği zamanı ifade etmektedir.
Eğer birisi: “Bu durumda işte bu sözünün mahalli nedir?” diye sorarsa, cevabı şudur: Mahalli merfudur. “Onu merfu yapan nedir?” denilirse, cevabı gizli bir mübtedadır. Takdiren anlam şöyledir: “Allah buyurdu: İşte budur; doğrulara doğruluklarının fayda vereceği gündeki faydalı söz budur.”
Buna göre ayetin anlamı şöyledir: Allah, İsa’ya şöyle buyurmuştur: “İşte bu söz, dünyada doğru söyleyenlerin doğruluklarının ahirette kendilerine fayda vereceği gündeki faydalı sözdür.”
Onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır sözü, dünyada Allah’a verdikleri sözü yerine getiren, O’na karşı dürüst davranan ve vaatlerini eksiksiz yerine getiren doğrular için, ahirette altlarından ırmaklar akan cennetler bulunduğu anlamındadır. Allah, onların dünyadaki doğruluklarına karşılık olarak kendilerine vaat ettiği sevabı eksiksiz yerine getirmiştir.
Orada ebedî olarak kalacaklardır sözü ise, Allah’ın kendilerine verdiği bu cennetlerde sonsuza kadar kalacakları, oradaki nimetlerin kendilerinden hiçbir zaman eksilmeyeceği ve yok olmayacağı anlamındadır. Daha önce de açıkladığımız gibi, hulûd kelimesi sürekli kalmak ve ebedî olarak devam etmek demektir.
Allah’ın: Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur sözü hakkında ise anlam şudur: Allah, kendisine verdikleri sözü yerine getiren, emirlerine itaat edip yasaklarından sakınan bu doğru kullardan razı olmuştur. Onlar da Allah’ın, kendilerine vaat ettiği büyük sevabı eksiksiz vermesinden dolayı O’ndan razı olmuşlardır.
İşte büyük kurtuluş budur sözü ise şu anlama gelir: Allah’ın kendilerine verdiği, altlarından ırmaklar akan cennetler, orada ebedî kalmaları, Allah’ın kendilerinden razı olması ve onların da Allah’tan razı olmaları; dünyada peşinden koştukları en büyük hedefe ulaşmaları, arzuladıkları şeye kavuşmaları ve umut ettikleri sonuca erişmeleridir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…