"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Maide 117

“Ben onlara yalnızca bana emrettiğini söyledim: ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.’ Aralarında bulunduğum sürece onlara şahittim. Beni vefat ettirdiğinde, onları sen gözetliyordun. Sen her şeye şahitsin.”

Diyanet Vakfı
Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allaha kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin.

Kurtubi Tefsiri
Ben onlara, bana emrettiğinden başkasını söylemedim, Rabbim ve Rabbinîz olan Allah’a ibadet edin, diye (söyledim). Ben, aralarında bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir şahid îdîm. Beni aralarından aldıktan sonra artık onlar üzerinde gözetleyici Sen oldun. Sen herşeye hakkıyla şahidsin,”

“Ben onlara, bana emrettiğinden başkasını söylemedim.” Yani ben dünyada onlara yalnızca tevhidi emrettim.

“Allah’a İbadet edin diye (söyledim.)” âyetindeki (af) edatının i’rabta mahalli yoktur. Bu, şanı yüce Allah’ın şu âyetinde olduğu gibi müfessire (açıklayıcı) dır;

“Aralarından elebaşıları yürüyün… diye ileri atıldılar.” (Sa’d, 38/6) Bununla birlikte nasb mahallinde olması da mümkündür. Yani, ben kendilerine ancak Allah’a ibadetten sözettim, Cer mahallinde olması da mümkündür. Yani şeklinde olabilir. “Nün” harfinin ötreli okunması ise daha uygundur. Çünkü Araplar esreden sonra ötre söyleyişi ağır bulurlar. Esreli okuyuş ise iki sakinin yanyana gelmesi esasına göre caizdir.

Yüce Allah’ın:

“Ben, aralarında bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir şahid idim” âyeti, onlara verdiğin emirler konusunda onları gözetlemekte idim, demektir. “Aralarında bulunduğum müddetçe” âyetindeki; nasb mahallindedir. Ben aralarında kalmaya devam ettiğim sürece demektir.

“Beni aralarından aldıktan sonra artık onlar üzerinde gözetleyici Sen oldun!” âyeti ile ilgili olarak denildiğine göre bu, yüce Allah’ın Hazret-i Îsa’yı göklere kaldırmadan önce vefat ettirmiş olduğuna delâlet etmektedir. Ancak böyle bir iddianın hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü konu ile ilgili haberler onun göğe yükseltildiğini ve semâda diri olduğunu, semâdan inip -İleride açıklanacağı üzere- Deccâli öldüreceğini ortaya koymakta ve rivâyetler birbirini pekiştirmektedir. Âyetin anlamı şudur: Sen beni semâya yükselttikten sonra,.,

el-Hasen der ki: Vefat; yüce Allah’ın Kitabında üç anlama gelir: Ölüm vefatı. Allah’ın:

“Ölümleri vaktinde canları vefat ettiren Allah’tır” (ez-Zümer, 39/42) âyeti bunu ortaya koymaktadır. Yani, eceli bittiği zaman canları alan O’dur. Diğer anlam, uyku vefatıdır. Bu da yüce Allah’ın:

“Geceleyin sizi vefat ettiren O’dur” (el-En’am, 6/60) âyetinde olduğu gibi Yani, sizi uyutan Odur. Bir de yükseltme vefatı. Yüce Allah:

“Ey Îsa, şüphesizki Ben seni vefat ettireceğim” (Âl-i İmram, 3/55) âyeti de bunu ifade etmektedir.

Yüce Allah’ın:

“Sen oldun” âyetinde yer alan; Sen” burada te’kid içindir. “Gözetleyici ise, “Oldun” kelimesinin haberidir. Anlamı ise, onların gözetleyicisi sen oldun. Onların durumlarını bilen ve fiillerine şahit olan Sen oldun. Gözetleyici (radıyallahü anhkib); asıl itibariyle murakabe (gözetleme) anlamındadır. Bunun da anlamı görüp gözetmek, riâyet etmektir. Gözetleme yeri demek olan “markabe” de buradan gelmektedir ki, yerinin yüksekliği bakımından gözetleyici (radıyallahü anhkîb) konumundadır.

“Sen, her şeye hakkıyla şahidsin” yani benim söylediklerime de, onların söylediklerine de tanıksın. Kimin isyan ettiğine, kimin itaat ettiğine tanıksın, anlamında olduğu da söylenmiştir,

Müslim’de, İbn Abbâs’tan şöyle dediği kaydedilmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir öğütte bulunmak üzere hutbe irad etmek kastıyla ayağa kalktı. Dedi ki: “Ey İnsanlar, şüphesiz sizler Allah’ın huzurunda çıplak ayaklı, elbisesiz ve sünnetsız olarak haşrolunacaksınız. “Daha önce yaratmaya başladığımız gibi onu iade ederiz. Biz bunu vaadetmiştik. Elbette Biz onu yapanlarız,” (el-Enbiyâ, 21/104) Şunu bilin ki, Kıyâmet gününde insanlar arasında kendisine elbise giydirilecek ilk kişi İbrahim (aleyhisselâm)’dır. Şunu biliniz ki, ümmetimden birtakım kimseler getirilecek ve onlar sol tarafa doğru alınıp götürüleceklerdir. Ben, Rabbım, ashâbım, diyeceğim. Bana şöyle denilecek: Sen, senden sonra uygun olmayan ne gibi şeyler onaya koyduklarını bilmiyorsun. Bu sefer ben de, Allah’ın salih kulunun dediği gibi derim: “Ben aralarında bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir şahid idim. Beni aralarından aldıktan sonra artık onlar üzerinde gözetleyici sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şahid sin. Eğer onları azaplandırırsan, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Ve eğer onlara mağfiret edersen, yine şüphe yokkl sen aziz ve hakim olansın” (Devamla Hazret-i Peygamber) buyurdu ki: Bana şöyle denilecek: Onlar, kendilerinden ayrıldığından itibaren ökçeleri üzerinde geri dönmüş ve irtidat etmiş olarak devam edip durdular.” Buhârî, Enbiyâ 8, 48, Tefsir 5. sûre 14,15, 21. süre 2, Rikaak 45; Müslim, Cennet 53; Tirmizî, Tefsir 21. sûre 4; Nesâî, Cenâiz 119; Müsned, I, 235, 253.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/maide-116/,https://kutsalayet.de/maide-118/