Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olursanız, sapan kimseler size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, size yaptıklarınızı haber verecektir.
Diyanet Vakfı
Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allahadır. Artık O, size yaptıklarınızı bildirecektir.
Kurtubi Tefsiri
Ey mü’minler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolu bulursanız, o sapanlar size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman yaptıklarınızı size haber verecektir.
Bu âyete dair açıklamalarımızı dört başlık halinde sunacağız:
1- Bu Âyetin Bir Önceki Buyruklarla İlişkisi:
İlim adamlarımız derler ki: Bu âyetin bundan önceki âyetlerle ilişkisi, sakındırılmask gereken şeylerden sakındırmak yönü iledir Bu da bundan önce nitelikleri geçmiş bulunan ve dîni hususunda atalarının ve geçmişlerinin taklidine yönelen kimselerin durumudur.
Âyetin zahiri, kişinin bizzat kendisi dosdoğru olması halinde iyiliği emredip münkerden alıkoymanın, vacib olmadığına ve hiçbir kimsenin başkasının günahı dolayısıyla sorumlu olmayacağına delâlet etmektedir. Şayet sünnet-i seniyyede bu âyetin tefsirine dair varid olmuş âyetler ile, ashâbın ve tabiinin sözleri -yüce Allah’ın yardımıyla biraz sonra açıklayacağımız gibi- vârid olmasaydı, anlam bu olacaka.
2- Kişinin Kendisine Bakmasının Anlamı:
Yüce Allah’ın:
“Siz kendinize bakın” âyeti kendinizi masiyetlerden koruyun, demektir. Meselâ; Zeyd’e dikkat et, denilecek olursa bu Zeyd’i kolla, gözet, ondan ayrılma, demektir. Ancak, (muhatap değil de) gaib sigasıyla: Zeyd’e dikkat etsin, gözkulak olsun şeklinde bir tabir (Arapçada) kullanılamaz. Çünkü, böyle bir ifade ancak muhataplara ve üç lâfız (kelam, söz) ile söylenir. ise, Zeyd’i tut, anlamındadır. İfadesi de Amr yanındadır, huzuruna gelmiştir, anlamındadır, Zeyd senin yanındadır, sana yakındır anlamlarına gelir. Şair de şöyle demiştir:
“Ey kovayı doldurmak için kuyunun dibine inmiş adam;
İşte benim kovam senin yanındadır.”
ifadesi ise, şâz (kullanımı istisnaî) dır.
3- İyiliği Emredip Kötülükten Sakındırmanın Gereği:
Ebû Dâvûd, Tirmizî ve başkaları, Kays b. Ebû Hazımdan şöyle dediğini-n-vayet ederler: Ebû Bekir es-Sıddik (radıyallahü anh) bize bir hutbe irad edip dedi ki: Siz. şu âyeti okuyor ve onu doğru olmayan bir şekilde te’vil ediyorsunuz:
“Ey Îman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolu bulursanız o sapanlar size zarar veremez.” Hiç şüphesiz ben de Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı şöyle buyururken dinledim: “Muhakkak ki insanlar zalimi gördükleri takdirde, eğer ellerini yakalamaz ve zulümden çekmez iseler, aradan fazla bir zaman geçmeksizin Allah kendi nezdinden onların hepsini kuşatacak bir azap gönderir.” Ebû Îsa (et-Tirmizî) dedi ki: Bu, hasen, sahih bir hadistir. Ebû Dâvûd, Melahim 17; Tirmizî, Filen 8, Tefsir 5. sûre 17; İbn Mâce, Fiten 20; Müsned, I, 2, 5, 7, 9.
İsbâk b. İbrahim dedi ki: Ben, Amr b. Ali’yi şöyle derken dinledim: Ben, Vekî’i şöyle derken dinledim: Ebû Bekir’den, o Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan yoluyla, sahih tek bir hadis dahi yoktur. Ben (İshâk b. İbrahim) derim ki : İsmail b. Ebi Halidin Kays yoluyla sahih tek bir rivâyeti dahi yoktur. İshak b. İbrahim der ki: İsmail, Kays’dan mevkuf olarak rivâyet etmiştir. en-Nakkâş da der ki: Bu, Vekî’in bir aşırılığıdır (Çünkü), bu hadisi Şu’be, Süf’yan’dan, İshâk da İsmail’den merfu’ olarak rivâyet ettiği gibi, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve başkaları da Ebû Umeyye eş-Şa’banîden rivâyet etmektedirler. eş-Şa’bânî dedi ki: Ebû Salebe el-Huşenî’ye varıp dedim ki: Sen şu âyeti nasıl anlamaktasın? O: Hangi âyet diye sorunca, ben de: Yüce Allah’ın:
“Ey mü’minler siz kendinize bakın. Siz. doğru yolu bulursanız, o sapanlar size zarar veremez” âyeti dedim. Şöyle dedi: Allah’a yemin ederim ki, sen bu hususta bilen birisine sordun. Ben de bunu Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a sordum, dedi ki: “(Anladığınız gibi yapmayın). Aksine, birbirinize iyiliği emredin, kötülükten sakındırın. Nihayet kendisine itaat olunan bir cimrilik, ardından gidilen bir heva, tercih olunan bir dünya ve her kişinin kendi görüşünü beğendiğini görecek olursan, o takdirde özel olarak kendine bak ve umuma ait işlerle uğraşmayı bırak. Çünkü, şüphe yok ki, ileride öyle günler gelecek ki, o günlerde sabretmek, avuçta ateş tutmak gibidir. O günlerde (hayırlı) amellerde bulunan kimseler için sizin ameliniz gibi amel yapan elli kişinin ecri kadar ecir verilir.” Bir rivâyette de şöyle denilmektedir: Ey Allah’ın Rasulü, bizden elli kişinin mi, yoksa onlardan elli kişinin mi ecri kadar? Hazret-i Peygamber: “Hayır, sizden elli kişinin ecri kadar…” diye buyurdu, Ebû Îsa dedi ki: Bu, hasen garip bir hadistir. Tirmizî,Tefsir 5. SÛRE 18; Ebû Dâvûd Melahim 17; İbn Mâce Fiten 21.
İbn Abdi’l-Berr der ki: Hazret-i Peygamberin: “Hayır, sizden…” ifadesini, kimi raviler ifâde etmemiş ve onu zikretmemişlerdir. Bu, daha önceden geçmiş bulunmaktadır
Yine Tirmizî Ebû Hüreyre’den, o da Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şöyle buyurduğunu rivâyet etmektedir; “Sizler, öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki, sizden kendisine emrolunan şeylerin ondabirini terk eden olursa helâk olur. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki, onlardan emrolunduğunun ondabirini yapan kurtulacaktır” (Tirmizî.) der ki; Bu, garip bir hadistir. Tirmizî, Fiten 79.
İbn Mes’ûd’dan da şöyle dediği rivâyet edilmektedir: Bu zaman, bu âyetin zamanı değildir. Sizden kabul olunduğu sürece hakkı söyleyiniz. Eğer söylediğiniz hak reddolunacak olunsa, o vakit kendinize bakınız. Süyûtî, ed-Dürru’l Mensur, III, 219.
İbn Ömer’e, fitne zamanlarından birisinde şöyle sorulmuş: Keşke şu günlerde söz söylemeyi bırakıp da iyiliği emredip kötülükten sakındırmasan. Şu cevabı verdi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize dedi ki: “Hazır bulunan, hazır bulunmıyana tebliğ etsin.” Bizler ise hazır bulunduk. O bakımdan size tebliğ etmemiz gerekir. Yakında öyle bir zaman gelecek ki, dönemde hak söylenecek olursa kabul olunmayacaktır. Bir rivâyette de Hazret-i Peygamber’in: “Hazır bulunan kimse hazır bulunmayana tebliğ etsin” âyetinden sonra şöyle demiştir: “İşte hazır bulunanlar bizlerdik, hazır bulunmayanlar da sizlersiniz. Fakat, bu âyet-i kerîme bizden sonra gelecek bir takım kavimler içindir ki, onlar hakkı söyleyecek olurlarsa onlardan kabul olunmayacaktır.” Süyûtî, Durru’l Mensâr, III, 216-217.
İbnü’l-Mübarek der ki: Yüce Allah’ın:
“Siz kendinize bakın” âyeti bütün mü’minlere bir hitaptır. Yani, siz kendi dininize mensup olanlara bakınız, onlara dikkat ediniz. Yüce Allah’ın:
“Kendinizi öldürmeyiniz:” âyeti gibidir. Sanki, biriniz Ötekine iyiliği emretsin ve biriniz diğerini kötülükten alıkoysun, demiş gibidir. O bakımdan bu âyet, iyiliği emredip münkerden alıkoymanın vücubuna bir delildir. Bununla birlikte müşriklerin, münafıkların ve kitap ehlinin sapıklıklarının size bir zararı olmaz. Çünkü, iyiliği emretmek, -önceden de geçtiği gibi- müslümanlardan olup isyankâr kimselere yapılır. Bu anlamda bir açıklama, Saîd b. Cübeyr’den de rivâyet edilmiştir.
Said b. el-Müseyyeb ise der ki: Âyet-i kerimenin anlamı şudur: Siz, iyiliği emredipv münkerden alıkoyduktan sonra, hidayet bulduğunuz takdirde, sapıtanların size hiçbir zararı olmaz.
İbn Huveyzimendad der ki: Âyet-i kerîme insanın özel olarak kendisiyle uğraşmasını, İnsanların kusurlarına el atıp onlarla uğraşmayı terk etmesini, onların gizli hallerini araştırmaktan vazgeçmesini ihtiva etmektedir. Çünkü, onlar onun durumunun iç yüzünü sorup araştırmadıkları gibi, o da. onların durumları hakkında sorup araştırmaya kalkışmasın. Bu da yüce Allah’ın:
“Herkes kazandıkları karşılığında rehin alınmıştır” (el-Müddesir, 74/38) ile:
“Hiçbir günahkâr bir başkasının günahım yüklenmez” (el-En’âm, 6/164) buyruklarım andırmaktadır. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın da şu âyetine benzemektedir: “O takdirde evinde otur ve yalnız kendi nefsine bak.”.
Bununla iyiliği emredip, münkerden sakındırmanın mümkün olmayacağı bir zamanı kastetmiş olması da mümkündür. O takdirde kalbiyle o münkeri reddeder ve bizzat kendisini ıslah etmekle meşgul olur.
Derim ki: İbn Lehîa tarafından rivâyet edilen garip bir hadis vardır: İbn Lehia dedi ki: Bize, Bekr b. Sevâde el-Cüzami anlattı. Bekr, Ukbe b. Âmir’den şöyle dediğini nakletti: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “İkiyüzüncü yılın başı oldu mu, artık hiçbir İyiliği emretme, hiçbir münkerden sakındırma ve bizzat kendine bak.”
İlim adamlarımız derler ki: Hazret-i Peygamberin bunu söyleyiş sebebi, zamanın değişmesi, hallerin bozulması ve yardımcıların azlığından dolayıdır.
Cabir b. Zeyd dedi ki: Âyet-i kerimenin anlamı şudur; Ey şu Bahîra’nın kulaklarını yaran ve Sâibe develeri başıboş bırakanların evlatları, din üzere istikamet hususunda siz kendinize bakın. Siz hidayet bulduğunuz takdirde, geçmişlerin sapıklıklarının size bir zararı olmaz. (Cabir) der ki: Kişi İslama girdi mi, kâfirler ona şöyle derlerdi: Böylelikle alalarını beyinsizlikle suçlamış oldun, onların sapık olduklarını iddia ettin ve şunu şunu yaptın. Bunun üzerine yüce Allah bu sebepten dolayı bu âyet-i kerimeyi indirdi.
Şöyle de denilmiştir: Âyet-i kerîme, öğüt vermenin kendilerine hiç bir fayda sağlamadığı hevâ ehli kimseler hakkındadır. Sen bir topluluğun öğüdünü kabul etmeyecekleri, aksine onu hafife alıp kötülüklerini açıktan yapacaklarını bilecek olursan, sesini çıkarma.
Yine şöyle denilmiştir: Âyet-i kerîme, bazıları irtidat edecek noktaya gelinceye kadar müşriklerin işkenceye tabi tuttukları ashâb kimseler hakkında nâzil olmuştur, islam üzere kalmaya devam edenlere de: Siz kendinize bakınız. Arkadaşlarınızın irtidat etmelerinin size bir zararı olmaz, denilmektedir.
Saîd b. Cübeyr der ki: Âyet-i kerîme kitab ehli hakkındadır.
Mücahid de der ki: Ayet-i kerîme yahbdi, hıristiyan ve onlara benzeyen kimseler hakkındadır. Onlar bu kanaatleriyle âyetin anlamının şu olduğunu kabul etmiş oluyorlar: Cizyeyi ödemeleri şartıyla kitab ehlinin küfürlerinin size bir zararları olmaz.
Şöyle de denilmiştir: Bu âyet-i kerîme, iyiliği emredip, münkerden alıkoymayı, yasaklayan âyetlerle nesh olmuştur. Bunu da ekMehdevî ifade etmiştir. İbn Atiyye der ki; Bu, zayıf bir görüştür ve bunu kimin söylediği bilinmemektedir. Derim ki: Ebû Ubeyd el-Kasım b. Sellam’dan şöyle dediği nakledilmiştir: Şanı yüce Allah’ın Kitabında hem nasihi, hem de mensûhu bir arada toplamış bu âyetten başka bir âyet-i kerîme yoktur. Başkası da şöyle demiştir: Bu âyette nesh edici âyet, “doğru yolu bulursanız” âyetidir ki, burada hidayet bulmak, iyiliği emredip münkerden alıkoymak demektir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
4- Emri bil-maruf Nehy-i anil-münkerde Bulunmanın Hükmü:
İyiliği emredip, kötülükten alıkoymak, kabul edilmesi umulduğu yahut da sertlikle dahi olsa, zalimin vazgeç irilmesi ümidedildiği takdirde, -emreden kişi- özel olarak kendisine gelecek bir zarardan ya da müslüm ani arın başına gelmesine sebep teşkil edeceği bir fitneden korkmadığı sürece teayyün eder. Bu fitne ise, ya birliğin bölünmesi yahut da insanlardan bir kesime bir zararın gelmesi suretiyle olur. İşte böyle birşeyden korkulacak olursa, “siz kendinize bakın” âyeti muhkemdir ve o sınırda durulması icabeder. Diğer taraftan kötülükten nehyedecek kimse de -az önce geçtiği gibi- adaletli genel olarak büyük günahları ve özellikle nehyettiği o kötülüğü işlemeyen bir kimse olması şartı yoktur. İlim ehli topluluğu bu görüştedir, bunu bil.