Lian ifadesi “lanet” anlamına gelen “el-Lan” kelimesinden türetilmiştir. Çünkü karı kocadan her biri (dört defa karşılıklı olarak lanetten sonra) artık beşincisinde karşısındakinin yalancı olduğuna dair lanet ederler.
Lian’ın aslı, Yüce Allah’ın şu buyruğudur: “Eşlerine zina esnasında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir. Beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir. Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahitlik etmesi, kendisinden cezayı kaldırır. Beşinci defa da, eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını diler.” (Nur Suresi: 6-9)
Sehl b. Sad es-Süidi’den şöyle rivayet edilmiştir: Uveymir el-Aclan bir defasında Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına geldi ve: “Ey Allah’ın Rasülü! Ne buyurursunuz, bir adam karısının yanında birini bulursa, onu öldürür siz de kendisini mi öldürürsünüz, yoksa ne yapar?” diye sordu. Bunun üzerine Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem): “Senin ve eşin hakkında Kur’an ayeti indirildi, git onu getir.” buyurdu. Sehl dedi ki: “Ben insanlarla birlikte Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanında iken onlar da lanetleştiler.” Lanetleşme işi bittikten sonra Uveymir; “Ey Allah’ın Resulü! Eğer ben onu (nikahım altında) tutacak olursam, onun hakkında yalan söylemiş duruma düşerim.” dedi ve daha Hz. Peygamber ona (hanımını boşaması için) emir vermeden önce onu üç talakla boşadı. Buhari ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.
İbn Abbas’tan şöyle aktarılmıştır: “Hilal b. Umeyye, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanında, karısını Şerik b. Sehma ile zinada bulunmakla suçladı. Bunun üzerine Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem), Hilal’e: “(Dört) şahit hazırla yahut da sırtına had vurulacaktır.” buyurdu. Bunun üzerine Hilal: “Ey Allah’ın Resulü! Bizim birimiz karısının üzerinde bir erkek görürse, şahit mi aramaya gidecek? (O kimse şahit getirinceye kadar, işini bitirip savuşup) gitmez mi?” diye karşılık verdi. Allah Resulü: “(Dört) şahit hazırla yahut da sırtına had vurulacaktır.” demeye devam etti. Bunun üzerine Hilal b. Ümeyye; “Seni hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, gerçekten ben doğru söylüyorum ve eminim ki Yüce Allah benim bu işim hakkında benim arkamı hadden kurtaracak bir şey (ayet) indirecektir.” dedi. Bunun üzerine, “Eşlerine (zina suçu) atan ve kendilerinden başka şahitleri bulunmayan kimseler…” ayeti indi ve Hz. Peygamber de bu ayeti “doğru söyleyenlerdendir” buyruğuna kadar okudu ve ayeti bitirince onlara haber gönderdi. İkisi de geldiler, (önce) Hilal ayağa kalkıp şehadette bulundu. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de; “Şüphesiz Allah, birinizin yalancı olduğunu biliyor; dolayısıyla ikinizden tevbe edecek (birisi) var mıdır?” diye sordu. Sonra (Hilal’in eşi) kalkıp şehadette bulundu ve: “Eğer (kocası) doğru söylüyorsa Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını” (ifade eden) beşinci yemine gelince (orada bulunanlar) kendisine: “Bu şahitlik (azaba) mucibdir.” diye ikazda bulundular. İbn Abbas şöyle dedi: “Bunun üzerine kadın biraz yavaşlayıp durakladı. Hatta biz kadının (şehadette bulunmaktan) vazgeçecek zannettik, derken (kadın kendini toparlayıp); “Şimdiye kadar şerefle yaşamış olan kavmimi (ben bundan sonraki günlerde) rezil ve rüsvay etmem.” diyerek lian yeminini yerine getirdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bu kadına dikkat ediniz! Eğer gözleri sürmeli iri kalçalı, kalın baldırlı, bir çocuk dünyaya getirirse, çocuk Şerik b. Sehma’ya aittir.” buyurdu. Kadın da gerçekten böyle bir çocuk dünyaya getirdi. Bunun üzerine Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem): “Eğer Yüce Allah’ın kitabının (lian hakkındaki) hükmü infaz edilmemiş olsaydı, benim ile bu kadın için (başka) bir durum vardı (yani o kadına zina haddi uygulardım).” buyurdu.
Çünkü koca, söz konusu olan ayıp ve fasit nesebe karşı çıkmak amacıyla eşine zinanın nispet edilmesi durumunda onu denemek ve imtihan etmek ister; dolayısıyla da şahit getirmesi de mümkün olmaz. Bu sebeple lian hükmü erkek için bir beyyine (şahit) demek olur.