"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Koku sürme ve dikişli elbise giyme fidyesi

İhramlı kimsenin kasden koku sürmesiyle ve dikişli elbise giymesiyle fidye vermesinin vacip olacağında bir ihtilaf yoktur. Çünkü konfora kaçması ihramlı iken yasaktır; dolayısıyla da fidye vermek durumundadır. Traş olmasıyla ya da tırnaklarını kesmesiyle konfora kaçması buna örnek teşkil eder. Bu noktada kokuyu az da sürmüş olsa çok da sürmüş olsa ve yine az bir parça dikişli elbise giymiş olsa ya da çok giymiş olsa, aynıdır. Bunu İmam Şafii söylemiştir. Çünkü böyle yapmakla faydalanma anlamı hasıl olmuş olacağından, cima konusunda olduğu gibi yalnız bu ameli işlemesine itibar edilmektedir veyahut diğer yasaklar gibi onun fidyesi bir zamana bağlı takdir edilemez.

Ebu Hanife der ki: Uzvun tamamına koku sürülmedikçe bundan dolayı dem gerekmez. Bunun yanında dikişli elbise de gece ve gündüz olmak üzere tam bir gün giyilmedikçe dem gerekmez. Daha az süreyle giyilmiş olursa, bu takdirde bir şey lazım gelmez; çünkü bu, normal ve adet üzere bir giysiyi giymek anlamına gelmez.

Onların bu zikrettiklerinin doğru olmayacağı şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü insanlar adet gereği birtakım farklı giysiler giyebilmektedirler. Bir de onların ileri sürdükleri görüş bir takdir etmeden öteye geçmez; halbuki takdir etmenin yeri, tevkifi olmalıdır. Onların “uzuv” ve “gece ile gündüz” şeklindeki takdirleri ise kesin hüküm vermek anlamına gelmektedir.

Bu durumda sürülen kokuyu yıkamak ve elbiseyi de çıkartmak gerekir. Çünkü ihram yasaklarındandır ve diğer yasaklar gibi izale edilmesi ve devam edişini kesmek icap eder.

Mezhebimizdeki meşhur görüşe göre; unutarak ya da bilmeden eğer koku sürülmüş olursa ya da elbise giyilmiş olursa, bunun bir fidyesi yoktur. Bu, Ata’nın, İshak ve İbn Munzir’in mezhebini oluşturmaktadır. Çünkü bu noktada Yala b. Ümeyye’den nakledildiğine göre; Hz. Peygamber Cirane’de iken yanına bir adam çıkageldi. Hz. Peygamber’e hitaben: “Umre için ihrama girmiş ve üzerinde koku sürülmüş bir kimse hakkında ne buyurursunuz?” diye sordu. Adama şöyle cevap verdi: “Üzerindeki kokuyu üç defa yıka, cübbeni de çıkar ve haccında yaptıklarını, umrende de yap.” Bir lafız ise şöyledir: “Üzerindeki cübbeyi çıkar ve elbisenden bu koku eserini ve sarı renkli izi de gider.” Yaptığı ameli sebebiyle soru sormasına rağmen kendisine fidye vermesini emretmedi. Bir de icmaya göre ihtiyaç vaktinden sonrasına açıklamayı ertelemek caiz de değildir. Bu da gösteriyor ki onun bu özrü bilmemesinden kaynaklanmaktaydı. Bilmeyen kimse de, unutarak yapan kimse de aynı hükme tabiidir.

İmam Ahmed’den nakledildiğine göre; her halükarda bu kimsenin fidye vermesi gerekir. Bu da Malik’i, Leys ve Ebu Hanife’nin mezhebini oluşturur. Çünkü ihramın hürmeti çiğnenmiştir, dolayısıyla da başın traş edilmesi ve tırnakların kesilmesinde olduğu gibi kasden yapması ya da sehven yapmış olması aynı hükme tabiidir.

Şöyle cevap verilmiştir: Traş olmak ve benzeri amellerde bulunmak “telef etmek” demek olduğu için, bunların telafi edilmesi mümkün değildir. Ama diğerinde ise konfor söz konusu olduğundan ve sehven yapması durumunda bunu kasdetmemiş olmasından dolayı, izale etmekle telafi edilmesi mümkündür.

Unutan bir kimse hatırlayacak olursa hemen kokuyu yıkaması ve elbisesini çıkarması gerekir. Eğer imkanı olduğu halde bunu erteleyecek olursa, bu takdirde ona fidye cezası gerekir. Cahil bir kimse de bilmesi durumunda, unuttuğu zaman hatırlayan kişinin hükmüne tabiidir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/tirnaklari-kesme-fidyesi/,https://kutsalayet.de/avin-cezasi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız