Ölünün kefenini güzelleştirmek müstehap sayılmıştır. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sizden birisi kardeşini kefenlediğinde, onun kefenini güzel yapıp bağlasın.” Kefenin beyaz renkte olması da güzeldir, müstehaptır. Bu noktada Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Beyaz elbise giyiniz. Çünkü en hayırlı elbiseleriniz beyaz renkli olanlardır. Ölülerinizi de beyaz kefenle kefenleyiniz.” buyurmuştur.
Şayet kefen konusunda mirasçılar arasında bir anlaşmazlık çıkacak olursa, bu durumda ölünün durumuna göre kefeni alınır. Şayet varlıklı idiyse, o zaman kefeni kaliteli ve güzelinden seçilir. Hayatta iken giyindiği ölçüdeki gibi olur. Durumu iyi değil idiyse, o zaman da kefeni yine o durumuna göre olur.
Müstehap olan, yeni bir kefenle ölüyü kefenlemektir. Ancak başkasını vasiyet etmiş olursa, durum başka. O zaman onun vasiyeti yerine getirilir. Çünkü Hz. Ebubekir (radıyallahu anh) şöyle demiştir: “Benim şu elbisemi alıp yıkayın ve üzerine iki tane de elbise katın, bunlara beni kefenleyin.” Şöyle de demiştir: “Şüphesiz diri, bunun yenisine ölüden daha layıktır. Çünkü yeni bez, ancak hayatında bir müddet kalan kimse içindir.”
Ölüyü kefenlemek ise vaciptir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu emretmiştir. Bunun yanında tesettürlü olmak hayatta iken de vaciptir; aynı şekilde öldükten sonra da yine vaciptir. Bu kefen, ölüden geride kalmış malından ödenir ve borçlardan, vasiyetten ve mirastan önce gelir. Çünkü iflasa uğrayan bir kimsenin giysisi, borçlarını ödemesinden bile daha önceliklidir. Aynı şekilde ölü iken de durum aynıdır. Ölünün malından ise varise ancak o ölüye ait olan asli ihtiyaçlardan sonrası geride kalır. Bu ihtiyaçları da defin masrafları, teçhiz ve ölü için gerekli olan şeylerdir.