Bir ava (ok) atsa ve gözünün önünden av kaybolsa, bir süre sonra da onu üzerinde oku saplı olduğu halde ölü bulacak olur ve üzerinde başkasının bir yaralama izi de bulunmuyorsa, av helal olur. Bu, İmam Ahmed’den meşhur olarak gelen görüştür.
Aynı şekilde köpeğini avın üzerine yollasa ve av da gözünün önünden kaybolsa, sonra köpeği yanı başında olduğu halde avcı onu ölü olarak bulacak olursa, av helaldir. Bu, el-Hasen ve Katade’nin görüşüdür. Çünkü bu minvalde gelen Adiy’in rivayetine göre, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Okunu atıp da ertesi gün ya da iki gün sonra bulduğun avının üzerinde senin okundan başka bir okun tesiri olmaması şartıyla yiyebilirsin, eğer su içerisinde bulmuş olursan, onu yeme.” Buhari ve Müslim ittifak etmişlerdir.
Ebu Salebe’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Okunu ava atıp da üç gün sonra onu bulduğun vakit, kokmamış olduğu sürece üzerinde senin okundan başka bir okun tesiri de yoksa, yiyebilirsin.” Çünkü okun üzerindeki tesiri, o avın mübahlığına sebeptir ve bu da kesin olarak (öldürmeye sebep) olmuştur demektir. Ama bunun tersine olan şeyler şüphe barındırır. Kesin olan bir şey de şüphe ile yok olmaz.
İmam Ahmed’den nakledildiğine göre; Av eğer geceleyin kaybolursa bunda bir sakınca yoktur, ama gündüzleyin kaybolacak olursa, o zaman av yenilmez. İmam Malik’ten de bu hususta iki görüş gelmiştir. İmam Ahmed’den (yine) nakledildiği üzere; şayet uzun bir süre av kaybolmuş olursa eti yenmez, az bir süre kaybolmuş olursa yenilmesi mübah olur. Ata ve Sevri ise kaybolan avın etinin yenilmesini mekruh görmüşlerdir. İmam Ahmed’den de bu hususta bir görüş yer almaktadır, İmam Şafii’nin de bu hususta iki görüşü gelmiştir. Ebu Hanife der ki: Avı aramayı bırakmış olmadığı sürece eti mübahtır, ama meşgul olur aramaz da bir süre sonra bulacak olursa etini yemek mübah olmaz.
Şöyle cevap verilmiştir: Avı bulur ve avcının oku üzerinde saplı olur ve başkasının yaralama izi de yoksa (caizdir), zira bu yönüyle –Ebu Hanife’ye göre– onu arama talebini terk etmemeye benzer. Ya da gündüz vakti avın kaybolmasına, az bir süre kaybolmasına veyahut hiç kaybolmadığına benzer. Durum anlaşıldığına göre bu avın helal olması noktasında iki şart söz konusudur:
Avın üzerinde okun ya da onun izinin olması ki, bu şekilde söz konusu (yara) izinin o oka ait olduğu anlaşılmış olur. Çünkü durum böyle olmazsa, o zaman avın mübahlığı noktasında bir şüphe doğar ve şüphe ile mübahlık hükmü sabit olmaz.
Kendi oku değil de başkasının okunun izinin olmaması ki, bu halde onun öldürmüş olacağı muhtemel olabilir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem): “Onda yalnız senin okunun izi olmalıdır.” buyruğu bunu ifade etmektedir. Zira (başka) bir iz bulunacak olursa, o zaman onun tarafından öldürülmüş olması söz konusu olacağından, çelişki doğacaktır ve avın eti de mübah olmayacaktır; tıpkı avın yanına giderken, kendi köpeğinin yanında başka bir köpeği bulması gibi.