Kafirler akde henüz başlarken hâkim’e müracaat ederlerse, o vakit hâkim onları Müslümanların nikah şartlarına göre evlendirir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Aralarında Allah’ın indirdikleriyle hükmet…” (Maide Suresi 49). Şu durumda, İslam üzere nikah akdinden başkasını kıymaya hakları yoktur. Eğer onlar akitten sonra Müslüman olurlarsa yahut bize müracaat edecek olurlarsa, bu akdin keyfiyetine karşı çıkamayız ve halihazırdaki durumlarına bakarız. O zaman kadın, eğer kendisiyle başlangıç itibariyle evlenilmesi caiz olanlardan ise hâkim ikisinin nikahını kabul eder. Kendisiyle başlangıç itibariyle evlenilmesi caiz olmayanlardan olursa, hâkim ikisinin arasını ayrıma tabi tutar. Onların bu bağlamda inandıkları tüm şeyler, üzerinde ikrar edilmiş bir nikah hükmünde ele alınır. Bu bağlamda olmayanlar ise böyle değildir.
Talak, Zıhar, İla, Mehrin Gerekliliği, Yemin, İlk Eş İçin Mübah Olma Konusu, Muhsanlık vb. gibi Sahih Evlilikte Söz Konusu Olan Hükümler, kafirlerin icra ettikleri evlilikleri hakkında da geçerlilik arz eder. Müslümanlara haram olan durumlar, onlar için de haram olur; fakat onlar, haram olan nikahlarında şu iki şartı kabul etmektedirler:
Bizim hükmümüze müracaat etmemeleri.
Bunu kendi dinlerinde mübah saymalarıdır.
Çünkü Yüce Allah şöyle buyurur: “Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler.” (Maide Suresi 42). Bu da gösteriyor ki, bize gelmedikleri müddetçe onlar halidirler ve onlara ait hükümleri de böyledir. Nitekim Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Hecer Mecusilerden cizye almış, onlara ait ahkam ve nikahlarına karşı çıkıp itiraz etmemiştir.
İmam Ahmed’den Nakledildiğine Göre: Devlet başkanı, Mecusi bir erkekle Hıristiyan bir kadının arasına girebilir. el-Muvaffak der ki: Bu görüşe göre, onlarla harbi olanların arasındaki nikahın arasına girilebilir. Çünkü Hz. Ömer, Mecusilerden olup da (nikahı) haram sayılanların tümünün arasının ayrılmasına dair mektup yazmıştır.