Ebû Abdullah’tan rivayet edildi. Şöyle buyurdu:
“Babam oturuyordu ve yanında birkaç kişi vardı. Birden gözleri yaşarıncaya kadar güldü. Sonra şöyle dedi:
‘Beni neyin güldürdüğünü biliyor musunuz?’
Onlar:
‘Hayır.’ dediler.
Şöyle buyurdu:
‘İbn Abbas, kendisinin “Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanlar”dan olduğunu iddia etti (Fussilet 30). Ben ona: “Ey İbn Abbas! Meleklerin seni dünya ve ahirette korku ve hüzünden emin kılacak velâyetleriyle sana haber verdiklerini gördün mü?” dedim.
O şöyle dedi:
“Allah Tebâreke ve Teâlâ, ‘Müminler ancak kardeştir’ buyuruyor (Hucurât 10); bütün ümmet de bunun içine girmiştir.”
Ben güldüm, sonra şöyle dedim:
“Doğru söyledin ey İbn Abbas. Sana Allah adına soruyorum: Allah Celle Zikruhû’nun hükmünde ihtilaf var mıdır?”
O:
“Hayır.” dedi.
Ben:
“Bir adam bir adamın parmaklarına kılıçla vurup onları koparsa, sonra gidip başka biri onun elini koparsa; bu kişi senin yanına getirilse ve sen kadı olsan ne yaparsın?” dedim.
O:
“Bu kesene derim ki: Ona elinin diyetini ver. Eli kesilene de derim ki: Dilediğin şey üzerine onunla sulh yap. Sonra onu adil iki kişiye gönderirim.” dedi.
Ben:
“Allah Azze Zikruhû’nun hükmünde ihtilaf ortaya çıktı ve ilk sözünü bozdun. Allah Azze Zikruhû, yaratıkları içinde bir had meydana getirip de onun açıklamasının yeryüzünde bulunmamasını kabul etmez. El kesenin aslını kes, sonra ona parmakların diyetini ver. Allah’ın hükmü işte budur. Onun emrinin indiği geceyi, Resulullah’tan işittikten sonra inkâr edersen, Allah seni ateşe sokar; nitekim onu Ali b. Ebî Tâlib’e karşı inkâr ettiğin gün gözünü kör ettiği gibi.” dedim.
O:
“Gözüm işte bundan dolayı kör oldu.” dedi.
Ben:
“Bunu nereden biliyorsun? Allah’a yemin olsun ki gözüm ancak meleğin kanat çarpmasından dolayı kör oldu.” dedi.
Ben güldüm, sonra aklının hafifliği sebebiyle o gün onu bıraktım. Sonra onunla karşılaştım ve şöyle dedim:
“Ey İbn Abbas! Dün gibi doğru bir söz söylemedin. Ali b. Ebî Tâlib sana şöyle demişti: ‘Kadir gecesi her yılda vardır. O gecede yılın işi iner. Bu işin de Resulullah’tan sonra velileri vardır.’ Sen: ‘Onlar kimlerdir?’ dedin. O da: ‘Ben ve benim sulbümden on bir kişi; kendileriyle konuşulan imamlardır.’ dedi. Sen ise: ‘Ben onun yalnızca Resulullah ile birlikte olduğunu sanıyorum.’ dedin. Bunun üzerine onunla konuşan melek sana göründü ve şöyle dedi: ‘Yalan söyledin ey Abdullah! Gözlerim Ali’nin sana anlattığı şeyi gördü; onun gözleri onu görmedi, fakat kalbi kavradı ve kulağına yerleşti.’ Sonra kanadıyla sana vurdu, sen de kör oldun.”
İbn Abbas şöyle dedi:
“Biz hangi konuda ihtilaf edersek, onun hükmü Allah’a aittir.”
Ben ona:
“Allah herhangi bir hükmünde iki ayrı şeyle hükmetmiş midir?” dedim.
O:
“Hayır.” dedi.
Ben:
“İşte burada helâk oldun ve helâk ettin.” dedim.’”