Ashabımızdan bir grup, Ahmed b. Muhammed’den; o da Ali b. Hakem’den; o da Hüseyin b. Ebî’l-Alâ’dan rivayet etti. Hüseyin şöyle dedi: Ebû Abdullah’ın şöyle buyurduğunu işittim: “Beyaz Cefr benim yanımdadır.” Ben: “Onun içinde ne vardır?” dedim. Şöyle buyurdu: “Davud’un Zebur’u, Musa’nın Tevrat’ı, İsa’nın İncil’i, İbrahim’in sahifeleri, helâl ve haram ve Fâtıma’nın Mushafı vardır. Onda Kur’an bulunduğunu iddia etmiyorum. İnsanların bize ihtiyaç duyduğu, bizim ise hiç kimseye ihtiyaç duymadığımız şeyler onda vardır; hatta celde, yarım celde, dörtte bir celde ve çizik yarasının diyeti bile onda vardır. Kırmızı Cefr de benim yanımdadır.” Ben: “Kırmızı Cefr’de ne vardır?” dedim. Şöyle buyurdu: “Silah vardır. O ancak kan için açılır; kılıç sahibi onu öldürme için açar.” Bunun üzerine Abdullah b. Ebî Ya‘fûr ona: “Allah seni ıslah etsin! Hasan oğulları bunu biliyorlar mı?” dedi. Şöyle buyurdu: “Evet, Allah’a yemin olsun; gecenin gece, gündüzün gündüz olduğunu bildikleri gibi bilirler. Fakat haset ve dünya talebi onları inkâr ve reddedişe sürüklüyor. Hakkı hak yoluyla arasalar, bu onlar için daha hayırlı olurdu.”