"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 629

Ashabımızdan bir grup, Ahmed b. Muhammed’den; o da Abdullah b. Haccâl’dan; o da Ahmed b. Ömer el-Halebî’den; o da Ebû Basîr’den rivayet etti. Ebû Basîr şöyle dedi: Ebû Abdullah’ın yanına girdim ve ona: “Sana feda olayım! Sana bir mesele soracağım; burada sözümü işiten biri var mı?” dedim. Bunun üzerine Ebû Abdullah, kendisiyle başka bir oda arasındaki perdeyi kaldırdı, içeri baktı, sonra: “Ey Ebû Muhammed! Aklına geleni sor.” dedi. Ben: “Sana feda olayım! Şiîlerin, Resulullah’ın Ali’ye bir kapı öğrettiğini ve ondan bin kapı açıldığını anlattıklarını söylüyorlar.” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Ey Ebû Muhammed! Resulullah Ali’ye bin kapı öğretti; her kapıdan bin kapı açılır.” Ben: “Allah’a yemin olsun ki işte ilim budur.” dedim. Bir süre yere vurdu, sonra şöyle buyurdu: “Şüphesiz bu ilimdir; fakat o değildir.” Sonra şöyle buyurdu: “Ey Ebû Muhammed! Câmia bizim yanımızdadır. Onlar Câmia’nın ne olduğunu nereden bilecekler?” Ben: “Sana feda olayım! Câmia nedir?” dedim. Şöyle buyurdu: “Resulullah’ın arşınıyla uzunluğu yetmiş arşın olan bir sahifedir. Resulullah’ın kendi ağzından imlâsı ve Ali’nin kendi sağ eliyle yazısıdır. Onda bütün helâller, haramlar ve insanların ihtiyaç duyduğu her şey vardır; hatta bir çizik yarasının diyeti bile.” Sonra eliyle bana vurdu ve: “İzin verir misin ey Ebû Muhammed?” dedi. Ben: “Sana feda olayım! Ben zaten seninim, dilediğini yap.” dedim. Eliyle beni dürttü ve sanki kızmış gibi: “Bunun diyeti bile vardır.” dedi. Ben: “Allah’a yemin olsun ki işte ilim budur.” dedim. Şöyle buyurdu: “Şüphesiz bu ilimdir; fakat o değildir.” Sonra bir süre sustu ve şöyle buyurdu: “Cefr de bizim yanımızdadır. Onlar Cefr’in ne olduğunu nereden bilecekler?” Ben: “Cefr nedir?” dedim. Şöyle buyurdu: “Deriden bir kaptır; içinde peygamberlerin, vasilerin ve İsrailoğullarından geçmiş âlimlerin ilmi vardır.” Ben: “Şüphesiz ilim budur.” dedim. Şöyle buyurdu: “Bu ilimdir; fakat o değildir.” Sonra bir süre sustu ve şöyle buyurdu: “Fâtıma’nın Mushafı da bizim yanımızdadır. Onlar Fâtıma’nın Mushafının ne olduğunu nereden bilecekler?” Ben: “Fâtıma’nın Mushafı nedir?” dedim. Şöyle buyurdu: “Sizin şu Kur’an’ınızın üç katı büyüklüğünde bir mushaftır; Allah’a yemin olsun ki onda sizin Kur’an’ınızdan tek bir harf bile yoktur.” Ben: “Allah’a yemin olsun ki ilim budur.” dedim. Şöyle buyurdu: “Bu ilimdir; fakat o değildir.” Sonra bir süre sustu ve şöyle buyurdu: “Geçmiş olanın ve kıyamet kopuncaya kadar olacak olanın ilmi bizim yanımızdadır.” Ben: “Sana feda olayım! Allah’a yemin olsun ki ilim budur.” dedim. Şöyle buyurdu: “Bu ilimdir; fakat o değildir.” Ben: “Sana feda olayım! O hâlde ilim nedir?” dedim. Şöyle buyurdu: “Gece ve gündüz meydana gelen şeydir; kıyamet gününe kadar bir emirden sonra bir emir, bir şeyden sonra bir şey olarak gelen bilgidir.”

https://kutsalayet.de/kafi-628/,https://kutsalayet.de/kafi-630/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız