Ali b. Muhammed, Şuayb el-Akarkûfî yoluyla Ebû Basîr’den rivayet etti. Ebû Basîr şöyle dedi:
Ebû Abdullah’ın huzurunda oturuyordum. Bir adam ona şöyle sordu:
“Ey Resûlullah’ın oğlu! Günah ehline bedbahtlık nereden ulaştı ki Allah, onların işleyecekleri ameller sebebiyle ilminde onlar hakkında azap hükmü verdi?”
Bunun üzerine Ebû Abdullah şöyle buyurdu:
“Ey soran kişi! Allah Azze ve Celle’nin hükmü öyle bir hükümdür ki yaratıklarından hiç kimse onun hakkını tam olarak yerine getiremez. Allah böyle hükmettiğinde, sevdiği kullarına kendisini tanıma gücü verdi ve onların üzerinden, layık oldukları hakikatin gereği olarak amelin ağırlığını hafifletti. İsyan ehline ise, onlar hakkındaki önceki ilmi sebebiyle, isyan etme gücünü verdi ve O’nun kabulünü elde edebilme kudretini onlardan çekip aldı. Böylece onlar, Allah’ın ilminde önceden belirlenmiş olan şeye uygun davrandılar ve kendilerini O’nun azabından kurtaracak bir hâle ulaşamadılar. Çünkü Allah’ın ilmi, doğruluğun hakikatini belirlemede daha önceliklidir. İşte ‘Allah dilediğini diler’ sözünün anlamı budur ve bu O’nun sırrıdır.”