"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Etiket: Kafi Tevhid 26

Kafi 386

Muhammed b. İsmail, Fazl b. Şâzân’dan, o da Safvân b. Yahyâ’dan, o da Mansûr b. Hâzim’den rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu:

“Allah, yaratıklarını yaratmadan önce mutluluğu ve bedbahtlığı yarattı. Allah’ın mutlu olarak yarattığı kimseye hiçbir zaman buğzetmez; o kimse kötü işler işlemiş olsa bile Allah onun amelini buğzeder, fakat kendisine buğzetmez. Allah’ın bedbaht olarak yarattığı kimseyi de hiçbir zaman sevmez; o kimse salih amel işlemiş olsa bile Allah onun amelini sever, fakat kendisini sevmez. Çünkü sonunda varacağı yer budur. Allah bir şeyi sevdiğinde ona hiçbir zaman buğzetmez; bir şeye buğzettiğinde de onu hiçbir zaman sevmez.”

Kafi 387

Ali b. Muhammed, Şuayb el-Akarkûfî yoluyla Ebû Basîr’den rivayet etti. Ebû Basîr şöyle dedi:

Ebû Abdullah’ın huzurunda oturuyordum. Bir adam ona şöyle sordu:

“Ey Resûlullah’ın oğlu! Günah ehline bedbahtlık nereden ulaştı ki Allah, onların işleyecekleri ameller sebebiyle ilminde onlar hakkında azap hükmü verdi?”

Bunun üzerine Ebû Abdullah şöyle buyurdu:

“Ey soran kişi! Allah Azze ve Celle’nin hükmü öyle bir hükümdür ki yaratıklarından hiç kimse onun hakkını tam olarak yerine getiremez. Allah böyle hükmettiğinde, sevdiği kullarına kendisini tanıma gücü verdi ve onların üzerinden, layık oldukları hakikatin gereği olarak amelin ağırlığını hafifletti. İsyan ehline ise, onlar hakkındaki önceki ilmi sebebiyle, isyan etme gücünü verdi ve O’nun kabulünü elde edebilme kudretini onlardan çekip aldı. Böylece onlar, Allah’ın ilminde önceden belirlenmiş olan şeye uygun davrandılar ve kendilerini O’nun azabından kurtaracak bir hâle ulaşamadılar. Çünkü Allah’ın ilmi, doğruluğun hakikatini belirlemede daha önceliklidir. İşte ‘Allah dilediğini diler’ sözünün anlamı budur ve bu O’nun sırrıdır.”

Kafi 388

Ashabımızdan bir topluluk, Ahmed b. Muhammed b. Hâlid’den, o da babasından, o da Nadr b. Süveyd’den, o da Yahyâ b. İmrân el-Halebî’den, o da Muallâ b. Osman’dan, o da Ali b. Hanzala’dan rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu:

“Mutlu kimse bazen bedbahtların yolunda yürütülür; öyle ki insanlar, ‘Bu kişi onlara ne kadar benziyor, hatta onlardan biridir’ derler. Sonra mutluluk ona yetişir. Bedbaht kimse de bazen mutlu kimselerin yolunda yürütülür; öyle ki insanlar, ‘Bu kişi onlara ne kadar benziyor, hatta onlardan biridir’ derler. Sonra bedbahtlık ona yetişir. Allah’ın mutlu olarak yazdığı kimseye, dünyadan bir devenin iki sağımı arasındaki süre kadar zaman kalmış olsa bile, sonunda mutlulukla hükmedilir.”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kafi-387/,https://kutsalayet.de/kafi-389/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız