"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 346

Ali b. Muhammed, Sehl b. Ziyâd’dan, o da Şebâb es-Sayrafî’den -ki adı Muhammed b. Velîd’dir-, o da Ali b. Seyf b. Umeyre’den rivayet etti. Ali şöyle dedi:

İsmail b. Kuteybe bana şöyle anlattı:

Ben ve Îsâ Şelkân, Ebû Abdullah’ın yanına girdik. O söze başlayarak şöyle dedi:

‘Müminlerin Emiri hakkında onun asla söylemediği şeyleri ileri süren topluluklara şaşıyorum.

Müminlerin Emiri Kûfe’de insanlara hitap ederek şöyle buyurdu:

“Hamd, kullarına kendisine hamdetmeyi ilham eden Allah’a mahsustur. Onları, Rabliğini tanıyacak bir fıtrat üzere yaratmıştır.

Yaratıklarıyla kendi varlığına, yaratıklarının sonradan meydana gelmiş olmasıyla kendi ezeliyetine, onların birbirlerine benzemesiyle de kendisinin benzeri bulunmadığına delalet etmiştir.

Ayetlerini kudretine şahit kılmıştır.

Zatı sıfatlarla kuşatılamaz. Gözler O’nu göremez. Vehimler O’nu ihata edemez.

Varlığının bir sonu yoktur. Bekasının bir sınırı yoktur…”’

“Duyular O’nu kuşatamaz. Perdeler O’nu gizleyemez. O’nunla yaratıkları arasındaki perde, onları yaratmış olmasıdır. Çünkü onların zatlarında mümkün olan şeyler O’nda mümkün değildir; O’ndan imkânsız olan şeyler ise onlar için mümkündür. Bu da yapan ile yapılanın, sınır koyan ile sınırlandırılanın, Rab ile terbiye edilenin birbirinden ayrı olduğunu gösterir.

O birdir; fakat bu, sayısal bir birlik anlamında değildir. Yaratıcıdır; fakat hareket etmek suretiyle değil. Görendir; fakat bir araçla değil. İşiticidir; fakat bir alet kullanarak değil. Şahittir; fakat temas ederek değil. Bâtındır; fakat gizlenerek değil. Zâhirdir ve ayrıdır; fakat mesafe uzaklığıyla değil.

Onun ezeliyeti, düşüncelerin dolaşıp durduğu alanların son noktasıdır. Sürekliliği, akılların ulaşmaya çalıştığı hedefleri geri çevirir. Hakikati, gözlerin nüfuz edici bakışlarını yormuştur. Varlığı, vehimlerin dolaşan tasavvurlarını bastırmıştır.

Kim Allah’ı nitelendirirse O’na sınır koymuş olur. Kim O’na sınır koyarsa O’nu sayıya dâhil etmiş olur. Kim O’nu sayıya dâhil ederse O’nun ezeliyetini geçersiz kılmış olur.

Kim ‘Nerede?’ derse O’na bir son nokta tayin etmiş olur. Kim ‘Neyin üzerinde?’ derse başka şeyleri O’ndan boşaltmış olur. Kim ‘Neyin içinde?’ derse O’nu bir şeyin içine yerleştirmiş olur.”

https://kutsalayet.de/kafi-345/,https://kutsalayet.de/kafi-347/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız