"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 345

Muhammed b. Ebî Abdullah, merfû olarak Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Şöyle buyurdu:

Müminlerin Emiri Kûfe minberinde hutbe verirken, güzel konuşmasıyla tanınan, cesur kalpli ve Zi‘lib adı verilen bir adam ayağa kalktı ve şöyle dedi:

“Ey Müminlerin Emiri! Rabbini gördün mü?”

Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Yazıklar olsun sana ey Zi‘lib! Görmediğim bir Rabbe kulluk edecek değildim.”

Adam dedi ki:

“Ey Müminlerin Emiri! O’nu nasıl gördün?”

Şöyle buyurdu:

“Yazıklar olsun sana ey Zi‘lib! Gözler O’nu bakışlarla görmez. Fakat kalpler O’nu imanın hakikatleriyle görür.

Yazıklar olsun sana ey Zi‘lib! Benim Rabbim, latifliğin en yüce derecesindedir; fakat cisimlerin inceliğiyle nitelenmez. Azamet sahibidir; fakat büyüklük ölçüleriyle nitelenmez. Kibriya sahibidir; fakat yaşlılık veya irilikle nitelenmez. Celâl sahibidir; fakat katılık ve kabalıkla nitelenmez.

Her şeyden öncedir; fakat O’ndan önce bir şey bulunduğu söylenemez. Her şeyden sonradır; fakat O’nun için bir son bulunduğu söylenemez.

Eşyayı dilemiştir; fakat bir tasarlama ve zihinsel yönelişle değil. Her şeyi idrak eder; fakat hile ve düzen kurmakla değil.

Bütün eşyanın içindedir; fakat onlarla karışmış değildir. Onlardan ayrı da değildir.

Açıktır; fakat bu açıklık doğrudan temas anlamında değildir. Tecelli etmiştir; fakat gözle görülen bir görünme şeklinde değildir.

Uzaktır; fakat mesafe sebebiyle değil. Yakındır; fakat yaklaşma ve bitişme sebebiyle değil.

Yokluktan sonra var olmuş değildir. Zorunluluk altında olmaksızın faildir. Hareketle olmaksızın takdir edicidir. İçinden geçen bir düşünceyle olmaksızın irade sahibidir. Bir araç olmaksızın işiticidir. Bir alet olmaksızın görücüdür.

Mekânlar O’nu kuşatamaz. Zamanlar O’nu içine alamaz. Sıfatlar O’nu sınırlandıramaz. Uyuklamalar O’nu tutamaz.

O’nun varlığı zamanlardan öncedir. O’nun mevcudiyeti yokluktan öncedir. Ezeliyeti başlangıçtan öncedir.

Duyuları yaratması, kendisinin duyu sahibi olmadığını gösterir. Cevherleri meydana getirmesi, kendisinin cevher olmadığını gösterir. Eşyalar arasında zıtlıklar yaratması, kendisinin zıddı olmadığını gösterir. Eşyalar arasında eşleştirmeler kurması, kendisinin benzeri ve eşi olmadığını gösterir.

Nuru karanlığa, kuruluğu yaşlığa, sertliği yumuşaklığa, soğuğu sıcağa karşıt kılmıştır.

Birbirine uzak olanları bir araya getiren, birbirine yakın olanları da ayırandır. Onları ayırması, ayıranın varlığına; birleştirmesi de birleştirenin varlığına delalet eder.

Bu, Allah’ın şu sözüdür:

“Her şeyden çift çift yarattık; umulur ki düşünüp öğüt alırsınız.” (Zâriyât 49)

Önce ile sonrayı birbirinden ayırmıştır ki kendisinin ne öncesi ne de sonrası olduğu bilinsin.

Varlıklardaki tabiatlar, onları yaratana herhangi bir tabiat isnat edilemeyeceğine şahitlik eder. Onların zamana bağlı oluşları, kendisini zamanlayan için bir zaman bulunmadığını haber verir.

Onların bir kısmını diğer bir kısmından perdelemiştir ki kendisi ile yaratıkları arasında bir perde bulunmadığı bilinsin.

Terbiye edilen hiçbir varlık yokken de Rab idi. Kendisine kulluk edilen hiçbir varlık yokken de ilahtı. Bilinen hiçbir şey yokken de âlimdi. İşitilen hiçbir şey yokken de işiticiydi.

https://kutsalayet.de/kafi-344/,https://kutsalayet.de/kafi-346/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız