"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

İtaat adağı ve isyan adağı

İtaat adağı namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek ve bu anlamda olan adaklardır. İster adağını: “Şöyle şöyle yapmak Allah için üzerime borç (adak) olsun.” gibi mutlak şeklinde söylemiş olsun veya “Allah, bu hastalığımdan dolayı bana şifa verirse . . .” şeklinde veya bu manadaki gibi bir sıfata bağlı olarak adakta bulunmuş olsun, fark etmez. Söz konusu durumun gerçekleşmesi halinde bu adağını yerine getirmesi gerekli olur.

İsyan üzere yapılan adak ise onun: “İçki içmek vb. üzerime Allah için borç (adak) olsun.” şeklinde demesidir. Bu durumda adadığını yapmaz, ancak yemin kefaretini öder.
Mesela “Şu evde oturacak olursam veya en güzel elbiseyi giyecek olursam üzerime Allah için borç (adak) olsun vb.” derse bu itaat ve isyan adağı değildir, ancak bunu söylemesi akabinde bunlar gerçekleşecek olursa o vakit yemin kefareti ödemesi gerekir.

Ezcümle, nezirler/adaklar yedi kısma ayrılır:

Lecac (düşmanlık etmek) ve gazap şeklinde nezirde bulunmak. Bunların hükmü yeminlerin hükmüyle aynıdır. Yeminler konusunda geçmişti.
İtaat ve teberrür (iyilik yapmak) şeklinde nezirde bulunmak. Bunların adağını yerine getirmek vacip olur.
Üstü kapalı anlaşılmayan (müphem) şeklinde nezirde bulunmak. Mesela kişinin: “Üzerime adak olsun.” demesi gibi. Bunun kefaretini ödemek ilim ehlinin çoğunluğuna göre vaciptir. el-Muvaffak der ki: Bu konuda muhalefet edenin olduğunu bilmiyorum, sadece İmam Şafii: Bu durumda onun adağı gerçekleşmez ve kefareti de yoktur, demiştir.
İsyan şeklinde nezirde bulunmak. Bu tür bir adağı yerine getirmek icma’ya göre helal değildir. Bunu adayan kişinin ise yemin kefaretini ödemesi vacip olur. Bunu, Sevri, Ebu Hanife ve onun ashabı söylemiştir. Çünkü bu minvalde Hz. Aişe’den nakledildiğine göre Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah’a isyan konusunda adak olmaz. (Eğer adanmışsa) onun kefareti yemin kefaretidir.”
İmam Ahmed’den bu durumdaki kimsenin kefaret ödemesinin vacip olmayacağı görüşü de aktarılmıştır. Bu, Malik ve Şafii mezhebinin de görüşünü oluşturur. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Allah’a isyan konusunda adak olmaz. Kulun malik olmadığı şeylerde de olmaz.”
Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle de buyurmuştur: “Ademoğlunun malik olmadığı bir şeyde adağı olmaz.” Buhari ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.
Bunun yanında (az önce geçen hadiste): “Allah’a isyan etmeyi adayan isyan etmesin.” diye buyurmuş ama kefaret ödemesini emretmemiştir. Çünkü bu tür adaklar, bir şeyi bağlayıcı değildir; bu sebeple bağlayıcı olmayan yeminlere benzemektedirler.

el-Muvaffak şöyle der: Onların ileri sürdükleri hadislerin manasına gelince, bunlar, Allah’a isyan noktasındaki adakların ifasıyla alakalıdır, zaten bunda bir ihtilaf yoktur… Onların bu hadislerinde kefaret açıklanmış olmasa dahi, bizim ileri sürdüğümüz hadislerde bu kefaret beyan edilmiştir.

Mübah bir nezirde bulunmak. Mesela elbise giymeyi yahut hayvana binmeyi adaması gibi. Bu tür adağı yerine getiren kişi bunu yapmakla muhayyerdir ve yerine getirmesi halinde adağı yerine gelmiş olur. Bunu terk etmek isterse şayet o vakit yemin kefareti öder.
İmam Malik ve İmam Şafii ise: Onun bu şekildeki adağı gerçekleşmez, demişlerdir. el-Muvaffak ise şöyle der: Bizim lehimize zikri geçen kasem konusundaki ifadeler gelmiştir. Zira bu kasemlerden birisi de kişinin mekruh bir amele dair adakta bulunması durumunda, müstehap olanın zarar vermemesi ve kefaretini icra etmesidir. Bunun yanında adağını yerine getirecek olursa, o zaman kefaret ödemez. Şüphesiz bu meseledeki ihtilaf, önceki ihtilaf gibi kabul edilir.
Farz namazlar gibi vacip olan bir nezirde bulunmak. el-Muvaffak der ki: Arkadaşlarımız: O vakit nezir gerçekleşmez, demişlerdir. Bu, aynı zamanda Şafii ashabının da görüşüdür. Çünkü nezir, zaten bağlayıcı kılmak demektir. Halbuki bağlayıcı olan şeyi (namazı) bağlayıcı kılmak zaten doğru olmaz. Bunun yanında terk etmesi halinde, yemin kefaretini gerektirmiş olması hasebiyle bu adakta bulunması durumunda söz konusu adağın gerçeklemesi muhtemel de olabilir, sanki onu yapmaya dair yemin etmesi gibi kabul edilir. Çünkü nezir, bir yemindir… Aynı şekilde isyan yahut mübah bir şeyi adasa, o takdirde bu bağlayıcı olmaz, ama adağını tutmadığı vakit de kefaretini ödemek durumunda kalır.
Dünün orucunu tutmak gibi imkansız olan bir nezirde bulunmak. Bu adak gerçekleşmeyeceği gibi, bir şeyi vacip de kılmaz. Çünkü gerçekleşmesi mümkün olmamış ve yerine getirilmesi de imkansız olmuştur. Yapacağına dair yemin etse, bu durumda kefaret gerekli olmaz; dolayısıyla bu, adak konusunda daha öncelikli sayılır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/adak-nedir/,https://kutsalayet.de/butun-malmi-sadaka-olarak-verecegini-adamak/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız