İmameti ve icra edilen biat üzerinde Müslümanların ittifak ettikleri kimsenin imamlığı sabit olur ve o vakit zikri geçen hadis ve icma’dan dolayı onun desteklenmesi vacip olur. Aynı şekilde ahit (söz ve biat) yapılarak devlet başkanı seçilenlerin bu imameti de sabit olur. Çünkü Hz. Ebubekir’in imamlığı, biatı üzere sahabenin icmasıyla sabit olmuştur. Hz. Ömer’in imamlığı da Hz. Ebubekir’in onu bu görev için tayin etmesiyle gerçekleşmiştir ve sahabeler de bunun makbul olduğunda icma etmişlerdir.
Eğer insanlar içlerinden birini öne çıkarır ve onu kabul edip itaat etmeye karar vererek ona biat ederlerse, bu durumda o kişi imam olarak kabul edilir ve ona karşı savaşmak ve karşı çıkmak haram olur. Zira bu, Müslümanların birliğine kastetmek, kanlarını akıtmak ve mallarını heba etmek demektir. Ayrıca böyle bir davranış Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şu hadisinin kapsamına girer:
“İşiniz bir adam üzerinde toplu iken kim sizin sopanızı yarmak veya cemaatinizi dağıtmak isterse, onu hemen öldürün.”
Bu durumda, imama karşı ayaklanan kişinin öldürülmesi vacip olur.
Ancak böyle bir savaş başlamadan önce, onlara niçin ayaklandıklarını sormak ve doğruyu izah etmek üzere bazı elçiler gönderilmelidir. Fakat elçilerin esir alınmasından endişe edilirse, bu onlara uygulanmaz. Kim oldukları biliniyorsa, imama itaat etmeleri gerektiği onlara bildirilir, ileri sürdükleri görüşler çürütülmeye çalışılır. Kabul etmezlerse, onlarla savaşılır. Zira Yüce Allah, savaştan önce barışı emretmiştir.
Amaç onları itaatsizlikten alıkoymak ve savaşı önlemektir. Eğer sözle barış sağlanabiliyorsa, bu savaşmaktan daha hayırlıdır. Çünkü savaş her iki tarafa da zarar verir. Bağîler mühlet isterse, bu taleplerinin maksadı araştırılır. Eğer bu, itaate dönmekse mühlet verilir. İbn Münzir şöyle demiştir: “Bu hususta ilim aldığım bütün alimler icma etmiştir.” Ancak maksat takviye güç beklemek, savaşmak ya da imama tuzak kurmak ise mühlet verilmez.
Devlet başkanı bağilere karşı koyacak güce henüz sahip değilse, güç kazanana kadar onları erteler ve destek topladıktan sonra onlarla savaşır. Eğer savaşmadan onları püskürtmek mümkünse savaşmak caiz değildir. Zira amaç savaşmak değil, onları yola getirmektir. Hedefe savaşsız ulaşılabiliyorsa, savaş haram olur.
Bağîlerin yanında savaşmayanlar varsa, savaşmak caiz olmaz. Çünkü Müslüman kanı haramdır ve buna dair ayet, hadis ve icma vardır. Bu hüküm yalnızca zarar veren bağî ve eşkıyaya özgüdür. Köleler, esirler ve sağlık görevlileri gibi savaşa katılmayanlara dokunulmaz. Savaşabilecek durumda olup korkudan savaşmayanların da öldürülmesi caiz değildir. Onlar Müslümandır ve suç sayılan bir fiil işlememişlerdir. Bağîlere karşı savaşmanın amacı sadece onları etkisiz hale getirmektir.