(Kocasının) vefat iddetini bekleyen bir bayanın hacca da başka bir yere de yolculuk yapma hakkı yoktur. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii ve rey ashabı söylemiştir. Kadın çıkmış olur ve kocası da ölmüş olursa, yakın bir yerdeyse geri döner; çünkü o vakit kadın mukim hükmünde değerlendirilir. Uzakta olursa, bu durumda yolculuğuna devam eder. İmam Malik ise: İhrama girmediği sürece kadın geri döner, demiştir.
Doğrusu uzakta olması halinde geri dönmeyeceğidir. Çünkü o vakit bu, kadın için zarar verir ve meşakkat aşılar. Öyleyse -geri dönmüş olsa dahi- yolculuğuna devam etmesi gerekir. el-Kadı (İyaz) ise şöyle demiştir: Kadın, o vakit namazın kısaltılmadığı (seferi olmayan) yakın konumunda yas tutması gerekir. Bu, Ebu Hanife’nin de kavlini oluşturur ancak o, namazın kısaltılmasını sadece üç günlük mesafe için mümkün saymaktadır.
İmam Şafii şöyle der: Kadın, yolculuğa çıkarken binalardan (yerleşim yerinden) ayrılmış olursa, o zaman geri dönmek ve yolculuğa devam etmek arasında muhayyer kalır. Zira bu durumda eşinin izin verdiği bir yerde bulunmuş olur ki, bu da yolculuktur. Bu yönüyle kadın, sanki uzaklaşmış gibi kabul edilir.
Şöyle cevap verilmiştir: Yolculuk ederken yerinden uzaklaşmadan evvel kadının evinde iddet beklemesi mümkün olacak olursa, o vakit yerleşim yerinden sanki ayrılmamış gibi kabul edileceğinden, kadın için bunu icra etmesi gereklilik arz eder. Eğer uzakta olduğu halde geri dönmeyi isterse, iddeti bitmeden evvel evine ulaşması kendisi için zorunlu olur. Geri dönerken korkacak yahut bir zarar baş gösterecek olursa, o zaman yolculuğuna devam eder. Geri döner de iddetinden bazı günler kalmış olursa, onları kocasının evinde olduğu halde bekler. el-Muvaffak der ki: Bildiğimiz kadarıyla bu görüşü savunan ilim ehline muhalefet eden yoktur.