"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Bain talakla boşanmış kadının yas tutması:

Bain talakla boşanmış bir kadının yas tutmasının vücubiyeti hakkında İmam Ahmed’den farklı görüşler gelmiştir. Ondan nakledilen bir görüşe göre, kadının yas tutması vacip olur. Bu, Said b. el-Müseyyeb, Ebu Ubeyde, Ebu Sevr ve rey ashabının görüşüdür.

İkinci görüşe göre ise onun yas tutması vacip değildir. Bu da Ata, Rabla ve İmam Malik’in görüşüdür. Buna benzer İmam Şafii’nin görüşü de gelmiştir. Çünkü hadiste şöyle geçmektedir: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına ölü için üç günden fazla yas tutmak helal değildir. Sadece kocası için dört ay on gün yas tutabilir.” (Hadis). Bu ise vefat iddetidir. Bu da gösteriyor ki, kocasının terki diyar edip ölmesi akabinde bu acıyı izhar etmesinden dolayı kadının yas tutması sadece vefat iddetinde söz konusu olmaktadır. Boşanmış olan kadına gelince, onun ayrılması ve nikahı sonlandırması kocasının kendi seçimi dolayısıyladır. Öyleyse bu ayrılmasından dolayı kadının üzüntü çekmek zorunda olduğunu söylemenin bir manası yoktur.

Birinci görüşün gerekçesine gelirsek, burada iddet bekleyen kadın evliliği bağlamında bfün talakla ayrılmış olduğundan, bu durumda sanki kocası ölmüş kadın gibi yas tutması da gereklilik arz etmiş olur. Çünkü iddet (başkasıyla) evliliği haram kıldığından, evlilik davetlerini de haram kılar. Hadis-i şerif’in ifade ettiği manaya gelirsek bu, kadının, kocasından başkasının üzerine yas tutmasının haram olduğunu ortaya koymaktadır. Öyleyse icmaya göre burada kadının yas tutması caiz olur. Eğer biz: “Kadın yas tutması gereklidir.” dersek, o vakit iki şeyi yerine getirmesi kaçınılmaz olur: Birisi: Koku sürünmeyecek ve diğeri de süslenmeyecek. Peçe takmaktan ise engellenemez ve başkasının evinde iddeti de geçirebilir. Bu sebepledir ki -açıklaması geleceği üzere- Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Fatıma binti Kays’a iddetini İbn Ümmü Mektum’un evinde geçirmesini emir buyurmuştur.

Bir görüşe göre geceleyecek olan kadın hamile olursa, o vakit (eski) kocasının kendisine bir mesken vermesi vacip olur. el-Muvaffak şöyle demiştir: İlim ehli arasında buna muhalefet edenin olduğunu bilmiyoruz. Eğer kadın hamile değilse, bu durumda iki görüş gelmiştir:

O vakit kadına mesken vermesi vacip değildir. Bunu, İshak, Ebu Sevr ve Davud (ez-Zahiri) söylemiştir. Çünkü Fatıma binti Kays hadisinde geçtiğine göre, kocası kendisini kesin şekilde boşayınca, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Onun artık sana nafaka ve mesken verme zorunluluğu kalmamıştır.” buyurmuştur. Orada şöyle de geçmektedir: “Git, İbn Ümmü Mektum’un evinde iddet bekle!”
Kadına mesken vermesi vaciptir. Bunu ise İmam Malik, Sevri, İmam Şafii ve rey ashabı söylemiştir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar.” (Talak Suresi 1) “Onları gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun, onları sıkıştırıp (gitmelerini sağlamak için) kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin.” (Talak Suresi: 6) Dolayısıyla mutlak olarak kadınlara mesken vermesini zorunlu kılmıştır. Sonra kadının hamile olması halinde de nafaka temin etmesini özellikle bildirmiştir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ihdad-yas-tutma/,https://kutsalayet.de/iddet-bekleyen-kadinin-yolculuk-yapmasi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız