Rabbim, gerçekten onlar insanların birçoğunu saptırdılar. Bundan böyle kim bana uyarsa o bendendir; kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayansın, çok merhametlisin.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Rabbi (Rabbim) innehunne (şüphesiz onlar) adlelne (saptırdılar) kesîran (birçoğunu) min (den) en-nâsi (insanların). Fe-men (artık kim) tebi‘anî (bana uyarsa) fe-innehû (şüphesiz o) minnî (bendendir). Ve men (ve kim) ‘asânî (bana karşı gelirse) fe-inneke (şüphesiz sen) gafûrun (çok bağışlayansın) rahîmun (çok merhametlisin).
Mukatil Tefsiri
Bu putlar, kendilerine tapılması sebebiyle insanlardan birçoğunun sapmasına neden olmuşlardır. Kim benim dinime uyarsa o bendendir, yani benim milletim üzeredir. Kim de bana karşı gelir ve inkâr ederse, şüphesiz sen onu bağışlayıp ona merhamet edebilirsin; yani onun tövbesini kabul edip kendisini tevhide yöneltebilirsin. Bunun benzeri Ahzâb sûresindeki Münafıklara azap etmesi veya dilerse onların tövbesini kabul etmesi için; şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir ifadesidir (Ahzâb 24).
Taberi Tefsiri
“Rabbim, gerçekten onlar insanların birçoğunu saptırdılar” sözüyle İbrahim şöyle demektedir: Rabbim, bu putlar insanların birçoğunu hidayet yolundan ve hak yolundan uzaklaştırdılar; sonunda insanlar onlara taptılar ve seni inkâr ettiler.
Bişr bize rivayet etti, Yezîd bize rivayet etti, Saîd bize Katâde’den “Gerçekten onlar insanların birçoğunu saptırdılar” sözü hakkında rivayet etti; Katâde: Bununla putlar kastedilmektedir, dedi.
Müsennâ bana rivayet etti, İshak bize rivayet etti, Hişâm bize Amr’dan, o Saîd’den, o da Katâde’den “Gerçekten onlar insanların birçoğunu saptırdılar” sözü hakkında rivayet etti; Katâde: Putlar, dedi.
“Kim bana uyarsa o bendendir” sözü, kim sana iman etme, ibadeti yalnızca sana özgü kılma ve putlara ibadeti terk etme hususunda benim üzerinde bulunduğum yola uyarsa o bendendir, yani benim sünnetimi izleyen ve benim yaptığım gibi amel eden kimsedir, anlamındadır. “Kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayansın, çok merhametlisin” sözü ise kim emrime karşı çıkar, kendisini çağırdığım şeyi benden kabul etmez ve sana ortak koşarsa, sen lütfunla günah işleyen ve hata eden kulların günahlarını bağışlayansın, kullarına karşı merhametlisin ve onlardan dilediğini affedersin, anlamındadır.
Bişr bize rivayet etti, Yezîd bize rivayet etti, Saîd bize Katâde’den “Kim bana uyarsa o bendendir; kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayansın, çok merhametlisin” sözü hakkında rivayet etti; Katâde şöyle dedi: Allah’ın dostu İbrahim’in sözüne kulak verin; vallahi onlar insanları ayıplayıp kötüleyen ve lanetleyen kimseler değillerdi. Şöyle denilirdi: Allah’ın kullarının en kötülerinden biri, sürekli insanları kötüleyen ve lanetleyen kimsedir. Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa da şöyle demiştir: “Eğer onlara azap edersen, onlar senin kullarındır; eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.” (Mâide 118)
Müsennâ bana rivayet etti, Asbağ b. Ferec bize rivayet etti, İbn Vehb bana haber verdi, Amr b. Hâris bize rivayet etti, Bekr b. Sevâde ona Abdurrahman b. Cübeyr’den, o da Abdullah b. Amr b. Âs’tan rivayet etti: Resûlullah, İbrahim’in “Rabbim, gerçekten onlar insanların birçoğunu saptırdılar. Bundan böyle kim bana uyarsa o bendendir; kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayansın, çok merhametlisin” sözünü okudu, ardından İsa’nın “Eğer onlara azap edersen, onlar senin kullarındır; eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin” sözünü okudu; sonra ellerini kaldırdı ve “Allah’ım, ümmetim! Allah’ım, ümmetim!” diyerek ağladı. Bunun üzerine Yüce Allah: Ey Cebrâil, Muhammed’e git ve Rabbin daha iyi bildiği hâlde ona kendisini neyin ağlattığını sor, buyurdu. Cebrâil ona gelip sordu, Resûlullah da söylediklerini ona bildirdi. Bunun üzerine Allah: Ey Cebrâil, Muhammed’e git ve ona, “Biz seni ümmetin hakkında razı edeceğiz ve seni üzmeyeceğiz” de, buyurdu.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…