Allah, göklerde ve yerde bulunan her şey kendisine ait olandır. Şiddetli bir azaptan dolayı vay kâfirlerin hâline!
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Allâhi (Allah’ın) ellezî (O ki) lehû (O’nundur) mâ (ne varsa) fis-semâvâti (göklerde) ve mâ (ve ne varsa) fil-ardi (yerde). Ve veylun (ve yazıklar olsun) lil-kâfirîne (kâfirlere) min (den) ‘azâbin (azabından) şedîdin (şiddetli).
Mukatil Tefsiri
Yüce Allah kendisini tanıtarak şöyle buyurmuştur: Allah, göklerde ve yerde bulunan her şey kendisine ait olandır. Allah’ın birliğini inkâr eden Mekke halkından kâfirler için şiddetli bir azap vardır.
Taberi Tefsiri
Kıraat âlimleri bu ayetin okunmasında ihtilaf etmişlerdir. Medine ve Şam kıraat âlimlerinin geneli Allah lafzını merfû okuyarak onu cümlenin başlangıcı kabul etmiş ve göklerde ve yerde bulunan her şey kendisine ait olandır ifadesini onun haberi saymıştır. Irak, Kûfe ve Basra kıraat âlimlerinin geneli ise Allah lafzını bir önceki ayette geçen mutlak güç sahibi ve övgüye layık ifadelerine tâbi kılarak mecrur okumuşlardır; çünkü bu iki kelime de mecrurdur. Arap dili âlimleri, bu şekilde okunduğunda ifadenin nasıl yorumlanacağı konusunda ihtilaf etmişlerdir. Ebû Amr b. Alâ’nın onu mecrur okuduğu ve anlamının Rablerinin izniyle, göklerde bulunanlar ile yerde bulunanların kendisine ait olduğu mutlak güç sahibi ve övgüye layık olanın yoluna şeklinde olduğunu söylediği nakledilmiştir. Ebû Amr bunun lafız bakımından sonra geldiği hâlde anlam bakımından öne alınması gereken ifadelerden olduğunu söylemiş ve bunu bir kimsenin Zarif Abdullah’ın yanından geçtim demesine benzetmiştir; burada ismin yerine sıfat getirilmiş, ardından isim sıfatın yerine konulmuş ve ismin irabı, ismin yerinde bulunan sıfatın irabına tâbi kılınmıştır. Nitekim şairlerden biri şöyle demiştir: Eğer ok ve içecek sahibi olsaydın, kötü kurdun şiddetli saldırılarından korkmazdın. Kisâî’ye gelince, ondan nakledildiğine göre mecrur okuyuş hakkında bunun tek bir söz hâline getirilmek istendiğini ve bir mecrurun diğer mecrura tâbi kılındığını söylemiştir; kendisi de bu şekilde okuyordu. Bana göre bu husustaki doğru görüş şudur: Bunların ikisi de meşhur iki kıraattir ve kıraat imamlarından bir grup birini, diğer bir grup ötekini okumuştur; ikisinin anlamı da birdir ve okuyucu hangisiyle okursa isabet etmiş olur. Merfû okuyan kimsenin de sözün bir bölümünü diğerine bağlama bakımından mecrur okuyanın kastettiği anlamı kastetmiş olması mümkündür; ancak kelime önceki ayetten ayrıldığı için merfû okunmuştur. Nitekim Yüce Allah Allah müminlerden canlarını ve mallarını satın almıştır buyurmuş (Tevbe 111), ardından Tövbe edenler, ibadet edenler diye devam etmiştir (Tevbe 112). Allah, göklerde ve yerde bulunan her şey kendisine ait olandır sözünün anlamı, Allah göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibidir, demektir. Allah, peygamberi Muhammed’e şöyle demektedir: Sana bu kitabı, kullarımı bu sıfatlara sahip olana ibadet etmeye çağırman ve kendileri için de kendi nefisleri için de herhangi bir zarar veya faydaya sahip olmayan ilahlara ve putlara ibadet etmeyi terk etmeye çağırman için indirdik. Ardından Yüce Allah kendisini inkâr eden ve elçisinin kendisini birleme ve ibadeti yalnızca kendisine özgü kılma çağrısına cevap vermeyenleri tehdit ederek Şiddetli bir azaptan dolayı vay kâfirlerin hâline buyurmuştur; yani Allah’ın birliğini inkâr edip O’nunla birlikte başkasına ibadet eden kimseler için Allah’ın şiddetli azabı ve cehennem halkının irinlerinin aktığı vadi vardır.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…