Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır. Allah, zalimleri saptırır. Ve Allah, dilediğini yapar.
Diyanet Vakfı
Allah Teala sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar. Zalimleri ise Allah saptırır. Allah dilediğini yapar.
Kurtubi Tefsiri
Allah îman edenlere dünya hayatında da, âhirette de sağlam söz üzere sebat verir. Allah zulmedenleri şaşırtır. Allah ne dilerse yapar.
“Allah îman edenlere… sağlam söz üzere sebat verir.” İbn Abbâs der ki: Bu söz lâ ilahe illallah’tır. Nesâî, el-Berâ b. Âzib’den şöyle dediğini rivâyet etmektedir:
“Allah îman edenlere dünya hayatında da, âhirette de sağlam söz üzere sebat verir” âyeti kabir azâbı hakkında inmiştir. Orada kişiye: Rabbin kimdir? denilir. O: Rabbim Allah’tır, dinim Muhammed’in dinidir, der. İşte yüce Allah’ın:
“Allah îman edenlere dünya hayatında da, âhirette de sağlam söz üzere sebat verir” âyetinde anlatılan budur. Buhâri, Cenâiz 87, Tefsir 14. sûre 2; Müslim, Cennet 73; Ebû Dâvûd, Sünne 24; Nesâi, Cenâiz 114; İbn Mâce, Zühd 32; Müsned, IV, 282.
Derim ki: Bu hadis Müslim’in rivâyet ettiği yollardan birisinde el-Berâ’dan onun sözü olarak, mevkuf bir şekilde gelmiştir. Müslim, Cennet 74; Nesâî, Cenâiz 114. Sahih olan ise bu hadisin merfu olduğudur. Nitekim Müslim’in Sahih’inde, Nesâî’de, Ebû Dâvûd, İbn Mâce ve diğerlerinde de bu şekilde el-Bera’dan, o Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)den diye rivâyet etmişlerdir. Az önce bu kaynaklardaki yerleri gösterildi.
Buhârî de şöyle nakletmektedir: Bize Cafer Doğrusu Buhârî’de gösterilecek yerde de olduğu gibi “Hafs’dır. b. Ömer anlattı, dedi ki: Bize Şu’be, Alkame b. Mersed’den anlattı, o Sa’d b. Ubeyde’den, o el-Berâ b. Âzib’den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)den dedi ki: “Mü’min kabrinde oturtulduğunda ona birisi gelir, sonra da Allah’tan başka hiçbir ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şahitlik eder. İşte yüce Allah’ın:
“Allah îman edenlere dünya hayatında da, âhirette de sağlam söz üzere sebat verir” âyetinde kastedilen budur. ” Buhârî, Cenâiz 87, Tefsir 14, sûre 2.
Biz bu hususu “et-Tezkire” adlı eserimizde açıkladığımız gibi yine orada kabrinde imtihana çekilecek ve soru sorulacakların da olduğunu açıklamış bulunuyoruz. Bu hususta bilgi sahibi olmak isteyenler bu konuyu oradan izleyebilirler.
Sehl b. Ammâr da der ki: Ben Yezid b. Harun’u vefatından sonra rüyamda gördüm. Ona: Allah sana ne yaptı? diye sordum. O şöyle dedi: Kabrimde haşin ve kaba iki melek bana geldi ve dinin ne, Rabbin kim, Peygamberin kim? dediler. Beyaz sakalımı sıvazladım şöyle dedim: Benim gibi birisine mi bu sözler söyleniyor, ben insanlara seksen yıl boyunca size verilecek cevabı öğrettim. Bunun üzerine gittiler ve giderken de: Sen Harîz b. Osman’dan hadis yazdın mı? dediler. Ben: Evet, deyince bu sefer onlar şöyle dediler: O Alî’ye buğzediyordu, Allah ona buğzedesice.
Yüce Allah’ın:
“Allah… sebat verir” âyetinin, Allah onları sürekli sabit ve sağlam söz üzere devamlı kılar, anlamında olduğu da vSöylenmiştir. Abdullah b. Revâha’nın şu beyiti de bu türdendir:
“Allah sana verdiği güzel şeylere sebat verir,
Mûsa’ya verdiği sebat gibi ve yine
Mûsa’nın yardıma mazhar olduğu gibi, sana da yardım etsin.”
Şöyle de açıklanmıştır: Yüce Allah dünyada da, âhirette de bu sebatlı, sağlam söze karşılık onları mükâfatlandırır.
el-Kaffal ve bir topluluk “dünya hayatında” âyetini, kabirde diye açıklamışlardır. Çünkü ölüler diriltilinceye kadar dünyadadırlar. “Âhirette” âyetini da hesap esnasında diye açıklamışlardır. Ayrıca bu görüşü el-Maverdî, el-Berâ’dan da nakletmiştir. el-Berâ dedi ki: Dünya hayatından kasıt, kabirdeki sorudur, âhiretten kasıt ise kıyâmet günündeki sorgulamadır.
“Allah zulmedenleri şaşırtır” yani dünya hayatında küfürleri sebebiyle saptıkları gibi, kabirlerinde de onların delil getirmelerine fırsat bırakmaz, şa-Şirıverirler. Hak sözü söylemelerini onlara telkin etmez, kabirlerinde sorgulanacakları vakit bilmeyiz, derler. Bu sefer ona: Bilmez olasıca, bir şey okuyamaz olasıca, denilir. Buhârî, Cenaiz 67, 86; Ebû Dâvûd, Sünne 24; Nesâi, Cenâiz 110.: Müsned, III, 4, 126, IV, 296. İşte o vakit -bu husustaki haberlerde de sabit olduğuna göçe- bunlara demirden kamçılarla vurulur. Biz bu hususları “et-Tezkire” adlı eserimizde zikretmiş bulunuyoruz.
Bir diğer görüşe göre; dünya hayatında sapıklıkları daha da artsın diye onlara mühlet verilir, demektir.
“Allah ne dilerse yapar.” Kimilerini azaplandırmak, kimilerini saptırmak gibi.
Bu âyet-i kerîmenin nüzul sebebinin Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)den gelen şu rivâyette belirtildiği gibi olduğu da söylenmiştir: Hazret-i Peygamber Münker ve Nekir’in soru sormalarını ve ölünün vereceği cevabı açıkladığında Hazret-i Ömer şöyle sorar; Ey Allah’ın Rasûlü! Peki aklım başımda olacak mı? Hazret-i Peygamber: “Evet” diye cevap verince, bunun üzerine Hazret-i Ömer: O halde bu İşin altından kalkabilirim, dedi. Nüzul sebebi bu olduğu belirtilmeksizin, benzer rivâyetler için bk. Suyûti, ed-Durrul-Mensur, V, 36. Bunun üzerine yüce Allah bu âyet-i kerîme’yi indirdi.