Dedi ki: “Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden bir delil üzerindeysem ve bana O’ndan bir rahmet verilmişse, eğer ben O’na isyan edersem Allah’tan beni kim korur? O zaman siz bana ancak zarar getirirsiniz.”
Diyanet Vakfı
(Salih) dedi ki: Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden (verilen) apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet (peygamberlik) vermişse, buna ne dersiniz? Bu durum karşısında Ona asi olursam beni Allahtan (Onun azabından) kim korur? O zaman siz de bana ziyan vermekten fazla bir şey yapamazsınız.
Kurtubi Tefsiri
Dedi ki: “Ey kavmim! Ne dersiniz? Ben Rabbimden gelen apaçık bir delile sahipken ve O kendinden bana bir rahmet vermişken, O’na İsyan edersem, Allah’a karşı bana kim yardım eder? Halbuki sizin bana zarardan başka bir katkınız olmaz.
“Dedi ki: Ey kavmim! Ne dersiniz? Ben Rabbimden gelen apaçık bir delile sahipken ve O kendinden bana bir rahmet vermişken” âyetinin anlamına dair açıklamalar daha önce Hazret-i Nûh’un zikredilen sözlerinde geçmiş bulunmaktadır.
“Allah’a karşı bana kim yardım eder?” Bu nefy anlamında bir istifhamdır. Yani ben O’na isyan edecek olursam, kimse beni O’nun azabından kurtaramaz.
“Halbuki sizin bana zarardan başka bir katkınız olmaz.” Beni saptırmaktan ve hayırdan uzaklaştırmaktan başka bana bir şey veremezsiniz. Bu açıklamayı el-Ferrâ’ yapmıştır. Gerçekte ise zarara uğratmak kendileri hakkında söz konusu idî, Hazret-i Salih hakkında değil. Onlara şöyle demiş gibiydi: Bana değil de kendinizin zararını arttırmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz. Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Bana karşı atalarınızın dinini gerekçe göstermeniz suretiyle sadece benim sizin hüsrana uğradığınıza dair basiretimi arttırmış, pekiştirmiş oluyorsunuz. Bu açıklama İbn Abbâs’dan nakledilmiştir.