Dediler ki: “Ey Sâlih! Sen bizden ümit beklenen biriydin. Şimdi atalarımızın ibadet ettiklerine ibadet etmememizi mi söylüyorsun? Şüphesiz senin bizi çağırdığın şey hakkında şüphe içindeyiz.”
Diyanet Vakfı
Dediler ki: Ey Salih! Sen bundan önce içimizde ümit beslenen birisiydin. (Şimdi) babalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi engelliyor musun? Doğrusu biz, bizi kendisine (kulluğa) çağırdığın şeyden ciddi bir şüphe içindeyiz.
Kurtubi Tefsiri
Dediler ki: “Ey Salih! Sen bundan evvel aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi bizİ atalarımızın taptığı şeylere tapmamızdan vazgeçirmek mi istiyorsun? Senin bizi davet ettiğinden, gerçekten tereddüde düşüren bir şüphe içindeyiz.”
“Dediler ki: Ey Salih! Sen bundan evvel aramızda ümit beslenen bir kimseydin.” Bundan önce, yani peygamberliğini kabule davet edişinden önce senin aramızda bir lider, önder olacağını ümit ederdik. Denildiğine göre; Hazret-i Salih onların ilâhlarım ayıplıyor ve onları çirkin ve bayağı olduklarını söyleyerek tahkir ediyordu. Onlarsa Hazret-i Salih’in dinlerine geri döneceğini umuyorlardı. Kendilerini Allah’a davet etmeye başlayınca, bu sefer: Senden yana umudumuz kesildi, dediler.
“Şimdi bizi atalarımızın taptığı şeylere tapmamızdan vazgeçirmek mi istiyorsun?” Buradaki istifhamın (sorunun) anlamı inkârdır. (Yani onun bu tavrını reddetmektir).
” Tapmamız” âyeti, ” Tapmamızdan” anlamında olduğundan ötürü-, mastar anlamı veren-: harf-i cerrin düşürülmesi dolayısıyla nasb mahallindedir.
“Senin bizi davet ettiğinden gerçekten tereddüde düşüren bir şüphe içindeyiz” âyetinde hitab Hazret-i Salih’edir, Bu âyetteki;
“Gerçekten biz” İbrahim Sûresi’nde; (İbrahim, 14/9.) şeklindedir. Asıl şekli de; dir. Üç tane “nun” ağır geldiğinden dolayı (İbrahim Sûresi’ndekinden) üçüncü “nun” düşürülmüştür. Buna karşılık:
“Bizi davet ettiğin” âyeti İbrahim Sûresi’nde ise;
“Bizi davet ettiğiniz…” şeklindedir. (İbrahim, 14/9) Çünkü orada hitab (bir peygambere değil) birden çok peygambere yöneliktir. -Allah’ın salat ve selamı üzerlerine olsun.-
“Tereddüde düşüren…” ifadesi, tereddüde düşmesini gerektiren bir işi bir kimseye yaptığın takdirde kullanılan; den gelmektedir. Şair el-Hüzelî de şöyle demektedir:
“Ben ona uzun bir süre görünmedikten sonra gelecek olursam,
Omuzumu koklar, elbisemi şiddetlice çekerdi.
Sanki ben ona şüphe ve tereddüde düşmesini gerektirecek bir şey yapmış gibi olurdum.”