Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiğinde, Allah’tan başka çağırdıkları ilahlar onlara hiçbir fayda sağlamadı. Onlara ancak yıkım kattı.
Diyanet Vakfı
Onlara biz zulmetmedik; fakat, onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin (azap) emri geldiğinde, Allahı bırakıp da taptıkları tanrıları, onlara hiçbir şey sağlamadı, ziyanlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.
Kurtubi Tefsiri
Biz, onlara zulmetmedik, fakat onlar kendi nefislerine zulmettiler. Rabbinin emri gelince, Allah’ı bırakıp da tapındıkları ilâhları onlara bir fayda sağlamadı. Zarara uğratmaktan başka bir şeylerini de arttırmadılar
“Biz onlara zulmetmedik.” Sözlükte zulüm bir şeyi asıl konulması gereken yerinden başka bir yere koymak demektir. el-Bakara Sûresi’nde (2/35. âyet, 13. başlıkta) yeterli açıklamalar geçmiş bulunmaktadır.
“Fakat onlar” küfür ve masiyetlerle
“kendi nefislerine zulmettiler.” Sîbeveyh’in naklettiğine göre; “Ona zulmetti” denilebilir.
“Rabbinin emri gelince, Allah’ı bırakıp da tapındıkları ilâhları onlara bir fayda sağlamadı.” Yani ibadet ettikleri ilâhları azaplarından herhangi bir şeyi önleyemedi.
“Zarara uğratmaktan başka bir şeylerini de arttırmadılar.” Bu âyetteki kelimesini Mücahid ve Katâde “zarara uğratmak” diye açıklamışlardır. Şair Lebid de şöyle demektedir:
“Artık çürüyüp gittim. Zaten her yeni şeye sahip olan sonunda
Çürümeye gider. İşte zarara uğratmak da budur.”
(Aynı kökten gelen) “et-tebâb” ise helâk ve hüsran demektir.
Bu âyette hazfedilmiş sözler de vardır. Yani onların putlara ibadet etmeleri… başka şeylerini arttırmadılar, demektir. Muzaf hazfedilmiştir, bu da şu demektir: Onların o putlara tapmaları, kendilerine âhiret mükâfatını kaybettirmiştir.