"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Hakim’in ilim ehli ve güvenilir kimselerle müşavere etmesi

Hakim bir konu arz edilir ve kendisi de bunu Allah’ın kitabında, Resulü’nün sünnetinde, icmada veya celi (açık) olan kıyasta hükmünü bulacak olur ve başkasının görüşüne de ihtiyaç duymayacak olursa, onun hükmünü kendisi verebilir. Bir içtihada ihtiyaç duyacak olursa o vakit müşaverede bulunması müstehap olur. Çünkü Yüce Allah: “İş hakkında onlara danış (müşavere et.)” (Âl-i İmrân Suresi 159) buyurmuştur. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) de, ondan sonra gelen halifeleri de müşaverede bulunmuşlardır. Bunun müstehap oluşunda ihtilaf yoktur. Zira müşaverede bulunmaya dikkatler çekilmiş ve böylelikle müzakerede bulunma hatırlatılmış olmaktadır; zira bütün ilimleri bir kimsenin kendi bünyesinde topladığını iddia etmek imkân dışıdır. Kuşkusuz hakka isabet etmeye dair dikkatler çekilmiştir. Gündemde olan meseleyi bilmenin hakimin altındaki kimseden de sirayet edebileceği mümkündür. Öyleyse hakim seviyesinde olan veya ondan daha bilgili olan ve ilim ehli ile güvenilir kimselerle müşavere etmesi neden olmasın! Zira bu vasıflara sahip olmayanların meydana gelen meselelere cevap vermeleri mümkün olmaz, görüşlerinden de faydalanılamaz. Dolayısıyla hakim, muvafık olanlarla da muhalif olanlarla da meşveretini yapar, onlara hakkın ortaya çıkması için dayandıkları delil ve gerekçelerini de sorar. Hadiseye vakıf olur ve hasımlardan birisinin getirdiği delili de doğru çıkacak olursa, o zaman hüküm verir. Eğer ikisinin durumu hakkında öne sürülen gerekçede bir karıştırma söz konusu olursa, hakim iki tarafın da barışmasını emreder. Eğer yüz çevirecek olurlarsa, kararını ileriki bir zamana erteler.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kadi-hakimin-sartlari/,https://kutsalayet.de/hakimin-bildigi-halde-hukum-vermesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız