"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Geçiş tekbirleri ve tesbihin hükmü

İmam Ahmed’den meşhur olarak geldiğine göre; yere iniş ve kalkış tekbirleri, rükû ve secde tesbihleri, “Semiallahu limen hamideh, Rabbena ve lekel-hamd” demek, iki secde arasında “Rabbiğfir lî” demek ve ilk teşehhüdde bulunmak vaciptir. Bu, aynı zamanda İshak ve Dâvûd’un da kabul ettiği görüştür. Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu emir buyurmuştur ve O’nun emretmesi, vacip olduğunu gösterir. Bunun yanında Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ameli de bu istikamette olmuştur. Nitekim O (sallallahu aleyhi ve sellem):
“Beni nasıl namaz kılar görmüş iseniz, öylece kılınız.” buyurmuştur.

Rifâe b. Râfiʿ hadisinde ise şöyle gelmiştir:
“Gerçekten abdest almayı hakkıyla yerine getirmedikçe, sonra ‘Allahu ekber’ deyip eklemleri yerine oturacak şekilde rükûya varmadıkça, sonra ‘Semiallahu limen hamideh’ deyip dümdüz bir şekilde doğrulmadıkça, sonra ‘Allahu ekber’ diyerek eklemleri iyice yerine yerleşecek şekilde (birinci) secdeye varmadıkça, sonra ‘Allahu ekber’ diyerek dümdüz oturur hâle gelinceye kadar başını kaldırmadıkça, sonra da ‘Allahu ekber’ diyerek eklemleri yerine yerleşinceye kadar (ikinci) secdeye kapanmadıkça ve nihayet başını kaldırıp ‘Allahu ekber’ demedikçe bir insanın namazı tamamlanmış olmaz.”
Bir lafız ise:
“Bunları yapmadıkça namazı tamam olmaz.” şeklindedir. Bu ise vacip olduğuna açık delildir.

İmam Ahmed’den, bunların vacip olmadığına dair de görüş gelmiştir. Bu ise fakihlerin çoğunluğunun görüşüdür. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), bunları namazını kötü kılan o (malum) şahsa öğretmemiştir. Hâlbuki ihtiyaç duyulan vaktin dışına bir bilgiyi ertelemek câiz olmaz. Şayet bu söz konusu olan (tekbir ve tesbihler) vacip olsaydı —rükünlerde olduğu gibi— terk edilmesi durumunda sehiv secdesi gerekli olurdu.

“Rifâe hadisinde bunları Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in öğrettiği” şeklinde cevap verilmiştir. Bunun yanında Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem), tüm vacipleri öğretmeye imkân bulamamış da olabilir. Buna dair delil; o (malum) şahsa teşehhüdü ve selâmı öğretmemesi verilebilir. Bir de ahkâm konularındaki gibi, vacip konular konusunda bir eşitlik gerekli olmayabilir. Buna hac konusundaki vacipler bir örnektir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/rukuda-subhane-rabbiyel-azim-demek/,https://kutsalayet.de/rukudan-kalkis/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız