Gasıb şayet gasbetmiş olduğu bir cariye ile cima ederse zina etmiş olur. Çünkü o cariye, ne onun karısı ve ne de ona ait cariyesidir. Bunun haram olduğunu biliyor idiyse o zaman kendisine zina haddi tatbik edilir. Zira bu, kendisine ait mülkü olmadığı gibi bunda mülk şüphesi de yoktur. Bu durumda cariyenin mehr-i mislini vermesi de gerekir, ister cariye gönüllü yapmış olsun, zorla yapılmış olsun, fark etmez. Çünkü bu hak, o cariyenin efendisinin bir hakkıdır; gönüllü de olsa bu hak düşmez, sanki cariyenin kendisiyle cima etmesine kendisinin izin vermesi gibi kabul edilir. Zira bu, cariye istemese de efendi hakkında vacip olan bir hakkı ortaya koyacağından, gönüllü olması durumunda da bu efendiye yine vacip olur, onunla istifade etmesi sebebiyle elde edilen ücrete benzer.
İmam Şafii ise; Cariyenin gönüllü olarak cima etmesi durumunda mehir alamayacağını; çünkü “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, fuhuş sebebiyle elde edilen mehri yasakladığını” ifade etmiştir. (Ancak) bu hadisin hür olan kadın hakkında söz konusu olacağı, şeklinde cevap verilmiştir.
Cariyenin bekaretinin diyetini vermek vaciptir. Çünkü diyet, buna bedeldir ve bekaretinin bir parçasını oluşturmaktadır. Bunun yanında diyetin ödenmesinin vacip olmayacağı da muhtemeldir; zira bekarın mehri kapsamına, bekaretin diyeti de girmektedir.
Cariye hamile kalırsa, çocuk efendisinin mülküne ait olur; çünkü cariyenin neması ve onun bir parçası sayılır. Nesebi ise cima edene (gasıba) ait olmaz; çünkü zina etmiştir.