Gasbedilen mal misliyat mallarından olur da telef de olmuşsa, mislinin geri ödenmesi gerekmektedir. Çünkü mislin kaybolup gitmesinde kıymeti, mislin kopukluğa uğradığı o gün vacip olur. Zira kıymet, mislin kaybolup gitmesi esnasında zimmette vacip olan bir durumdur. Bu nedenle –mütekavvim/değerli eşyaların telef olmasında olduğu gibi– bu kıymet ve değere itibar edilmektedir. O esnada bunun vacip olmasının delili ise onun talep edilmesine ve icra edilmesine hak sahibi olması ve gasıbın da onu eda etmesinin vacip olmasıdır. Mislin vacip oluşu gitmez, kaybolmaz; zira buna ihtiyaç vardır, zorlayıcıdır, teklif de genişliği ortaya koyar. Bir de bu misli talep edilmesine hak sahibi değildir, onu icra da etmez; dolayısıyla ücreti ödeyen şahsın bunu ödeme zorunluluğu yoktur, ona bu vacip de değildir, tıpkı muhakeme durumu gibi sayılır.
Ebu Hanife, İmam Malik ve Şafii ashabının çoğunluğu ise şöyle demişlerdir: Muhakeme günü onun değerinin ödenmesi vacip olur. Çünkü kıymeti onun zimmetine nakledilmiş sayılmaz, bu ancak hakimin hüküm vermesiyle olur. (Ancak) buna, geçen ifadelerle cevap verilmiştir.
Gasbedilen bir mal, kendisinden gasbedilmiş kişinin mülküne aittir. Öyleyse kıymeti değil, bu malın bizzat kendisinin ona geri verilmesi gerekmektedir. Zimmette söz konusu olan kıymeti de ancak telef edildiği o günde yahut mislin kaybolup gitmesi esnasında sabit olur ve kıymete ise o zaman itibar edilir.