"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Fussilet 25

Onlara arkadaşlar kıldık. Önlerinde ve arkalarında olanı onlara süslediler. Cinlerden ve insanlardan önce geçen ümmetlerle birlikte haklarında söz gerçekleşti. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardandır.

Diyanet Vakfı
Biz onlara birtakım arkadaşlar musallat ettik de onlar önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bunlara süslü gösterdiler. Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cinler ve insanlar için (uygulanan) azap onlara da gerekli olmuştur. Kuşkusuz onlar hüsrana düşenlerdi.

Kurtubi Tefsiri
Biz onlara yakın arkadaşlar kıldık. Onlar da önlerinde ve arkalarında olanı kendilerine süslediler. Onlardan önce gelen cinlerden ve insanlardan ümmetler arasında onlar üzerine söz (azâb) hak olmuştur. Şüphesiz onlar zarar edenlerdi.

“Biz onlara yakın arkadaşlar kıldık.” en-Nekkaş dedi ki: Onlara şeytanlar hazırladık. Bir başka açıklamaya göre Biz onlara yanlarındaki masiyetleri süslü gösteren arkadaşları musallat ettik. Bunlar ise cinlerden, şeytanlardan ve hatta insanlardan olan arkadaşlardır. Yani onlar için birtakım arkadaşları sebeb kıldık. Mesela; Allah filan kimseye filanı getirdi ve onu emrine verdi” denilir. Yüce Allah’ın:

“Biz onlara yakın arkadaşlar kıldık” âyeti da buradan gelmektedir.

el-Kuşeyrî dedi ki: “Allah bana istediğim şekilde bir rızkı elde etme imkanını verdi” denilir, ” Değiştirmek” demektir, “Değiş tokuş” buradan gelmektedir. “O adamla karşılıklı olarak eşya verip aldık.” Bu şekilde alışveriş yapan kimselere:Alışveriş yapan iki kişi” denilir. ‘in aynı anlamda kullanılması gibi.

“Onlar da önlerinde” bulunan dünya işlerini

“ve arkalarında olanı kendilerine süslediler.” Dünya işlerini onlara o kadar güzel gösterdiler ki, âhirete onu tercih edecek hale geldiler. Ölümlerinden sonraki hallerini de onlara aynı şekilde güzel gösterdiler ve âhiret ile ilgili halleri yalanlamaya çağırdılar. Bu açıklama Mücahid’den. nakledilmiştir.

Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir:

“Biz onlara” cehennem ateşinde

“yakın arkadaşlar kıldık. Onlar da önlerinde” dünyada amellerini

“…kendilerine süslediler.” Yani Biz onlar hakkında bunun olacağını takdir ettik ve onlar aleyhine böylece hüküm verdik.

Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Biz onları bu şekilde yakın arkadaşlara muhtaç kıldık. Yani fakiri zengine ondan bir şeyler elde etmesi için muhtaç kıldığımız gibi, zengini de fakire onun yardımını alsın diye muhtaç kıldık. Böylelikle bunlar birbirlerine masiyetlerini süslü gösterdiler. Yüce Allah’ın “ve arkalarında olanı” âyeti “önlerinde” olana atfedilmiş değildir.

Aksine anlam şöyledir: Onlara arkalarında olanı unutturdular. Bu duruma göre burada hazfedilmiş ifadeler vardır.

İbn Abbâs dedi ki:

“Önlerinde olan” âhireti yalanlamalarıdır.

“Arkalarında olan” ise gelecekte iyi işler yapacaklarını söyleyip dünyaya rağbetlerini arttırmaktır.

ez-Zeccâc dedi ki:

“Önlerinde olan”dan kasıt yaptıkları işlerdir.

“Arkalarında olan”dan kasıt ise yapmayı kararlaştırdıkları şeylerdir. Mücahid’in bu husustaki görüşü de daha önce geçmişti.

Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Daha önceden işledikleri masiyetlerin bir benzerini işlemeye devam ediyorlar.

“Arkalarında olan” ise onlardan sonra yapılacak olan işlerdir.

“Onlardan önce gelen… ümmetler arasında onlar üzerine söz hak olmuştur.” Yani bunların kâfir oldukları gibi kendilerinden önce kâfir olan ümmetlerin aleyhine vacib olan azâb, bunlar hakkında da vacib olmuştur.

Buradaki: “Arasında’ lâfzının “birlikte, beraberinde” anlamında olduğu söylenmiştir. Yani: Onlar kendilerinden önceki kâfir ümmetler neyin içine girmiş iseler onlarla beraber gireceklerdir.

“Ümmetler arasında” ifadesinin diğer ümmetlerle birlikte, anlamında olduğu da söylenmiştir. Şairin şu beyiti de buna benzemektedir:

“Eğer sen en güzel işi yaptın diye, sana iftira edilmiş ise;

Şunu bil ki; başkaları arasında da (böylece) iftiraya uğramışlar vardır.”

Demek istiyor ki: Sen de bu konuda başkaları ile aynı konumdasın, aynı durumdasın. Bu hususta yalnız başına değilsin.

“Ümmetler arasında” lâfzı

“onlar üzerine” anlamındaki âyetin zamirinden hal olarak nasb mahallindedir. Yani diğer ümmetler arasında oldukları halde (azâb) söz(ü) aleyhlerine hak olmuştur.

“Şüphesiz onlar zarar edenlerdi.” Dünyada amellerini, kıyâmet gününde ise kendilerini ve yakınlarını kaybedenler ve yitirenlerdi.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/fussilet-24/,https://kutsalayet.de/fussilet-26/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız