Semûd kavmine gelince, onları doğru yola eriştirdik ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Kazandıkları nedeniyle aşağılık azabın yıldırımı onları yakaladı.
Diyanet Vakfı
Semuda gelince onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.
Kurtubi Tefsiri
Semud kavmine gelince, Biz onlara hidayet verdik, ama onlar körlüğü hidayetten daha sevimli buldular. Bunun üzerine kazandıkları sebebi ile horlayıcı azâbın yıldırımı onları aldı.
“Semud kavmine gelince, Biz onlara hidayet verdik.” İbn Abbâs ve başkalarından rivâyete göre- onlara neyin hidayet, neyin sapıklık olduğunu açıkladık.
el-Hasen, İbn Ebi İshak ve başkaları
“Semud kavmine gelince” anlamındaki âyeti: şeklinde nasb ile okumuşlardır. Buna dair açıklamalar daha önceden el-Araf Sûresi’nde (7/73. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
“Ama onlar körlüğü hidayetten daha sevimli buldular.” Yani küfrü îmana tercih ettiler. Ebû’l-Aliye: Onlar körlüğü açıkça anlatılanlara tercih ettiler. es-Süddî masiyeti, itaate tercih ettiler, diye açıklamışlardır.
“Bunun üzerine kazandıkları sebebi ile” önceden geçtiği üzere Salih’i yalanlayıp dişi deveyi boğazlamak gibi işlediklerinden dolayı
“horlayıcı azâbın yıldırımı onları aldı.” Bu âyette
“horlayıcı” anlamındaki: şeklinde “ne” harfinin ötreli hali, horluk, hakirlik demektir. Hun (ise) Huzeyme’nin oğludur, o Müdrike’nin, o İlyas’ın, o Mudar’ın oğludur. O (Hun) Kinane ve Esed’in kardeşidir.
Onu hafif kıldı (küçük düşürdü)” demektir. İsmi ise: (aynı anlamda) hafiflik, hakirlik demektir.
Burada saika (yıldırım)’nın azaba izafe edilmesi yıldırımın yok edip helâk eden şeyin ismi oluşundan dolayıdır. Sanki “helâk edici azâb” anlamında olmak üzere: demiş gibidir.
Horluk” her ne kadar mastar ise de anlamı hor kılmak (ihanet) demektir. Bu da azâb anlamındadır. Bundan dolayı birinin diğerine sıfat yapılması uygundur. Sanki: “Horluğun yıldırımı” demiş gibidir. Bu da bir kimsenin: “Benim kesin bilgim vardır” demesine benzer.
Ayrıca bu lâfzın: “Aşağı” kelimesi gibi isim olması da mümkündür. Buna göre: ” Horluk azâbı” denilir ve: Horlayıcı, hor kılıcı” demek olur.
Yüce Allah’ın: ” Bu horlayıcı azâb içinde devam etmezlerdi” (Sebe’, 34/14) âyetinde olduğu gibi. Bunun, horlayıcılık özelliğine sahib azâb yıldırımı, anlamında olduğu da söylenmiştir.