O, onların kalplerini birbirine ısındırdı. Sen yeryüzünde bulunanların tamamını harcasaydın onların kalplerini birbirine ısındıramazdın. Fakat Allah onların arasını kaynaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hikmet sahibidir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve ellefe beyne kulubihim (ve onların kalplerini birleştirdi) lev enfakte ma fil ardı cemian (yeryüzündeki her şeyi harcasaydın) ma ellefte beyne kulubihim (yine onların kalplerini birleştiremezdin) ve lakinnallahe ellefe beynehum (fakat Allah onların arasını birleştirdi) innehu azizun hakim (şüphesiz O güçlüdür hikmet sahibidir)
Mukatil Tefsiri
Sonra Ensar’ı zikrederek şöyle buyurdu: Şemîr ve Hâtıb meselesinde aralarında bulunan düşmanlıktan sonra onların kalplerini birbirine ısındırdı. Ey Muhammed, onların kalplerini birbirine ısındırmak için yeryüzünde bulunanların hepsini harcasaydın onların kalplerini birbirine ısındıramazdın. Fakat Allah, Şemîr ve Hâtıb’ın kanı sebebiyle aralarında bulunan düşmanlıktan sonra İslâm ile onların arasını ısındırdı. Şüphesiz O, mülkünde güçlü ve yenilmezdir; işinde hikmet sahibidir. Ensar arasındaki düşmanlıktan sonra aralarında ülfet bulunmasına hükmetti.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın “Onların kalplerini birbirine ısındırdı” sözüyle muradı şudur: Evs ve Hazrec’ten olan müminlerin kalplerini, ayrılık ve dağınıklıktan sonra hak dini üzerinde bir araya getirdi; böylece onlar dağınık kimseler iken bu din sayesinde topluluk hâline, düşman iken kardeş hâline geldiler. “Sen yeryüzünde bulunanların tamamını harcasaydın onların kalplerini birbirine ısındıramazdın” sözüyle Yüce Allah, peygamberi Muhammed’e şöyle buyuruyor: Ey Muhammed, yeryüzünde bulunan altın, gümüş ve diğer bütün malları harcasaydın, kendi tedbirlerinle onların kalplerini bir araya getiremezdin. Fakat Allah onları hidayet üzerinde bir araya getirdi; böylece Allah’ın seni güçlendirmesi, desteklemesi ve düşmanına karşı sana yardım etmesi sayesinde birbirlerine ısındılar ve birleştiler. Yüce Allah şöyle buyuruyor: Bunu yapan, bunu senin için gerçekleştirip onları sana yardımcılar, destekçiler ve sana kötülük etmek isteyenlere karşı tek bir el hâline getiren Allah’tır. O hâlde düşmanlarından biri sana karşı bir şey yapmak isterse, onun hilesine karşı sana yetecek ve ona karşı sana yardım edecek olan da O’dur. Öyleyse O’na güven, emrini yerine getir ve O’na tevekkül et.
Bu hususta tevil ehli de bizim söylediğimize benzer şeyler söylemiştir. Bu görüşü söyleyenlerin zikri:
Bana Muhammed b. Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Bize Ahmed b. Mufaddal rivayet etti, dedi ki: Bize Esbât, Süddî’den rivayet etti. “Onların kalplerini birbirine ısındırdı” sözü hakkında Süddî şöyle dedi: “Bunlar Ensar’dır. Aralarında bulunan savaştan sonra Allah onların kalplerini birbirine ısındırdı.”
Bize Muhammed b. Müsenna rivayet etti, dedi ki: Bize Muhammed b. Ca‘fer rivayet etti, dedi ki: Bize Şu‘be, Ensar’dan Beşîr b. Sâbit adlı bir adamdan rivayet etti. O, “Sen yeryüzünde bulunanların tamamını harcasaydın onların kalplerini birbirine ısındıramazdın” sözü hakkında: “Ensar kastedilmektedir” dedi.
Bize İbn Humeyd rivayet etti, dedi ki: Bize Seleme, İbn İshak’tan rivayet etti. “Onların kalplerini birbirine ısındırdı” sözü hakkında: “Seni kendilerine gönderdiği hidayet üzerinde” dedi. “Sen yeryüzünde bulunanların tamamını harcasaydın onların kalplerini birbirine ısındıramazdın. Fakat Allah onların arasını kaynaştırdı”; onları üzerinde bir araya getirdiği diniyle. Bununla Evs ve Hazrec’i kastetmektedir.
Bize Ebû Küreyb rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Yemân, İbrahim el-Cezerî’den, o Velîd b. Ebî Muğîs’ten, o da Mücâhid’den rivayet etti. Mücâhid şöyle dedi: “İki Müslüman karşılaşıp tokalaştığında ikisi de bağışlanır.” Velîd dedi ki: Mücâhid’e, “Sadece tokalaşmakla mı ikisi bağışlanır?” dedim. Mücâhid: “Allah’ın, ‘Sen yeryüzünde bulunanların tamamını harcasaydın onların kalplerini birbirine ısındıramazdın’ buyurduğunu duymadın mı?” dedi. Bunun üzerine Velîd, Mücâhid’e: “Sen benden daha bilgilisin” dedi.
Bize Abdülkerîm b. Ebî Umeyr rivayet etti, dedi ki: Bana Velîd, Ebû Amr’dan, o da Abde b. Ebî Lübâbe’den, o da Mücâhid’den rivayet etti. Onunla karşılaştım, elimi tuttu ve şöyle dedi: “Allah için birbirini seven iki kişi birbirini gördüğünde, biri arkadaşının elini tutup ona gülümsediğinde, günahları ağaç yapraklarının döküldüğü gibi dökülür.” Abde dedi ki: Ona, “Bu çok kolay bir şeydir” dedim. O da: “Böyle söyleme. Çünkü Allah, ‘Sen yeryüzünde bulunanların tamamını harcasaydın onların kalplerini birbirine ısındıramazdın’ buyuruyor” dedi. Abde: “Bunun üzerine onun benden daha fakih olduğunu anladım” dedi.
Bana Muhammed b. Halef rivayet etti, dedi ki: Bize Ubeydullah b. Musa rivayet etti, dedi ki: Bize Fudayl b. Gazvân rivayet etti, dedi ki: Ebû İshak’a geldim, ona selam verdim ve: “Beni tanıyor musun?” dedim. Fudayl dedi ki: “Evet; senden çekinmeseydim seni öperdim” dedi.
Bana Ebü’l-Ahvas, Abdullah’tan rivayet etti. Abdullah şöyle dedi: “Sen yeryüzünde bulunanların tamamını harcasaydın onların kalplerini birbirine ısındıramazdın” ayeti Allah için birbirini sevenler hakkında nazil olmuştur.
Bana Ya‘kub rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Uleyye rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Avn, Umeyr b. İshak’tan rivayet etti. O şöyle dedi: “Biz, insanlardan ilk kaldırılacak şeyin —yahut insanlar arasından ilk kaldırılacak şeyin— ülfet olduğunu konuşurduk.”
Bana Muhammed b. Abdullah b. Abdülhakem rivayet etti, dedi ki: Bize Eyyûb b. Süveyd, Evzâî’den rivayet etti, dedi ki: Bana Abde b. Ebî Lübâbe, Mücâhid’den rivayet etti. Ardından Abdülkerîm’in Velîd’den rivayet ettiği hadisin benzerini zikretti.
Bize İbn Vekî‘ rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Üsâme, İbn Nümeyr ve Hafs b. Gıyâs, Fudayl b. Gazvân’dan, o Ebû İshak’tan, o da Ebü’l-Ahvas’tan rivayet etti. Ebü’l-Ahvas şöyle dedi: Abdullah’ın, “Sen yeryüzünde bulunanların tamamını harcasaydın onların kalplerini birbirine ısındıramazdın…” ayeti hakkında: “Onlar Allah için birbirini sevenlerdir” dediğini işittim.
“Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hikmet sahibidir” sözüne gelince; Allah şöyle buyuruyor: Evs ve Hazrec’in sözleri dağınık ve birbirlerine düşman iken onların kalplerini birbirine ısındıran ve onları senin yardımcıların hâline getiren Allah, mutlak güç sahibidir; hiçbir şey O’na galip gelemez ve hiçbir kimse O’nun hükmünü geri çeviremez. O, hükmünü yaratılmışları üzerinde yürütür. Öyleyse O’na tevekkül et ve O’na güven. O, yaratılmışlarını yönetmesinde hikmet sahibidir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…