Eğer bir topluluğun hainlik etmesinden korkarsan, antlaşmayı onlara eşitlik üzere geri at. Şüphesiz Allah hainleri sevmez.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve imma (eğer) tehafenne (korkarsan) min kavmin (bir topluluktan) hıyaneten (hainlikten) fenbiz (bildir) ileyhim (onlara) ala seva (açıkça) innallahe (şüphesiz Allah) la yuhıbbul hainin (hainleri sevmez)
Mukatil Tefsiri
Sonra şöyle buyurdu: Eğer bir topluluğun hainliğinden korkarsan; hainlikten maksat antlaşmayı bozmaktır. Antlaşmalarını kendilerine açık bir şekilde geri at. Şüphesiz Allah hainleri, yani Yahudileri sevmez.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyuruyor: Ey Muhammed, seninle arasında ahit ve antlaşma bulunan bir düşmanının ahdini bozacağından, antlaşmasını çiğneyeceğinden ve sana karşı hainlik edeceğinden korkarsan —ki ihanet ve hainlik budur— “antlaşmayı onlara eşitlik üzere geri at.” Yani onlarla açıkça savaşa gir ve onlarla savaşmadan önce, kendilerinden hainlik ve ahdi bozma belirtileri ortaya çıktığı için seninle onlar arasındaki antlaşmayı bozduğunu kendilerine bildir. Böylece hem sen hem onlar, senin kendileriyle savaş hâlinde olduğunu bilme hususunda eşit olun; onlar da savaş için gerekli hazırlıklarını yapsınlar ve sen de hainlikten uzak olasın.
“Şüphesiz Allah hainleri sevmez”; yani kendisiyle arasında güvence ve antlaşma bulunan bir kimseye hainlik ederek, onunla savaş hâlinde olduğunu ve antlaşmayı bozduğunu ona bildirmeden önce onunla savaşan hainleri sevmez.
Bir kimse: “İhanetten korkmak sebebiyle antlaşmayı bozmak nasıl caiz olabilir? Korku bir zandır, kesin bilgi değildir” derse ona şöyle denir: Mesele senin düşündüğün gibi değildir. Bunun anlamı şudur: Düşmanından ihanet belirtileri ortaya çıktığında ve onların sana saldırmasından korktuğunda, kendilerine barış bağlarını geri at ve onlara savaş ilan et.
Bu, Kurayzaoğullarının durumunda olduğu gibidir. Onlar, Resulullah ile barış içinde olacaklarına ve Resulullah’a karşı savaşmayacaklarına dair yaptıkları antlaşmadan sonra Ebû Süfyân ve beraberindeki müşriklerin Resulullah’a karşı kendilerine yardım etme ve onunla birlikte savaşma teklifini kabul etmişlerdi. Onların bu teklifi kabul etmeleri, Resulullah’ın kendisine ve ashabına karşı hainlik edeceklerinden korkmasını gerektirmişti. Aynı şekilde, müminlerle karşılıklı barış antlaşması bulunan herhangi bir topluluktan, Kurayzaoğullarından Resulullah ve ashabına karşı ortaya çıkan hainlik belirtilerinin benzeri ortaya çıkarsa, Müslümanların imamının antlaşmayı onlara eşitlik üzere geri atması ve kendilerine savaş ilan etmesi gerekir.
“Eşitlik üzere” sözünün anlamı şudur: Senin de onların da, iki taraftan her birinin diğerine karşı savaş hâlinde ve artık barış hâlinde olmadığını bilmesi eşit hâle gelsin.
Ayetin Kurayzaoğulları hakkında indirildiği de söylenmiştir. Bu görüşü söyleyenlerin zikri:
Bana Muhammed b. Amr rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Âsım rivayet etti, dedi ki: Bize Îsâ, İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den “Antlaşmayı onlara eşitlik üzere geri at” sözü hakkında rivayet etti. Mücâhid: “Kurayzaoğulları” dedi.
Bazıları ise buradaki “eşitlik” sözünün “mühlet” anlamında olduğunu söylemiştir. Bu görüşü söyleyenlerin zikri:
Bana Ali b. Sehl rivayet etti, dedi ki: Bize Velîd b. Müslim rivayet etti ve şöyle dedi: Bizim için açıklığa kavuşan hususlardan biri, “Antlaşmayı onlara eşitlik üzere geri at” sözünün “onlara mühlet vererek” anlamında olduğudur. Nitekim Bekîr’in Mukātil b. Hayyân’dan, Allah’ın şu sözü hakkında rivayet ettiği gibi: “Allah ve Resulünden, antlaşma yaptığınız müşriklere bir beraattir. Artık yeryüzünde dört ay dolaşın.” (Tevbe 1-2)
Arap dilini bilenler ise bunun anlamında ihtilaf etmişlerdir. Onlardan bazıları bunun: “Antlaşmayı onlara adalet üzere geri at” anlamında olduğunu söylemiştir; yani senin de onların da birbirinize karşı savaş hâlinde olduğunuzu bilmeniz eşit oluncaya kadar. Bu görüşlerine şu recez beytini delil getirmişlerdir:
Hain düşmanların yüzlerine vur,Ta ki seni eşitliğe, yani adalete çağırıncaya kadar.
Buradaki “eşitlik” ile adalet kastedilmektedir.
Başka bazıları ise bunun “orta” anlamına geldiğini söylemiştir. Hassân’ın şu sözünde olduğu gibi:
Yazık Resul’ün ensarına ve yakınlarına,Kaybolanın ardından mezarın ortasında.
Buradaki “eşitlik” sözü, mezarın ortası anlamındadır.
Bu anlamlar birbirine yakındır. Çünkü adalet ortadır; hakkın üzerine çıkmaz ve ondan aşağı da kalmaz. Aynı şekilde orta olan da adildir. İki tarafın, birbirlerine karşı içinde bulundukları barış durumunun sona erdiğini bilme bakımından eşit olmaları da fiilde adalet ve orta yoldur.
Velîd b. Müslim’in bunun “mühlet” anlamına geldiğine dair sözüne gelince, Arap dilinde bunun bir dayanağını bilmiyorum.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…