Kim bir iyilik getirirse, ona onun on katı vardır. Kim bir kötülük getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır. Onlara zulmedilmez.
Diyanet Vakfı
Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Kurtubi Tefsiri
İyilikle gelene bunun on misli vardır. Bir günah ile gelen de ancak onun misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.
Yüce Allah’ın: ” İyilikle gelene” âyeti, mübtedâ ve şarttır. Cevabı ise
“Bunun on misli vardır” âyetidir. Ona bunun on misli hasenat vardır,” demektir. Burada “hasenat” kelimesi hazfedilmiş, onun sıfatı olan “misli” anlamındaki kelime yerine geçmiştir.
“Emsal; misilleri, katı” kelimesi, “misl”in çoğuludur. Sîbeveyh der ki: “Yanımda on neseb bilgini vardır” bu şekilde bir ifade ile; ” Yanımda neseb bilgini on adam vardır” anlamında kullanıldığını nakletmektedir.
Ebû Ali de der ki:
“On misli” âyetinde müennesliğin güzel düşmesi, “emsal: misilleri, katı” kelimesinin müennese izafe edilmiş olmasından dolayıdır. Müennese izafe edilenin, anlam itibariyle bizzat kendisi olması halinde, böyle bir kullanım güzeldir.
Yüce Allah’ın:
“Yolcu kafilesinden birisi onu alsın” (Yûsuf, 12/10) âyeti (fiilin “ye” harfi ile değil de “te” harfi ile okunuşuna göre) ile “Parmaklarımdan birisi gitti,” İfadesinde olduğu gibi.
el-Hasen, Saîd b. Cübeyr ve el-A’meş ise, diye okumuş olup bu da: Ona, onun misli on hasene vardır,” takdirindedir. Yani, ona lehine verilmesi gerekenin on katı mükâfat vardır. Burada takdirin onun için işlediği hasenatın on misli vardır anlamında olup, mislin kapsamına, on katına ulaşmasının kastedilmesi de mümkündür.
Burada sözü geçen
“iyilik: hasene”den kasıt imandır. Yani her kim lâilâhe İllallah şahadetini yapmış olarak gelirse, dünyada hayır namına işlediği her bir amele on misliyle sevap verilecektir.
“Bir günah” yani şirk
“İle gelen de, ancak onun misliyle cezalandırılır.”
Onun cezası da ebediyyen cehennemde kalmaktır. Çünkü şirk en büyük günahtır, cehennem de en büyük cezadır. Yüce Allah’ın:
“Uygun bir ceza olmak üzere” (en-Nebe’, 78/26) âyeti de böyledir. Yani, o ceza amele uygundur. İyilik ise, böyle olmayacaktır. Çünkü, yüce Allah’ın bu hususta açık nassı bulunmaktadır. Haberde de şöyle denilmektedir: “İyilik on katı ve daha fazlasıyla karşılık görecektir. Kötülük ise bir katıyla cezalandırılacaktır. Ve bununla birlikte bağışlayabilirim de. O bakımdan, bir katları on katlarından daha baskın gelene yazıklar olsun,”
el-A’meş de Ebû Salih’ten şöyle dediğini nakletmektedir: âyet-i kerimedeki iyilik (hasene) den kasıt, lâilâhe İllallah’tır. Günah (seyyie, kötülük) den kasıt ise şirktir.
“Ve onlara zulmedilmez.” Yani, amellerinin sevabı eksilmez. el-Bakara Sûresi’nde bu âyete (2/245- âyet, 4. başlık ve devamı ile 281. âyet, 4. başlıkta) ve bunun Allah yolunda infaktan ayrı olduğuna dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır.
Bundan dolayı bazı ilim adamları şöyle demişlerdir: On katıyla mükâfat sair iyilikler içindir. Yediyüz katıyla mükâfat ise Allah yolunda infak içindir. Bunda havas ile avamdan olmak arasında fark yoktur. Kimisi de şöyle demiştir; Avam için on katıyla mükâfat vardır, havas için ise yediyüz katıyla ve sayılamayacak kadar çok kat fazlasıyla mükâfat sözkonusudur.
Ancak, bu konuda söz söyleyebilmek için delile ihtiyaç vardır. Birincisi ise daha sahihtir. Çünkü, Hureym b. Fâtik’in Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan naklettiği hadis bunu gerektirmektedir ki, o hadiste şöyle denilmektedir: “Kimi hasene de on katıyladır. Kim bir iyilik yaparsa ona on misli verilir. Kimi İyilik (hasene) de yediyüz katıyla mükâfatlandırılır, bu da Allah yolunda harcamaktır.” Bk, Müsned, IV, 321, 345, 346.