Bunların zekât olarak çıkarılışı; ekinlerin bittiği ve meyvelerin de olgunlaştığı zamandır. Çünkü bu, olgunlaşmanın tamamlandığı ve stoklanmanın da hazır hâle geldiği zaman dilimi demektir. Zekât olarak çıkarılacak vakte kadar meyveler hakkında gerekli olan masraflar ise mal sahibine aittir.
Çıkarılma keyfiyetine gelince:
Şayet zekât olarak verilecek olan mal tek bir cins olursa, ondan olanı –iyi ya da kötü de olsa– alınır. Çünkü fakirlerin hakkı, adaleti gözetmek suretiyle vermektir. Zira onlar bu hususta ortaklar konumunda sayılırlar.
el-Muvaffak der ki: Bu hususta ihtilaf edeni bilmiyoruz. Dolayısıyla bu mal farklı cinslerde olursa, bu durumda her bir cinsine göre hissesi alınır. Bu, ilim ehlinin çoğunluğunun görüşüdür. Çünkü fakirlere, ortaklar konumunda sayıldıkları için her cinsinden eşit olarak dağıtılmak suretiyle verilmesi gerekir ve bunda bir zorluk da yoktur. Ancak davarlar –farklı cinslerde olması hâlinde– bunun tersinedir.
İmam Mâlik ve İmam Şafiî ise; bu ürünün (ne iyi ne de kötü olan) orta hâliyle verileceğini ifade etmişlerdir. Ancak zikredilenlerden anlaşılacağı üzere birinci görüş daha evlâdır.
Kötü olanları çıkartmak ise caiz değildir. Çünkü Yüce Allah:
“Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın.” (Bakara Suresi: 267) diye buyurmuştur.
Dolayısıyla iyi olan bir malın kötüsü seçilip de ondan zekât verilmez. Zira Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:
“Dikkat edin, mallarınızın değerli olanlarından veriniz!”
Şayet mal sahibi gönlünden sadece iyi olanları verecek olursa bu da câizdir ve bu sebeple büyük bir sevaba da nâil olur.