Nisabın tamamlanması için hububat ve ekinlerin dışındakilere ait cinslerden birisinin, diğer bir cinse katılamayacağı hususunda ilim adamları arasında bir ihtilaf yoktur.
Davarlara gelince, bunlar deve, sığır ve koyun olmak üzere üç cinstir ve hiçbirisi diğer cinse katılamaz. Meyveler cinsi de diğer bir cinse katılamaz. Öyleyse hurma cinsi, kuru üzüm cinsine katılamaz; badem de fıstık cinsine katılamaz. Bunlardan hiçbirisi diğerinin cinsine katılıp da (zekât olarak) bu şekilde verilemez.
Ekinler ne sümeden, ne hububat ve ne de meyvelerden bir şeye katılabilirler. Nisabı tamamlamak için aynı cins türlerinden birisinin, diğer bir cinse katılacağı hususunda ilim adamları arasında bir ihtilaf olmadığı gibi, aynı şekilde ticaret eşyalarının da ekinlere katılabileceği noktasında da bir ihtilafları yoktur.
Onlar, hububatın bir kısmının diğer bir kısmına katılacağı ve iki nakit (paranın) da diğer bir nakitle katılacağı konusunda ihtilaf etmişlerdir.
İmam Ahmed’den nakledildiğine göre hububat hakkında üç görüş yer almaktadır:
Hububatlardan hiçbirisi diğerine katılamaz.
Yani katılıp da zekât olarak verilemez. Nisab, her bir cinsin kendi başına münferit olarak ele alınmasıyla muteber olur. Bu, Evzâî, Sevrî, İmam Şâfiî, Ebû Ubeyd, Ebû Sevr ve Rey ashabının görüşüdür. Çünkü bunlar hep ayrı ayrı cinslerdir; dolayısıyla da –meyve ve davarlarda olduğu gibi– söz konusu olan nisap, her bir cinsten münferit olarak ele alınmasıyla muteber olur.
Nisabı tamamlamak için tüm hububatlardan bir bölümü diğerine katılabilir.
Bu ise İkrime’nin görüşüdür. Ebû Ubeyd der ki: Hububattan –az bir şey dışında– iki farklı cinsi cem edip birbirine katan eski dönem âlimlerden kimseyi bilmiyoruz. Bu ise İkrime’den rivayet edilmiştir.
Nitekim Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:
“Beş vesk miktarına ulaşmadığı sürece dane ve hurmada zekât yoktur.”
Buradan anlaşılan; beş vesk (653 kg.) miktarına ulaşması hâlinde, bundan zekâtın verilmesinin vacip olduğudur. Çünkü bu zekât, nisap hakkında, çıkartılan üründe, yetişme yerinde ve hasat olma miktarında birleşeceğinden, aynı cinsin türleri gibi kimisinin diğerine katılması gerekli olur. Bu delil ise meyveler konusuyla nakzedilmiştir.
Buğday, arpaya katılabilir ve bu türde olan baklagillerde de kimisi diğerine katılabilir.
Bu ise İmam Mâlik ve Leys’in mezhebini oluşturur. Sadece o; tuz, çekirdek, darı, pirinç, tahıl ve arpanın tek bir cins olduğunu ifade ederek ilavede bulunmuştur. Herhâlde o bunu söyleyerek –buğday cinsinden olması gibi– onlardan kimisinin diğerlerine katılabilen (ve depolanabilen) azıklardan olması yönüyle delil getirmiş olsa gerektir.
Birinci görüş ise daha evlâdır, inşallah. Çünkü bunlar birbirlerine farklı olarak eklenmesi câiz olan cinslerdir ve meyvelerin birbirlerine katıldıkları (hüküm) gibi değildir. Cinslerin türevlerine kıyas edilmesi de sahih olmaz.
Ama meyvelerin cinsleri hepsi tek bir cins addedildiğinden dolayıdır ki, birbirlerine farklı olarak eklenmeleri haram olur. Cinsin hükmü ise hepsinde sabit olur. Kıyas etmek inkıtaya uğrayınca da artık zekâtın (burada) vacip olduğuna dair hüküm vermek ve muteber olmayan bir vasfa sahip olduğunu belirtmek câiz olmaz.
Sonra bu meselede aslolan, vacip olmayacağıdır. Öyleyse hakkında vacip olduğuna yahut men edildiklerine dair bir nas ve icmanın yer almadığı bir şeyde vaciplik sabit olmaz.
Allah, en iyisini bilir.