Bu mesele; Koca, anne, kız kardeş ve dede hakkında gerçekleşir. Ekderiyye diye isimlendirilmesi, Hz. Zeyd (b. Sabit) in dede konusundaki usulü sebebiyle, söz konusu meseleye (zorluğundan dolayı) kederlenmiş olmasıdır. Zira o bu meselede avl yapmıştır, halbuki dede meselelerinde avl olmaz. Bunun yanında -dede mevcut olduğu halde- kız kardeşe farz miras da vermiştir, ancak dede varken kız kardeşe farz miras verilmez. Bir de dedeyle kız kardeşin paylarını cem etmiş ve ikisi arasında taksimat yapmıştır, ama bu uygulamanın örneği yoktur.
“Ekderiyye” konusu hakkında ilim ehli ihtilaf etmiştir. Ebu Bekir ve ona muvafakat eden iki arkadaşının mezhebine göre, kız kardeş mirastan düşürülür, anneye üçte bir pay verilir, dede’ye ise kalan verilir. Zeyd’in mezhebi şöyledir: Koca’ya yarım, anneye üçte bir, kız kardeşe yarım ve dede’ye altıda bir verilir. Sonra dedenin altıda biri ve kız kardeşin yarımı ikisi arasında üç hisseye bölünerek taksim edilir. Dede’ye iki pay, kız kardeşe bir pay verilir ki, bu durumda farz miras konusu “yirmi yedi”den geçerli olur. Koca’ya yedi, anne’ye altı, dede’ye sekiz ve kız kardeşe de dört olmak üzere… Nitekim kız kardeş, dede varken bir şey almaya hak sahibi olamaz, ancak taksimat hükmüyle hak sahibi olabilmektedir. İşte Hz. Zeyd, buraya ancak meseledeki avl şekliyle yorum yapabilmiştir. Çünkü o, kız kardeş için farz bir pay kılmasaydı, kız kardeş düşmüş olurdu. Ancak farz paylarda onu düşüren yoktur.
Ekderiyye’de meselenin aslı, altıdır: Bu mesele dokuza avleder, kız kardeş ve dede’ nin hisseleri -ikisi arasında dört olmak üzere- üç üzerinde olunca bu geçerli olmaz; dolayısıyla dokuz, üçle çarpılır ve “yirmi yedi” olur. Sonra bu meselenin aslında hakkı olan herkes, meselede çarptığın üç pay noktasında çarpılmış hükümde ele alınır.