İhtilafsız olarak her bir borçta, borç ödenirken fazlasını ödemeyi şart koşmak haramdır. Miktarı ile vasfı arasında koşulan fazlalığın bir farkı yoktur.
Başka bir beldede kendisine borç vereceğini şart koşacak olur da bu nedenle iaşesini de yüklenecek olursa, söz konusu olan fazlalık sebebiyle bu caiz olmaz; iaşesini yüklenmeyecek olursa o zaman caiz olur. Bu, Sevri ve İshak’tan nakledilmiştir. Zira her ikisi hakkında toplu maslahatı içermiş olduğundan dolayı bu söylenmiştir.
İmam Malik, Evzai ve İmam Şafii ise bunu kerih görmüşlerdir. Çünkü bunda kimi zaman bir fazlalık bulunur. Doğrusu ise her ikisinden birisine bir zarar vermeyeceğinden ve bir tür maslahat oluşturacağından dolayı caiz olduğudur. Nitekim şeriat zarar bulunmayan maslahatları haram kılmaz, tam tersine meşru kılar.
Bir de bunun haramlığına dair ne bir nas ve ne de bu manaya gelecek bir ifade vardır; dolayısıyla hükmü mübah olarak kalır.
Şart koşmadan mutlak olarak borç verir de miktarı, vasfı yahut da başka bir şeyi hakkında daha hayırlısını ödeyecek olur ve bundan borç alan da veren de razı olurlarsa, bu caiz olur. Bu noktada, İmam Malik, İmam Şafii ve İshak ruhsat vermişlerdir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), birinden altı yaşında bir deveyi selem olarak borç alıp daha hayırlısıyla geri ödemiş ve şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz insanların en hayırlısı, ödeme yaparken en güzel ödeyendir.”