İsrailoğullarına sor: Onlara ne kadar açık ayetler verdik. Kim Allah’ın nimetini kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphesiz Allah’ın azabı şiddetlidir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Sel beni israile (İsrailoğullarına sor) kem ateynahum (onlara kaç tane verdik) min ayetin beyyinetin (açık ayetlerden) ve men yubeddil (kim değiştirirse) ni‘mete llahi (Allah’ın nimetini) min ba‘di ma caethu (kendisine geldikten sonra) fe-innallaha şedidu l-ikab (şüphesiz Allah’ın azabı şiddetlidir)
Mukatil Tefsiri
Allah Teâlâ burada Medine Yahudilerine hitap ederek: “İsrailoğullarına sor.” buyurmaktadır. Yani onlara kaç tane apaçık mucize ve delil verildiğini sor. Bu ayetler arasında denizin yarılması, düşmanlarının helâk edilmesi, üzerlerine bulut gölgesinin indirilmesi, kudret helvası ve bıldırcın verilmesi ve taştan su çıkarılması gibi nimetler vardır. Allah Teâlâ onlara bütün bu nimetleri verdiği halde onlar Muhammed’i inkâr ederek bu nimetlerin Rabbine karşı nankörlük ettiler. Bu yüzden: “Kim kendisine geldikten sonra Allah’ın nimetini değiştirirse…” buyurulmuştur. Buradaki nimet, Allah’ın dini ve Muhammed’e iman etmektir. Allah Teâlâ onları şu sözüyle korkutmuştur: “Şüphesiz Allah’ın azabı çok şiddetlidir.” Yani O cezalandırdığı zaman azabı çok ağırdır.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah bununla şunu kastetmektedir: Ey Muhammed! Bana itaate dönmeyi, bana tövbe ederek senin peygamberliğini kabul etmeyi ve benim katımdan getirdiğin şeylerde seni doğrulamayı beklemeyen, ancak benim buluttan gölgeler içinde ve meleklerimle birlikte gelmemi, sonra seninle sana iman edenler ve sana indirdiğim kitapları, sana ve onlara farz kıldığım dinimin hükümlerini tasdik edenler ile onlar arasında hükmü ayırmamı bekleyen İsrailoğullarına sor: Senden önce onlara kaç apaçık ayet ve işaret getirdim? Onlara farz kıldığım şeyler konusunda nice deliller verdim; kendilerine itaatimi emrettim; senden önce peygamberlerimin ve elçilerimin elleriyle onlara peş peşe hüccetler gönderdim. Bu deliller, o peygamberlerin doğruluğunu destekliyor, bunların benim katımdan olduğunu açıkça gösteriyor ve uyarıcılarım ile elçilerimin doğruluğuna dair apaçık kanıtlar oluyordu. Buna rağmen onlar benim hüccetlerimi inkâr ettiler, elçilerimi yalanladılar, kendilerine verdiğim nimetleri değiştirdiler, ahdimi ve onlara yaptığım tavsiyeyi bozup başka hale getirdiler.
“Ayet” kelimesinin anlamını daha önce yeterli şekilde açıklamıştık. Buradaki anlam hakkında Muhammed b. Amr rivayet etti; Ebu Asım, İsa’dan, o İbn Ebi Necih’ten, o Mücahid’den naklettiğine göre Mücahid, “İsrailoğullarına sor, onlara nice apaçık ayet verdik” sözü hakkında şöyle demiştir: “Allah’ın Kur’an’da zikrettiği ve zikretmediği ayetlerdir; onlar da Yahudilerdir.”
Ammar’dan rivayet edildi; İbn Ebi Cafer, babasından, o Rebi‘den naklettiğine göre Rebi‘ şöyle demiştir: “İsrailoğullarına sor, onlara nice apaçık ayet verdik” sözü, Allah’ın onlara apaçık ayetler verdiğini ifade eder. Bunlar Musa’nın asası ve eli, denizin onlar için yarılması, düşmanlarının gözleri önünde boğulması, üzerlerine bulutun gölgelik yapılması, kendilerine menn ve selvanın indirilmesidir. Bunlar, Allah’ın İsrailoğullarına verdiği ayetlerden sadece bazılarıdır; bunların dışında daha birçok ayet de vardır. Buna rağmen onlar Allah’ın emrine karşı geldiler, Allah’ın peygamberlerini ve elçilerini öldürdüler, Allah’ın ahdini ve kendilerine yaptığı tavsiyeyi değiştirdiler. Allah da şöyle buyurdu: “Kim Allah’ın nimetini kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphesiz Allah’ın azabı şiddetlidir.”
Allah, peygamberine bu ayetleri haber vererek ona kendisini yalanlayan ve Rabbine karşı büyüklük taslayan kimselere karşı sabretmesini emretmiştir. Ona, önceki ümmetlerin de peygamberlerine aynı şekilde davrandığını bildirmiştir. Allah, onlara apaçık deliller göstermiş olmasına rağmen onlar peygamberlerine karşı çıkmışlardı. Peygamberin çevresinde bulunan Yahudiler de, kendisine kıssaları anlatılan İsrailoğullarının geriye kalanlarından başka bir şey değildi.
“Kim Allah’ın nimetini kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphesiz Allah’ın azabı şiddetlidir” ayetinin tefsiri:
Yüce Allah burada “nimet” ile İslam’ı ve dininin farz kıldığı hükümleri kastetmektedir. “Kim Allah’ın nimetini değiştirirse” sözü ise şu anlama gelir: Kim Allah’ın nimeti olan İslam konusunda yaptığı ahdi, onunla amel etmeyi ve ona girmeyi değiştirir de onu inkâr ederse, Allah onu küfrüne karşı vaat ettiği ceza ile cezalandırır. Allah’ın cezası şiddetlidir, azabı acıdır.
Buna göre ayetin anlamı şudur: Ey Tevrat’a iman edip onu tasdik edenler! Hep birlikte İslam’a girin, küfrü ve şeytanın sizi çağırdığı sapıklığı bırakın. Muhammed ve onun eliyle size gösterdiğim deliller ve ibretler konusunda katımdan size apaçık belgeler gelmiştir. Kitabınızda onun benim peygamberim ve elçim olduğuna dair size verdiğim ahdi ve onun benim katımdan size getirdiklerini değiştirmeyin. Sizden kim bunu değiştirirse, ben onu acı bir azapla cezalandırırım.
“Kim Allah’ın nimetini kendisine geldikten sonra değiştirirse” sözü hakkında tevil ehlinin bir kısmı da bizim söylediğimiz gibi demiştir. Muhammed b. Amr rivayet etti; Ebu Asım, İsa’dan, o İbn Ebi Necih’ten, o Mücahid’den naklettiğine göre Mücahid bu ayeti “Kim onu inkâr ederse” diye açıklamıştır.
Kasım rivayet etti; Hüseyin, Haccac’dan, o İbn Cüreyc’den, o Mücahid’den aynı rivayeti aktarmıştır.
Musa b. Harun rivayet etti; Amr b. Hammad, Esbat’tan, o Süddî’den naklettiğine göre Süddî, “Kim Allah’ın nimetini değiştirirse” sözü hakkında: “Kim onu küfre çevirirse” demiştir.
Ammar’dan rivayet edildi; İbn Ebi Cafer, babasından, o Rebi‘den naklettiğine göre Rebi‘, “Kim Allah’ın nimetini kendisine geldikten sonra değiştirirse” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Kim Allah’ın nimetini kendisine geldikten sonra inkâr ederse.”
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…