Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin; umulur ki sakınırsınız.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Yâ (ey) eyyuhâ (siz) n-nâsu (insanlar) u‘budû (ibadet edin) rabbekum (Rabbinize) ellezî (o ki) halekakum (sizi yarattı) vellezîne (ve o kimseleri) min (önce) kablikum (sizden önce) le‘allekum (umulur ki siz) tettekûn (sakınırsınız)
Mukatil Tefsiri
“Ey insanlar! Rabbinize kulluk edin” buyruğu ile münafıklar ve Yahudiler kastedilmiştir; yani Rabbinizi birleyin. “Sizi yaratan” buyruğu, siz hiçbir şey değilken sizi yaratandır anlamındadır. “Ve sizden öncekileri” buyruğu ise geçmiş ümmetler demektir. “Umulur ki sakınırsınız” buyruğu, şirkten sakınmanız ve Allah Teâlâ’yı birlemeniz içindir; yani kendi yaratılışınızı ve sizden öncekilerin yaratılışını düşündüğünüzde Allah’ı birlemeniz için söylenmiştir.
Taberi Tefsiri
Ebû Ca‘fer dedi ki: Allah Teâlâ, biri hakkında uyarılsalar da uyarılmasalar da kendileri için eşit olduğunu, kalplerinin, kulaklarının ve gözlerinin mühürlenmesi sebebiyle iman etmeyeceklerini haber verdiği; diğeri hakkında ise diliyle “Allah’a ve ahiret gününe iman ettik” sözünü gösterdiği halde içinde bunun aksini gizleyerek Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya çalıştığını, kalbinde hastalık bulunduğunu ve ortaya koyduğu şeyin hakikati hakkında şüphe ettiğini bildirdiği iki topluluğa ve bunların dışında kalan bütün mükellef kullarına, itaatle kendisine boyun eğmelerini, rabliği yalnız O’na ayırmalarını, putlara, dikili taşlara ve sahte ilahlara değil yalnız O’na ibadet etmelerini emretmiştir. Çünkü O, onları da kendilerinden önceki babalarını ve dedelerini de, ayrıca onların putlarını, dikili taşlarını ve ilahlarını da yaratandır. Allah onlara şöyle demiş olmaktadır: Sizi, babalarınızı, dedelerinizi ve sizden başka bütün yaratılmışları yaratan; size zarar vermeye ve fayda sağlamaya gücü yeten zat, size hiçbir fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyen şeylerden daha çok itaate layıktır.
Bize rivayet edildiğine göre İbn Abbas da bu konuda bizim söylediğimiz anlama benzer bir açıklama yapmıştır. Ancak ondan nakledildiğine göre o, “Rabbinize ibadet edin” sözünün anlamı hakkında “Rabbinizi birleyin” demiştir. Biz daha önce bu kitabımızda ibadetin anlamının, itaatle Allah’a boyun eğmek ve teslimiyetle O’na karşı alçalmayı kabul etmek olduğunu açıklamıştık. İbn Abbas’ın, Allah’ın “Rabbinize ibadet edin” sözü hakkındaki “O’nu birleyin” açıklamasıyla kastettiği de inşallah şudur: İtaati ve ibadeti, Rabbinize, O’nun dışındaki bütün yaratılmışlardan ayrı olarak yalnız O’na tahsis edin.
Muhammed b. Humeyd bize rivayet etti ve şöyle dedi: Seleme, İbn İshak’tan, o Muhammed b. Ebî Muhammed’den, o da İkrime’den veya Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi: Allah, “Ey insanlar! Rabbinize ibadet edin” sözünü kâfirler ve münafıklar olmak üzere her iki topluluğa birden söylemiştir. Yani, “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinizi birleyin” demektir. Mûsâ b. Hârûn bana rivayet etti ve şöyle dedi: Amr b. Hammâd, Esbât’tan, o da Süddî’den bir haber içinde rivayet etti. Süddî bunu Ebû Mâlik’ten, Ebû Sâlih’ten, İbn Abbas’tan, Mürre’den, İbn Mes‘ûd’dan ve Nebi’nin ashabından bazı kimselerden nakletmiştir. Onlar, “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin” sözü hakkında şöyle demişlerdir: “Sizi ve sizden öncekileri yarattı” demektir.
Ebû Ca‘fer dedi ki: Bu ayet, Allah yardım vermeden güç yetirilemeyecek bir şeyle kulun mükellef tutulmasının, ancak Allah o mükellefe gerekli yardımı verdikten sonra caiz olacağını iddia edenlerin sözünün bozukluğuna en açık delillerdendir. Çünkü Allah, az önce anlattığımız kimselere, onların iman etmeyeceklerini ve sapıklıklarından dönmeyeceklerini haber verdikten sonra kendisine ibadet etmelerini ve küfürlerinden tövbe etmelerini emretmiştir.
Allah Teâlâ’nın “Umulur ki sakınırsınız” sözüne gelince, Ebû Ca‘fer dedi ki: Bunun tevili şudur: Sizi yaratan Rabbinize ibadet etmeniz, O’nun emir ve yasaklarında O’na itaat etmeniz ve ibadeti yalnız O’na tahsis etmeniz sayesinde, O’nun gazabından ve öfkesinden sakınasınız ve Rabbinin razı olduğu muttakilerden olasınız. Mücâhid, “Umulur ki sakınırsınız” sözünü “Umulur ki itaat edersiniz” diye açıklardı. İbn Vekî‘ bize rivayet etti ve şöyle dedi: Babam, Süfyân’dan, o İbn Necîh’ten, o da Mücâhid’den rivayet etti. Mücâhid, “Umulur ki sakınırsınız” sözü hakkında “Umulur ki itaat edersiniz” demiştir. Ebû Ca‘fer dedi ki: Benim zannıma göre Mücâhid’in bu sözüyle kastettiği şudur: Rabbinize itaat etmeniz ve sapıklığınızdan vazgeçmeniz sayesinde O’ndan sakınasınız.
Ebû Ca‘fer dedi ki: Eğer biri bize şöyle derse: “Allah Teâlâ nasıl ‘Umulur ki sakınırsınız’ buyurdu? Onlar Allah’a ibadet edip itaat ettiklerinde işlerinin nereye varacağını bilmiyor muydu ki, ‘Bunu yaparsanız belki sakınırsınız’ diyerek ibadetlerinin sonucunu şüphe ifade eden bir sözle haber verdi?” Ona şöyle cevap verilir: Bu söz senin zannettiğin anlamda değildir. Bunun anlamı şudur: Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, O’na itaat ederek, O’nu birleyerek ve rabliği ile ibadeti yalnız O’na ayırarak O’ndan sakınasınız. Şairin şu sözü de böyledir: “Bize, ‘Savaşları bırakın ki biz de bırakalım’ dediniz ve bize her türlü sağlam sözü verdiniz. Fakat biz savaşı bırakınca, sizin ahitleriniz çölde parlayan serap gibi oldu.” Şair burada “Belki biz de bırakırız” değil, “Biz de bırakalım diye” anlamını kastetmiştir. Çünkü burada “belki” şüphe anlamında olsaydı, onlar bu kadar sağlam sözler vermezlerdi.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…