Ancak tövbe edenler, kendilerini düzeltenler ve açıklayanlar müstesna; işte ben onların tövbelerini kabul ederim. Ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhametliyim.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
İllâ (ancak) ellezîne (o kimseler ki) tâbû (tövbe ettiler) ve (ve) aslahû (düzeldiler) ve (ve) beyyenû (açıkladılar) fe-ulâike (işte onlar) etûbu (tövbe kabul ederim) aleyhim (onların üzerine) ve (ve) ene (ben) t-tevvâbu (tevbeleri kabul edenim) r-rahîm (merhametliyim)
Mukatil Tefsiri
Allah, Yahudiler içinden iman edip küfürden dönenleri istisna etti. Bunlar amellerini düzelten ve Muhammed’in peygamberliğini insanlara açıklayan kimselerdir. Allah onların tevbesini kabul edeceğini ve kendisinin tevbeleri kabul eden, merhamet sahibi olduğunu bildirdi.
Taberi Tefsiri
Allah Teâlâ bununla şunu kastetmektedir: Allah ve lanet edenler, Allah’ın indirdiği kitapta açıklayıp insanlara bildirdiği Muhammed’in peygamberliği, vasfı ve niteliği hakkındaki bilgileri insanlardan gizleyen kimselere lanet ederler. Ancak bunlardan, gizledikleri şeyi terk edip dönüş yapanlar, Muhammed’e iman ederek, onun peygamberliğini kabul ederek, Allah katından getirdiklerini tasdik ederek, Allah’ın peygamberlerine indirdiği kitaplarda ona uyulmasını emrettiğini açıklayarak tövbe edenler müstesnadır. Ayrıca onlar, Allah’ın rızasını kazanacak salih amellerle kendi durumlarını düzeltirler; Allah’ın peygamberlerine vahyettiği ve kitaplarında kendilerine emanet ettiği bilgileri açıklarlar, gizlemezler ve saklamazlar. İşte bunlar, yani kendilerinden anlattığım bu işleri yapanlar var ya, onların tövbelerini kabul ederim; onları bana yönelen, itaetime dönen ve rızamı isteyen kullarım arasına katarım.
Sonra Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Ben Tevvâb’ım, Rahîm’im.” Bunun anlamı şudur: Ben, kullarımın benden yüz çevirmiş olan kalplerini tekrar bana döndürenim. İtaatimden uzaklaştıktan sonra onları yeniden sevgimi istemeye yöneltenim. Bana yöneldikten sonra onlara merhamet edenim; onları affımla kuşatır, benimle kendi aralarında işledikleri büyük suçları rahmetimin fazlıyla bağışlarım.
Eğer biri şöyle derse: “Tövbe eden kimsenin üzerine nasıl tövbe edilir? ‘Ancak tövbe edenler var ya, işte onların tövbelerini kabul ederim’ sözünün anlamı nedir? Tövbe eden bir kimse zaten tövbesi kabul edilmiş değil midir? Yahut tövbesi kabul edilmiş olan kimse zaten tövbe etmiş değil midir?” Ona şöyle cevap verilir: Bu iki durum birbirinden ayrılmaz. “Tövbeleri kabul edildi de tövbe ettiler” denilmesi ile “Tövbe ettiler de ben tövbelerini kabul ettim” denilmesi aynı anlama gelir. Bu üslubun benzerini kitabımızın önceki bölümlerinde açıklamıştık; burada tekrar etmeyi uygun görmedik.
Bu konuda tefsir ehli de bizim söylediğimiz gibi söylemiştir. Bişr b. Muâz bize rivayet etti, dedi ki: Yezîd bize rivayet etti, dedi ki: Saîd, Katâde’den Allah’ın “Ancak tövbe edenler, düzeltenler ve açıklayanlar…” sözü hakkında rivayet etti. Katâde şöyle dedi: “Onlar, kendileriyle Allah arasındaki durumu düzelttiler ve Allah’tan kendilerine gelen bilgileri açıkladılar; onları gizlemediler ve inkâr etmediler. İşte onların tövbelerini kabul ederim ve ben Tevvâb’ım, Rahîm’im.”
Yûnus bana rivayet etti, dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi. İbn Zeyd, Allah’ın “Ancak tövbe edenler, düzeltenler ve açıklayanlar…” sözü hakkında şöyle dedi: “Onlar, Allah’ın kitabında bulunan bilgileri müminlere açıkladılar ve kendilerine Peygamber’in durumu hakkında sorulan şeyleri gizlemediler.” Sonra şöyle dedi: “Bütün bunlar Yahudiler hakkındadır.”
Bazıları ise “açıklayanlar” sözünün anlamının, “ameli ihlaslı yapmak suretiyle tövbelerini açıklayanlar” olduğunu ileri sürmüştür. Fakat kitabın açık anlamı ve ayetin bağlamı bunun aksinedir. Çünkü bu ayetten önce onlar, Allah’ın Muhammed’in durumu ve dini hakkında kitabında açıkladığı şeyleri gizlemeleri sebebiyle kınanmışlardı. Daha sonra Allah, Muhammed’in durumunu ve dinini açıklayan, inkâr ve gizleme hâlinden tövbe edenleri istisna etmiş ve onları Allah’ın ve lanet edenlerin lanetine uğrayan kimselerin azabından çıkarmıştır. Kınama, onların ihlaslı amel ile tövbelerini açıklamamalarından dolayı değildi.
Allah’ın, “İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti gizleyenler…” ayetinde istisna ettiği kimseler ise Abdullah b. Selâm ve onun gibi kitap ehlinden olup İslam’a giren, İslam’ı güzel yaşayan ve Resulullah’a uyan kimselerdir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…