"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Bakara 152

Öyleyse beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, bana nankörlük etmeyin.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe-uzkurûnî (beni anın) ezkurkum (ben de sizi anayım) ve (ve) şkurû (şükredin) lî (bana) ve (ve) lâ (sakın) tekfurûn (nankörlük etmeyin)

Mukatil Tefsiri
Allah, müminlere kendisini itaatle anmalarını emretti ve onları hayırla anacağını bildirdi. Kendilerine verilen nimetlerden dolayı Allah’a şükretmeleri, bu nimetleri inkâr etmemeleri emredildi. Bu nimetlerin başında da içlerinden bir peygamber gönderilmesi gelmektedir.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın bu buyruğunun anlamı şudur: Ey müminler! Bana itaat ederek, size emrettiğim şeyleri yerine getirip yasakladıklarımdan sakınarak beni anın ki ben de sizi rahmetim ve mağfiretimle anayım.

Nitekim İbn Humeyd bize rivayet etti; dedi ki: İbn Mübarek bize rivayet etti; o da İbn Lehia’dan, o da Atâ b. Dînâr’dan, o da Saîd b. Cübeyr’den rivayet etti ki o, “Beni anın ki ben de sizi anayım” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Beni itaâtimle anın, ben de sizi mağfiretimle anayım.”

Bazıları ise bu ayeti övgü ve sena ile anmak şeklinde tevil etmiştir.

Müsennâ bana rivayet etti; dedi ki: İshak bize rivayet etti; dedi ki: İbn Ebî Cafer, babasından, o da Rebî’den rivayet etti ki Rebî, “Beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Allah, kendisini ananı anar; kendisine şükredenin nimetini artırır; kendisine nankörlük edene ise azap eder.”

Musa bana rivayet etti; dedi ki: Amr bize rivayet etti; dedi ki: Esbat, Süddî’den rivayet etti. Süddî şöyle dedi: “Hiçbir kul yoktur ki Allah’ı ansın da Allah onu anmasın. Mümin Allah’ı anarsa Allah onu rahmetiyle anar; kâfir anarsa onu azabıyla anar.”

“Bana şükredin, nankörlük etmeyin” buyruğunun tefsiri ise şöyledir:

Allah Teâlâ bununla şöyle buyurmaktadır: Ey müminler! Size İslam nimetini vermem, peygamberlerim ve seçkin kullarım için koyduğum dine sizi hidayet etmem sebebiyle bana şükredin.

“Nankörlük etmeyin” buyruğu ise: Size yaptığım ihsanı inkâr etmeyin demektir. Yoksa size verdiğim nimeti elinizden alırım. Bilakis bana şükredin ki size nimetimi artırayım, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım ve razı olduğum kullarımı ulaştırdığım hidayete sizi de ulaştırayım. Çünkü ben mahlûkatıma şu vaatte bulundum: Bana şükredeni artırırım; bana nankörlük edeni ise mahrum bırakır ve verdiğimi ondan çekip alırım.

Araplar “Sana öğüt verdim” anlamında “nasah-tu leke” ve “Sana şükrettim” anlamında “şekertu leke” derler; “nasah-tuke” demeleri pek yaygın değildir. Bununla beraber bazen “şekertuke” ve “nasah-tuke” de derler. Şairin şu sözü buna örnektir:

“Onlar sizin üzerinizde hem sıkıntıyı hem nimeti topladılar;
Hiç değilse savaşmıyorsan o topluluğa şükretseydin!”

Nâbiğa da “Sana öğüt verdim” anlamında şöyle demiştir:

“Ben Benî Avf’a öğüt verdim ama kabul etmediler;
Elçim de, vasıtalarım da onların yanında fayda vermedi.”

Daha önce şükrün, kişinin güzel fiilleri sebebiyle övülmesi anlamına geldiğini; küfrün ise bir şeyi örtmek anlamına geldiğini açıklamıştık. Bu sebeple burada yeniden açıklamaya gerek yoktur.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/bakara-151/,https://kutsalayet.de/bakara-153/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız