Kitap ehlinden ve müşriklerden inkâr edenler, Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah büyük lütuf sahibidir.
Diyanet Vakfı
(Ey müminler!) Ehl-i Kitaptan kafirler ve putperestler de Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
Kurtubi Tefsiri
Ehli kitaptan olsun müşrikler olsun, (bütün) kâfirler Rabbinizden üzerinize hiçbir hayrın indirilmesini istemezler. Allah ise rahmetini dilediğine has kılar. Allah büyük lütuf sahibidir.
“Ehl-i kitaptan olsun, müşriklerden olsun (bütün) kâfirler Rabbinizden üzerinize hiçbir hayrın indirilmesini istemezler” böyle bir şeyi arzulamazlar. Bu kelimeye (istemek anlamına gelen “vur” kelimesine) dair açıklamalar daha önceden (96. âyet-i kerimede) geçmiş bulunmaktadır. Müşrikler kelimesinin şeklinde ve Kâfirler” kelimesine atfedilerek okunması da -en-Nehhâs’a göre- caizdir. O takdirde mana: “Ehl-i Kitap’tan olan kâfirler de müşrikler de Rabbinizden üzerinize hiçbir hayrın indirilmesini istemezler” şeklinde olur.
“Allah ise rahmetini dilediğine has kılar.” Ali b. Ebî Tâlib (radıyallahü anh) der ki:
“Rahmetini” yani nübüvvetini
“dilediğine has kılar.” Allah bu rahmetini özel olarak Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’e tahsis etmiştir. Kimileri de rahmetten kasıt Kur’ân-ı Kerîm’dir derken; şöyle de denilmiştir:
Bu âyet-i kerimede sözü edilen “rahmet” yüce Allah’ın geçmiş ve gelecek kullarına bağışlamış olduğu bütün rahmet türlerini kapsayan genel bir ifadedir.
Rikkat gösterip inceldiği takdirde Merhamet etti, merhamet eder, denilir. İbn Fâris’e göre ruhm, merhamet ve rahmet aynı anlamdadır. Allah’ın kullarına rahmeti ise onlara nimetler bağışlaması, onları affetmesidir. “Allah büyük lütuf sahibidir.”