Kitap ehlinden inkâr edenler de müşrikler de Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Oysa Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah büyük lütuf sahibidir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Mâ (istemiyor) yevaddü (istemiyor) ellezîne (o kimseler ki) keferû (inkâr ettiler) min (kitap ehlinden) ehli (ehlinden) l-kitâbi (kitap) velâ (ve ne de) l-muşrikîn (müşrikler) en (ki) yunezzele (indirilsin) ‘aleykum (size) min (bir hayır) hayrin (bir hayır) min (tarafından) rabbikum (Rabbinizden) ve (ve) llâhu (Allah) yahtassu (seçer) bi-rahmetihî (rahmetiyle) men (dilediğini) yeşâ’ (diler) ve (ve) llâhu (Allah) ذو (sahibidir) l-fadli (lütfun) l-‘azîm (büyük)
Mukatil Tefsiri
Bunlar arasında Kays b. Amr ve Âzâr b. Yenhum da vardı. Ensar, Yahudilerden dostları olan kimseleri İslam’a davet etmişti. Bunun üzerine Yahudiler Müslümanlara: “Sizin çağırdığınız şey, bizim üzerinde bulunduğumuzdan daha hayırlı değildir. Keşke sizin dediğiniz gibi olsaydı da siz hidayet üzere bulunsaydınız.” dediler. Bunun üzerine Allah onları yalanladı ve şöyle buyurdu:
“Kitap ehlinden inkâr edenler de müşrikler de Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler.” Yani size vahiy, peygamberlik ve İslam’ın verilmesini istemezler.
“Allah ise rahmetini dilediğine verir.” Buradaki rahmet, İslam dinidir. Benzeri şu ayettir: “Dilediğini rahmetine sokar.” (İnsan 31) Yani İslam dinine sokar. Allah müminleri dini için seçmiştir.
“Allah büyük lütuf sahibidir.” Yani onları dini için seçip ayırmıştır.
Taberi Tefsiri
“Onlar istemezler” sözüyle Allah, “sevmezler, hoşlanmazlar” anlamını kastetmektedir. Arapçada “vedde” fiili; sevmek, istemek anlamında kullanılır. “Vedde fulânun kezâ” denilir; yani “falanca bunu sevdi, istedi.” Bunun mastarı “vudd”, “vedd” ve “mevedde” şeklinde gelir. “Müşrikler” kelimesi ise “Ehl-i kitap” üzerine atfedildiği için cer mahallindedir. Buna göre ayetin anlamı şöyledir: “Ehl-i kitaptan inkâr edenler ve müşrikler, Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler.”
“En yunezzele” ifadesindeki “en” harfi, “yeveddu” fiiline bağlı olduğu için nasb edilmiştir. Daha önce başında olumsuzluk bulunan cümlelerde “min” harfinin hangi anlamda kullanıldığını açıkladığımızdan burada tekrar etmeye gerek yoktur.
Buna göre ayetin te’vili şöyledir: Ehl-i kitaptan inkâr edenler ve putlara tapan müşrikler, Allah katından size bir hayır indirilmesini istemezler. Müşrikler ile kitap ehlinin inkârcıları, Allah’ın Muhammed’e indirdiği Furkan’ın, hükümlerinin ve ayetlerinin müminlere indirilmesini istemiyorlardı. Yahudiler ve onlara uyan müşrikler bunu, müminlere karşı duydukları haset ve azgınlık sebebiyle istemediler.
Bu ayette, Allah’ın müminleri kitap ehli ve müşrik düşmanlarına güvenmekten, onların sözlerine kulak vermekten ve kendilerine öğüt veriyormuş gibi sundukları şeyleri kabul etmekten men ettiğine dair açık bir delil vardır. Çünkü Allah, kitap ehli ile müşriklerin içlerinde müminlere karşı kin ve haset taşıdıklarını, dilleriyle bunun aksini söyleseler bile gerçekte ne gizlediklerini müminlere bildirmiştir.
“Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah büyük fazilet sahibidir” sözüne gelince:
Allah’ın “Allah rahmetini dilediğine tahsis eder” buyruğunun anlamı şudur: Allah, dilediği kimseyi peygamberlik ve risaletle seçer; kullarından dilediğine elçilik verir. Sevdiği kimseleri iman nimetiyle üstün kılar ve onları hidayete erdirir. Allah’ın onları rahmetiyle özel kılması, bu nimeti başkalarından ayırıp yalnızca onlara vermesidir.
Allah’ın peygamberlerini göndermesi ve kullarından dilediğini hidayete erdirmesi, o kullarına yönelik bir rahmettir. Çünkü onları bu sayede kendi rızasına, sevgisine, cennete ulaşmaya ve övgüsüne layık olmaya eriştirir. Bunların hepsi Allah’ın kullarına olan rahmetidir.
“Allah büyük fazilet sahibidir” sözü ise, kulların din ve dünya işlerinde elde ettikleri bütün hayırların başlangıçta Allah’tan gelen bir lütuf ve ihsan olduğunu bildirmektedir. Bu nimetler kulların Allah üzerinde hak ettikleri şeyler değildir; tamamen Allah’ın fazl ve ihsanıdır.
Allah’ın “Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah büyük fazilet sahibidir” buyruğunda, kitap ehline yönelik üstü kapalı bir cevap da vardır. Allah, Muhammed’e ve ona iman edenlere verdiği hidayetin kendi lütfu olduğunu bildirmekte; nimetlerinin temennilerle elde edilmeyeceğini, bunların kendi dilediği kullarına verdiği bağışlar olduğunu açıklamaktadır.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…