"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Bakara 103

Eğer onlar iman edip sakınsalardı, Allah katından verilecek sevap daha hayırlı olurdu; keşke bilselerdi.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve (ve) lev (eğer) ennehum (onlar) âmenû (iman etselerdi) vettekav (ve sakınsalardı) le-mesûbetun (elbette bir karşılık) min (tarafından) ‘indillâhi (Allah katından) hayrun (daha hayırlı) lev (keşke) kânû (olsalardı) ya‘lemûn (bilenler)

Mukatil Tefsiri
Sonra Yahudilere şöyle denildi: Eğer Muhammed’i tasdik edip şirki terk etselerdi, Allah katındaki mükâfatları sihir ve küfürden daha hayırlı olurdu. “Mesûbe” burada sevap ve karşılık anlamındadır. Benzeri şu ayettedir: “De ki: Allah katında karşılık bakımından bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi?” (Mâide 60).

Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın “Eğer onlar iman edip sakınsalardı…” sözüyle kastettiği şudur: Eğer iki melekten kişi ile eşi arasını ayıracak şeyi öğrenenler iman etseler, Allah’ı, elçisini ve Rablerinden kendilerine geleni doğrulasalar; Rablerinden sakınıp ondan korksalar, onun azabından çekinseler, farzlarını yerine getirerek ona itaat etseler ve günahlarından uzak dursalardı, Allah’ın imanları ve takvaları sebebiyle onlara vereceği karşılık ve sevap, onlar için sihirden ve sihirle elde ettikleri kazançtan daha hayırlı olurdu. Eğer Allah’ın bu sebeple onlara vereceği sevabın sihirden ve sihirle kazandıkları şeylerden daha hayırlı olduğunu bilselerdi, elbette bunu tercih ederlerdi.

Yüce Allah “Eğer bilselerdi” sözüyle onlardan bilgiyi kaldırmıştır; fakat burada onların bilmedikleri şey, Allah’ın sevabının miktarı ve ona itaat karşılığında vereceği mükâfatın derecesidir.

“Mesûbe” kelimesi Arap dilinde “bir kimseyi ödüllendirmek” anlamındaki “esâbtüke isâbeten, sevâben ve mesûbeten” sözünden gelen bir mastardır. Bunun aslı “sana bir şey geri döndü” anlamındaki “sâbe ileyke’ş-şey’” sözündendir. Sonra “onu sana geri döndürdüm ve iade ettim” anlamında “esebtühû ileyke” denilmiştir. Bir kişinin başka bir kişiye hediye ve benzeri şeyler karşılığında karşılık vermesi de, ona o şeyin yerine bir bedel döndürmesi ve ona karşılık iade etmesi anlamına gelir. Daha sonra bir kimsenin yaptığı amel, verdiği hediye veya daha önce yaptığı bir iyilik sebebiyle kendisine karşılık veren herkes için “müsîb” denilmiştir. Allah’ın kullarına amelleri karşılığında verdiği sevap da bu anlamdadır; yani onlara yaptıkları amele karşılık bedel ve mükâfat vermesidir. Böylece onların Allah için yaptıkları amelin karşılığı kendilerine dönmüş olur.

Basra nahivcilerinden bazıları, “Eğer onlar iman edip sakınsalardı, Allah katından bir sevap elbette daha hayırlı olurdu” sözünde, cümlenin cevabının zikredilmediğini ve sözün anlamının delâletle anlaşıldığını iddia etmiştir. Onlara göre anlam şudur: “Eğer onlar iman edip sakınsalardı, elbette sevaplandırılırlardı.” Fakat “mesûbe” hakkındaki haber, “elbette sevaplandırılırlardı” sözünü ayrıca zikretmeye ihtiyaç bırakmamıştır.

Basra nahivcilerinden bazıları ise bunu kabul etmez ve “Eğer onlar iman edip sakınsalardı…” sözünün cevabının “Allah katından bir sevap…” ifadesi olduğunu söylerdi. Ona göre “lev” edatı, anlam bakımından “le-in” edatına yakın olduğu için “mesûbe” ile cevaplanmıştır. Çünkü ikisi de şart anlamı taşır ve ikisinin cevabı da imana bağlıdır. Bu yakınlık sebebiyle birinin cevabı diğerinin yerine kullanılmıştır. Normalde “lev” geçmiş zaman fiiliyle, “le-in” ise gelecek zaman fiiliyle cevaplanır. Fakat aralarındaki anlam yakınlığı sebebiyle “lev”e “le-in” cevabı, “le-in”e de “lev” cevabı getirilebilmiştir. Bu görüş sahibi, ayetin anlamını şöyle yorumlardı: “Eğer onlar iman edip sakınırlarsa, Allah katından bir sevap elbette daha hayırlıdır.”

“Mesûbe” kelimesinin te’vili konusunda bizim söylediğimizi tefsir ehli de söylemiştir. Hasan b. Yahyâ bize rivayet etti; dedi ki: Abdürrezzâk bize haber verdi; dedi ki: Ma‘mer bize Katâde’den, “Allah katından bir mesûbe” sözü hakkında rivayet etti. Katâde dedi ki: “Allah katından bir sevap” demektir. Yûnus bana rivayet etti; dedi ki: Amr bize rivayet etti; dedi ki: Esbât, Süddî’den rivayet etti. Süddî, “Eğer onlar iman edip sakınsalardı, Allah katından bir mesûbe…” sözü hakkında şöyle dedi: “Mesûbe, sevaptır.” Müsennâ bana rivayet etti; dedi ki: İshak bize rivayet etti; dedi ki: İbn Ebî Ca‘fer bize, babasından, o da Rebî‘den rivayet etti. Rebî‘, “Eğer onlar iman edip sakınsalardı, Allah katından bir mesûbe elbette daha hayırlı olurdu” sözü hakkında şöyle dedi: “Allah katından bir sevap demektir.”

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/bakara-102/,https://kutsalayet.de/bakara-104/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız